Makale Yaz
hakocbb
Bu haberi yazdır
Saraydan Manzaralar....
 May
26
 2014

G.Saray Spor Kulübü bu gün itibarıyla gelirleri açısından Türkiye nin en büyük gücü durumundadır. Buna rağmen gelir gider dengesizliği sebebiyle adımız son çeyrek asırda çok alışık olduğumuz üzere yine bir çok sportif maddi skandala konu oluyor. Oysa Ünal Aysal yönetimine gerçekten çok ciddi avantajlarla devredilmiş bir kulüp vardı. Mali kongre de ibra edilmeyen Adnan Polat başkan tüm sorunlara karşın 40 milyon doların üzerinde bir yatırım yaparak kulübe ait 2 şirketi birleştirmişti. Ayrıca 33 milyon dolar gibi bir yatırımla çoğunluğu AİG adlı firmada bulunan %21 lik bir hisse senedini de kulübe kazandırmıştı. Üstelik bunlar yapılırken de hiç bir sermaye arttırımına gidilmemişti. İbra edilmeyen kongrede kulübün net borcu 157 milyon USD ,borç alacak farkı ise 116 milyon USD olarak açıklanmıştı.

Şimdi bunların ne anlama geldiğini kavramakta zorluk çeken dostalara kısaca bir açıklama yapalım. Şirket birleşmesi ile G.Saray Spor Kulübü kasasından her yıl çıkması gereken 19 - 25 milyon dolar arası bir para kulübe kaldı. Geri alınan hisse senetlerinin değerini ise şöyle açıklayalım. Adnan Polat başkanın kulübe geri kazandırdığı senetlerin toplamı %20.8 ,kulüpten ödenen para ise 33.4 milyon dolardı. Ünal Aysal başkan ilk döneminde sıcak para akışını sağlamak amacıyla sattışını yaptığı %5.2 lik hisse senedinden elde ettiği gelir ise 21.2 milyon dolardı. Yani çok basit bir bakış açısıyla Ünal Aysal yönetimi daha evvel Mehmet Cansun ,Özhan Canaydın ,Adnan Polat gibi isimlerin her mali yıl sonunda ödemek zorunda kaldıkları 20 milyon gibi bir yükü hiç taşımadı. Bunun yanında Faruk Süren başkan döneminde kasamızdan çıkan % 21 gibi bir hisse senedi de Ünal başkanın kasasındaydı. Bundan da gerektiği dönemlerde elini rahatlatacak ciddi bir gelir elde etti. Ayrıca Ünal Aysal diğer geçmiş yönetimlerin aksine TT Arena stadı sayesinde son derece önemli bir gişe geliri şansını da kullanmıştır.

Seveni de olur sevmeyeni de ,herkesin fikri kendini bağlar. Sportif açıdan son derece başarısız olduğunu asla tartışmayacağım Adnan Polat bütün bunlara rağmen ekonomik açıdan kulübe gerçek anlamda çağ atlatmıştır. Benim bakış açıma göre kendisini yok eden ,G.Saray tarihinde hiç bir başkana reva görülmemiş terbiyesizliğe ,vefasızlığa mahkum eden ,inadı ve Adnan Sezgin aşkı sayesinde perişan ettiği futbol takımından ziyade ekonomik anlamda yaptığı devrim niteliğinde ki hamlelerdir. Çünkü müzesinde Avrupa kupası olan ,gelirleri hayallerin bile üstüne çıkmış ,önü açılmış bir G.Saray ı asla ve asla Mekteb-i Sultani dışından kimse yönetemez. Kimilerinin duayen ,kimilerinin derin G.Saray dedikleri Can- İnan Kıraç biraderlerin başını çektiği liseci zihniyet böyle bir şeye asla müsaade edemezdi ve etmedi de.

Adnan Polat bütün bu işleri öyle 3-5 ayda yapmadı elbette. Neredeyse 2-3 yıla uzanan itirazlarla ,mahkemelerle dolu bir sürecin sonunda başardı bu işleri. Elbette kendi başkan olarak idari işlere bu denli dalmışken sportif branşları da çok güvendiği isimlere emanet etti. Sonuçt bir spor kulübünde yönetimlerin kaderi spor branşlarında özellikle de futbolda elde edilenbaşarılara bağlıdır. Adnan Sezgin in sonu gelmez hataları başkanın da sonu gelmez inadı ile liseci zihniyetin bitmez tükenmez entrikaları bir araya gelince maalesef kaçınılmaz olan vuku buldu. Oysa Adnan Polat idari işlere yeterince mesai harcadığına karar vermiş ve daha evvel son derece başarılı olduğu futbol şubesini kendi himayesine almaya başlamıştı. Bu doğrultu da sezon sonu sözleşmeleri bitecek olan Selçuk İnan ve Johann Elmander ile ön sözleşmeleri bile yapmıştı. 

Ünal Aysal ı G.Saray başkanı yapabilmek amacıyla kulübün yönetmeliği değiştirildi. Kendisi sadece 5 senedir G.Saray kongre üyesidir ve daha önce yönetimlerin hiç bir kademesinde görev almamıştır. Son 35 senesini yurt dışında geçiren bir vatandaşımız olduğu için G.Saray lisesi mezunu olduğu halde doğal olarak aidatları da yatırılmamıştır. Kendisinin kişiliğini ,G.Saraylılığını yargılamak bana düşmez. Belki iyidir belki kötü ,belki doğrudur belki yanlış ama şu inkar edilemez bir gerçektir ki 2011 Mayıs ayına kadar G.Saray a sizin ya da benim kadar bir yararı bile dokunmamıştır. Tepeden inmiş ve bulunduğu makamı hak etmek için hiç bir şey yapmamıştır.

Ünal Aysal ilk dönemlerinde Ali Dürüst ve Abdürrahim Albayrak sorumluluğunda Fatih Terim patentli başarılarla kendini rüyalar aleminde buldu. Öyle ya kendisi iş hayatında önemli başarılar elde etmiş ,büyük paralar kazanmış başarılı bir karakterdi. Elbette son yıllarda dibe vurmuş takımın böylesine yükselmesi ,zirvelere çıkması da başta kendi başarısı olmalıydı. TV. kameralarına ,mikrofonlara hiç hayır demedi. Ancak eksik olan ,ters giden ,rahatsız eden bir şeyler vardı. Önünde ki engelleri ,kendisine gerekmediği halde akıl verenleri ,başarıda başrolü elinden alanları yok etmeliydi. Öyle de yaptı. Ancak evdeki hesap yine çarşıya uymadı. Bu sefer de başrolü kaptı ama başarıyı kaybetti. 

Şimdi gazeteler de ,televizyonlar da ,haber sitelerin de takip ediyoruz ki profesyonel şubelerde ki profesyonel sporcular aylardır para alamıyorlarmış. Futbol takımında Hajroviç ile patladı bomba. Ortaya çıktı ki Drogba ile Sneijder in haricinde hiç kimse ödemelerini zamanında alamıyor. Mancini de hariç elbette. Mesela Muslera da 2 ay gecikme var ,Selçuk ve Burak da 5 ay. Sabri ,Umut ,Hakan gibi oyuncuların ise 2013 senesinden alacakları mevcut. Basketbol takımına bakıyorsunuz takımda 8 aydır tek kuruş almamış oyuncular var. Arroyo 3 aydır ödenmeyen parası nedeniyle isteksiz çıkıyor maçlara. Üstelik basketbol takımı sponsor desteğiyle kurulmuş bir ekip. Yani sponsor olan Liv Hospital gurubundan alınan para gitmesi gereken yerlerin dışına harcanmış ve harcanıyor. 

Bir G.Saray taraftarı olarak rahmetli Canaydın ya da Polat başkanın döneminde sıkça yaşadığımız bu duruma üzülmekle beraber katlanıyordum. Ancak sayın Aysal ın bu kulübe ve taraftara bunları yaşatmaya hiç hakkı yoktur. Bu kulübe son 2 sezonda sadece Şampiyonlar Ligi oynadığı için 60 milyon euro para Uefa dan geldi. Arena stadı sayesinde maç başı gelir ortalaması 1 milyon dolara dayandı. Elde edilen başarılar sonucu sponsor gelirleri yılda 25 milyon dolara yükseldi. Geçmiş yıllarda kulübün kasasından çıkan yıllık ortalama 20 milyon dolar gibi bir para kulüp kasasına bırakıldı. Geçmiş yönetim tarafından kulübe kazandırılan hisselerin değeri ortada. Şimdi bana bu haberleri okutmaya ,canımı sıkmaya ne Ünal başkanın ne de başkasının hakkı vardır artık. Nasıl olurda bunca gelir artışına rağmen kulübün borcu 157 milyon dolardan 261 milyon dolara ,borç alacak farkı ise 116 milyo dolardan 212 milyon dolara çıkar ? Yıllık geliri 100 milyon doların üstüne çıkmış bir kurum eğer böyle haberlere muhatap ediliyorsa hiç kimse iyi yönetildiği masalları anlatmayacak.

Benim için kişiler hiç bir zaman birinci derece önemli olmadı. Beni ilgilendiren G.Saray a verdiği hizmettir ,yaptığı iştir ,getirdiği başarı çizgisidir. G.Saray kültürüne ,etiğine ,değerine kattıklarıdır. Benim gözlediğim Ünal Aysal geçmiş yönetimin ektiklerini biçen ,yaptıklarını yiyen bir hazırcıdır. Mutlaka iyi ve başarılı bir iş adamıdır kendisi ama asla iyi bir spor yöneticisi değildir. İyi bir eğitim almış ,Avrupa da kendisini geliştirmiş bir insandır illaki ,ancak 109 yıllık kültüre ,geleneğe ,etiğe ,saygı ve sevgi temeline hiç uymayan bir kişiliktir. 





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2020
  2019
  2018
  2017
  2016
  2015
  2014
  2013
  2012
  2011
Son Girilen Makaleler
ayhandayan
| 20 Eylül 2020 |
bin-dokuz-yuz-bes
| 27 Ağustos 2020 |
veratisx
| 25 Ağustos 2020 |
veratisx
| 16 Ağustos 2020 |
En çok yorumlananlar
Blog bulunmuyor...
TÜMÜ
WEB ASLAN