Makale Yaz
hakocbb
Bu haberi yazdır
Herkesin Görevi Var....
 May
13
 2014

Bu sezon artık bitti diyebiliriz sanırım. Bu saatten sonra şu şunu yaptı bu bunu yapmadı demenin bir yararı yok. Artık bu günü geçmiş sayıp geleceğe doğru adımlar atmak gerekiyor. Elbette dünü bu günü unutmadan ,doğrulara devam edip yanlışlardan ders alarak. Önümüzde ki sezon 4. yıldızı önce takmak ve bir sonra ki sezon şampiyonlar ligine direk katılmak adına çok zor bir yarış olacak. Bu sebeple ne yönetimin ne teknik ekip ve futbolcuların ne de taraftarın en küçük bir hata payı olmayacak.

Yönetime düşen ilk vazife takımın başına getirdiği ya da getireceği teknik adamın sonuna kadar arkasında durmak. Eğer bu isim Mancini ise tüm isteklerini yerine getirip tam kadro halinde sorunsuz bir yaz kampı dönemini İtalyan hocaya sağlamak. Yok başka bir teknik adam ise en geç 15 Hazirana kadar anlaşıp onun istediklerini eksiksiz yerine getirmek ve aynı kusursuz kamp programını hocaya sağlamaktır. Bu sayede yarın hiç kimsenin şikayete ,bahaneye hakkı olmaz. 

Teknik adam olarak Mancini nin kalacağını düşünürsek Ünal Aysal ın hocayla açık bir şekilde ülkenin ve G.Saray ın tüm gerçeklerini konuşması gerekir. Sonuçta bu ülkede hiç bir takım hocanın zamanında M.City de yaptığı Aquero ,Tevez benzeri 70-80 milyon euroluk transferin altına giremez. Ancak bu demek değildir ki madem Robben i alamıyorum Hajroviç i alıp parayı sokağa atayım. 

İş dönüp dolaşıp transfere geliyor. Bir kere transferi 2yönlü olarak görmek lazım. Elinde zaten 30 futbolcu var ,kiralık olanları da hesaplarsak şu an bonservisi elimizde olan 35 in üstünde sözleşmeli oyuncumuz mevcut. Doğru bir kadro yapılanması için bu sayı 24 en fazla 26 olmalıdır. Yani bizim asıl transferimiz kullanmayacağımız oyuncuları kulübe en yararlı olacak şekilde satmak ve ya takasta kullanmak olacaktır. Şaka değil ,Sercan ,Yiğit ,Amrabat ,Engin ,Dany gibi oyunculara ödenen paraların hiç olmazsa bir kısmını geri kazanmak şart olmalı. Elbette hocanın muhtemelen kafasından sildiği Hajroviç ,Ontivero ,Salih ,Umut Gündoğar ,Eboue ,Gökhan gibi oyuncularda alınabilecek maximum kazanç karşılığında gönderilmelidir. Drogba nın zaten sözleşmesi bitiyor ,Burdisso ise kiralıktı. Eğer Mancini kalacak ise yönetim bir oldu bittiye getirip Ceyhun u da isteyene verse çok makbule geçer. Bruma ise iyileşip 1 sene Avrupa da iyi bir takımda kiralık oynasa çok iyi olur. Çünkü bizde kontenjan yüzünden her yabancı % 100 hazır olmalıl ,tam verim sağlamalıdır.

Biz hala yabancı sınırlamasının kavgasını verirken toplasan kadrode 3 tane yabancıdan verim almışız. Çıkartalın Muslera ,Melo ve Sneijder i diğerlerinin yokluğu ile varlığı arasında ne fark gördük ? Mesela İzet sakatlansa ,Chedjou cezalı olsa ,Telles kadro dışı bırakılsa ,Drogba Katar da tedaviye gidip dönmese hafta sonunda kim eksik diye görür takım sahaya çıktığında ? Yabancı dediğin fark yaratmayacaksa ,takıma sınıf atlatmayacaksa hiç olmasın daha iyi. Madem o kadar para vereceğiz her biri Muslera ,Melo ,Sneijder kadar verimli olacak ,fark yaratacak. Bakın son Trabzon maçına ,futbol ve pozisyon olarak iki takım arasında ne fark gördünüz ? Hiç bir fark yoktu ,sadece onlarda Yusuf un yapamadığının daha zorunu biz de Sneijder yaptı. Onlarda Onur un kurtaramadığını bizde Muslera kurtardı. Ama o maçı bile Telles tehlikeye sokmayı başardı bir ara.

Benim şahsi görüşüme göre yönetim gelecek sezon için de Roberto Mancini ile devam edecektir. Çünkü başkan ve yakın çevresi kendisini getirmek için gerçekten çok emek verdiler ,çok ciddi riskleri göze aldılar. Bir kere kimse kimseye masal anlatmasın artık ,olan oldu ,giden gitti. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ayrı ama Mancini ismi Avrupa  hatta dünya futbolunda ciddi ve saygın bir marka. Öyle 6.hafta hocanı gönder 7.hafta Mancini çıksın takımın başında olacak iş değil. Roberto Mancini ile en az 2 aydır görüşmeler yapılıp anlaşma sağlanmıştı zaten. Bu sebeple Mancini den vaz geçeceklerini üstelik ciddi bir tazminatı göze alacaklarına inanmıyorum. Yapılanları ve yaşananları doğru bulmasam da ben olsam ben de hocanın arkasında dururdum. Ancak asıl önemli olan Mancini nin yanına gerektiğinde onunla kavga bile edebilecek ,yanlışlarını söyleyecek bir yardımcı vermeleridir. Bu isim Tugay Kerimoğlu değil maalesef. Takım ile yönetimin arasına da köprü görevi yapacak ,futbolculara gerçekten çok yakın olacak bir isim getirilmelidir. Ulfaluji gibi gölge adam değil , Abdürrahim Albayrak ,Haldun Üstünel gibi gerçek bir futbol şube sorumlusu. Bunların haricinde hoca yardımcı antrenör ,kondisyoner filan kiminle çalışmak istiyorsa o imkanı vermek gerekir.

Yönetimin diğer önemli görevi de daha ilk haftadan başlayarak federasyonun ve hakemlerin her kararlarını en ince ayrıntısına kadar takip edip gereken her durumda masaya yumruğunu vurmak olmalıdır. Asla en ufak bir gevşeme ,taviz ve tolerans göstermemek kaydıyla ilk haftadan son düdüğe kadar Demokles in kılıcı gibi Demirören ve MHK nın başında sallanmaktır. Çünkü gelecek sene bu iş yine ebedi düşmanımızla bizim aramızda geçer ve yine biz Avrupa kupasına konsantre olurken onlar için tek hedef Türkiye ligi olacaktır.

Mancini ise artık gerek Türkiye ligini gerek ise G.Saray ı tanıyor. Sayılara takılmamak gerek demesini sonuna kadar desteklerim. Sonuçta bu oyun kağıt üzerinde oynanmıyor. Farklı arayışların içinde olmasına da bir itirazım yok. Ancak artık rakiplere göre bir şablon çıkartıp takımla bu kadar fazla oynamaktan vazgeçmesi de şart. Farklı mevkilerde oynayabilen oyunculara sahip olmak mutlak surette her teknik direktör için önemli avantajdır. Ancak iyi ve güçlü takımlar mümkün mertebe yerinin iyi ve orjinal oyuncularıyla oynar. Doğrusu kötü de olsa Eboue dururken ,Telles in oynadığı 11 de sol bek olarak Sabri kullanılırken Semih in sağ bek oynaması ne yaparsa yapsın rahatsız ediyor. Tıpkı sezon boyunca Burak ın kanat oynaması ,Selçuk tan ön libero yaratılması ,Sneijder in kanatlara hapsedilmesi gibi. Elbette istisnai durumlar olacaktır ,maçlar çok ve ağır ,sakatlıklar ,cezalar olacaktır. Yeri geldi Kewell bile stoper oynadı. Ancak mecburiyetler durumunda bunlar olmalıdır. Hadi diyelim Eboue yabancı kontenjanına takıldı ,Sabri var orada ,Veysel var ,Salih bile var. Daha da olmadı Bayern de ,Real Madrid de bile sağ bek oynamış Hamit var. Hoca bunlardan vazgeçmek zorunda. Elinde ki oyuncuları sakatlık olmadıktan sonra iyi ve hazır durumda tutmak da zaten onun başlıca görevi.

Kusura bakmayın ama ben Hajroviç i ,Burdisso yu ,Salih i ,Umut Gündoğan ı ,Ontivero yu filan Roberto Mancini nin bir kere bile izlediğini hiç sanmıyorum. Hadi Ontivero çok genç ve geleceğe dair ümit veriyor. Ancak G.Saray pişeceği yer olamaz. Verirsin Avrupa da oynayacağı bir kulübe gelişir ve alırsın geriye. Madem toplamda 6 yabancı forma giyecek her biri görev alanlarında bir Melo ,bir Muslera bir Sneijder katkısı vermelidir. Telles için şimdilik bir şey diyemem ama beni hiç tatmin etmiyor. Takımın ihtiyacı sol bekti ve Telles alındı. Ancak benim izlediğim Alex mesela bir Ramon Motta nın verdiği katkıyı veremedi. Chedjou ise her geçen maç daha yararlı ve verimli olmaya başladı. 

Sonuç olarak gerçek olan tek şey şu ki bunlar sadece benim görüşlerim. Mutlaka herkesin de kendine göre haklı olduğu görüşleri vardır. Ancak tek gerçek ve geçerli görüş Roberto Mancini nin düşünceleridir. Yönetimin hocanın görüş ve düşünceleri doğrultusunda transfer yapması ,mümkün mertebe istediği isimleri alması olmazsa olmaz gerekliliktir. Hoca kalkacak İtalya ve İngiltere den 2-3 tane stoper ismi verecek hiç birini alamayacaksın gidip Arjantin den takımında oynayamayan adamı ucuz diye getireceksin. Haklı olarak kimsenin beğenmediği Amrabat ı gönderip yerine Hajroviç i alacaksın. Riera yı göndereceksin Telles i getireceksin sonra da diyeceksin ki Telles çok önde oynuyor bek oynayamıyor. Kusura bakmayın ama bu iş böyle yapılmaz. 

En başta elde ki değerlerin farkında olmamız ,onlara değer vermemiz şart. Boş verin siz kadromuz kalitesiz masallarını. Kalite dediğimiz şey bu ülkede derby maçlarda çıkar ortaya ,Avrupa kupalarında anlaşılır kim kaliteli ,kapasiteli futbolcu diye. Bakın bu takım 2 senedir Şampiyonlar ligi guruplarından çıkıyor. Bu sene şampiyon olamasa da derby maçlarının açık ara en iyisi. Biz 6 derby den 15 puan alırken ,Fener 9 ,Beşiktaş 6 ,Trabzon ise 2 puan alabildi. İşte bunun adı oyuncu ve kadro kalitesidir. Ligin nispeten kaliteli kadrolarından ,şampiyonluk adaylarından 15 puan alan takım küme düşen Kayseri ,Antalya ,Elazığ ile oynadığı 6 maçtan ise sadece 9 puan alabildi.  İşte bunu kaliteyle ,oyuncu yetersizliğiyle filan açıklayamazsınız. Yani Melo kalitesiz de Bilica mı kalteli ya da Selçuk kalitesiz Murat Duruer mi kaliteli ve ya Burak kalitesiz de Nobre mi kaliteli ?

Yönetime düşen federasyon ve hakemleri sürekli gözetim altında tutarken hocasına ve takımına sonuna kadar destek olmaktır. Mancini ye düşen takımın şablonunu ,sistemini kesin olarak oturtup buna uygun transferleri yaptırmak ve maceradan uzak akılcı ,istikrarlı bir takım oturtmaktır. Futbolcular ise hep beraber ,birlik ve bütünlük içinde tam bir takım olmak ,profesyonelliğe yakışır çalışmak ve yaşamak zorundadırlar. Taraftara düşen görev ise her şartta takımının yanında olmak ,formasına hizmet eden herkese ayrımsız ,şartsız sevgi ve saygı göstermektir. Elbette fırsat kollayan federasyona ve ceza kurullarına hiç fırsat vermeden takımı hiç bir maçta yalnız bırakmamak ,tahriklere kapılmamak ,oyuna gelmemek en önemli vazifemiz  ve önceliğimiz olmalıdır. Çünkü gelecek sene ki şampiyonluk çok ama çok önemli bir hesaplaşma anlamı taşıyacaktır. Telafisi olmayan ,yeri dolmayan bir anlam içerecektir. Herkesin üzerine düşeni yapacağına inanıyorum.





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2020
  2019
  2018
  2017
  2016
  2015
  2014
  2013
  2012
  2011
Son Girilen Makaleler
ayhandayan
| 20 Eylül 2020 |
bin-dokuz-yuz-bes
| 27 Ağustos 2020 |
veratisx
| 25 Ağustos 2020 |
veratisx
| 16 Ağustos 2020 |
En çok yorumlananlar
Blog bulunmuyor...
TÜMÜ
WEB ASLAN