Makale Yaz
hakocbb
Bu haberi yazdır
DAĞ-FARE
 Eyl
27
 2020

Bir kere daha dağ fare doğurdu ve derby maç başladığı gibi bitti. Sahada kazanmaktan ziyade kaybetmemeyi düşünen teknik adamlar ve futbolcular vardı. Ancak bunu tadırgamıyorum asla, içinde bulunduğumuz dönem ile 2 takımın durumu iyi irdelenirse bu maçtan mağlup ayrılıp yıpranmak yerine beraberlik iyi sonuç olarak görülebilir. Futbol kalitesi olarak vasata yanaşamayan maçın mücadele kalitesini ön plana çıkartan futbol alimlerine ise asla katılmayacağım. Kusura bakmayın ama bu formaları giyerek sahaya çıkan adamlar yıllık nereden baksanız 2-3 milyon euro para kazanıyorlar, bırakında koşup mücadele etsinler bari. Heyecan düzeyine gelirsek zaten halı sahada bu 2 takımın formasını giyen çocuklar top oynasa kenarda seyrederken bile heyecanlanırız bu ülkede.

Fenerbahçe ne yapıyor, nasıl yapıyor bilemiyorum ama ne bütçe limiti takıyorlar kafaya ne parasızlık görülmekte kulüpte. Adamlar her mevkiye iyi, doğru ve kaliteli transferler yaptılar, hala da yapıyorlar. Oldukça kaliteli ve alternatifli bir kadroları var. Ancak bu harcananların karşılığını veren bir futbol zenginliği var mı derseniz, bana göre yanından bile geçemez.

G.Saray açısından bakarsak yönetim kılı kırk yarıyor, boşa tek kuruş harcamamaya çalışıyorlar. Fatih Terim bir kaç mevki için transfer istiyor ama ısrarcı da olmuyor. Bunun yerine eldeki imkanları zorlayarak mevcut kadro içersinde alternatifler üretiyor. Hocanın sütten ağzı yanmış olacak ki kiralama yöntemine çok soğuk bakıyor. Geçen sezon N,Zonzi ve Emre Mor dan ziyadesiyle darbe yemişti ki Onyekuru nun Monaco tarafından geri çağrılması ile Trabzon maçına 2 gün kala en büyük silahından mahrum kalıp tüm planları alt üst olmuştu. Lemina ve Seri de ise hocanın çok önemsediği aidiyet eksikliği yaşandı. Bu iki oyuncu en ufak sakatlıklarında oynamaktan, riske girmekten kaçındılar. Ayrıca her 2 oyuncu da kiralık mukaveleleri bitirip geri dönünce sil baştan mecburiyeti çıktı. Ancak şu da bir gerçek ki G.Saray kadrosu doğru kullanıldığında kalite olarak da sayısal olarak da takım mühendisliği olarak da bu lige fazlasıyla yeterli gibi duruyor. Yeter ki şanssız sakatlıklar olmasın.

Maç analizine gelirsek en başta belirteyim ki tam beklediğim bir 90 dk. oynandı, hiç bir dakikası benin şaşırtmadı. Her iki teknik adam defansif önlemleri ön plana koydular ki bu da son derece normal. Yeni kurulan F.Bahçe kadrosu ve yeni teknik adamı geçen hafta 9 kişilik Hatay ı yenemeyince fazlasıyla eleştirildi. G.Saray ise 15 günde 5. resmi maçına çıktı ki bu süreçte en büyük şansımız İstanbul dışına sadece 1 defa çıkmamız oldu. Maçta kalecimiz Fatih in top kurtardığını değil neredeyse yere yattığını bile görmedim. Ancak bu duruma sakın yanlış yaklaşmayalım. Şayet Luyindama ve Marcao ile aralarına çok güzel giren Taylan düpedüz duvar ördüler. F.Bahçe kalecisi Altay ise takımı adına sahanın yıldızıydı ki 4-5 tane çok iyi kurtarışı var. Hakem  bu maçta beni şaşırtan tek faktör oldu ki adil bir şekilde gördüğünü çalmaya çalıştı. Şansına da öyle skoru etkileyecek bir tartışmalı pozisyona maruz kalmadı.

G.Saray kalesinde Fatih oynuyor ve şimdiye kadar kötü de oynamıyor. Ancak alışmışım bir kere Muslera konforuna, bir türlü rahat edemiyor, tedirginliğimi atamıyorum. Sağ bek Omar ı anlatılanın aksine çok ofansif bir bek olarak göremedim ki iyi bir Mariano yu her daim tercih ederim sanki. Sol bek Linnes i satmaya filan kalkıyorlar ya buna çok üzülüyorum. Bana kalsa böyle profesyonelin önüne yeni mukaveleyi gözümü kırpmadan koyarım. Marcao ve Luyindama ya lütfen dokunmayın, gidin parasal sorunlarınızı başka tercihler yaratarak çözün. Dünya futbolunu yakından takip eden birisi olarak rahatlıkla söylüyorum, bu adamlar öyle 15-20 milyon euroya gidecek adamlar değil. Çalarlar kapıyı 30 milyondan pazarlığa başlarlar 35-40 a razı ederler G.Saray ı, ona bir diyeceğim yok. Taylan a gelelim, çocukta, kumaş iyi, kalite iyi, potansiyel harika. Ancak ne olur rahat bırakın çocuğu, 3 maçta Xavi, İniesta yapıyor, 2 maçta yerin dibine sokuyoruz. Bunlar 20 li yaşlarında genç çocuklar, milyarlık arabalara da binseler, villalarda da yaşasalar her şeyden çabucak etkilenen gencecik çocuklar. Bakın bu maçta da görevini eksiksiz yapsa da aşırı güvenden, laubalilikten 3-4 defa gereksiz yere aşırı topla oynadı, pozisyon yaratacakken 50-60 metre geri koşmak zorunda kaldı takım. Ben bu maç özelinde Emre Kılınç ı hiç beğenmedim. Son derece etkisiz bir futbol oynadı, çok fazla top kaybı yaptı, maçın ağırlığını kaldıramadı. Arda iyi niyetli olsa da artık beyninde düşündüğünü vücuduna yaptırmaktan çok uzakta. Elbette onun da tek ilacı zaman ve çok çalışmak. Belhanda yı 2 maçta Hagi yaptılar ki kendisini geldiği günden beri en çok eleştirenlerden birisi olarak ben de bu değişimi çok sevdim. Ancak Belhanda ya güvenmek hala çok zor bana. Bu maçta da hiç beğenmedim ama Feghuili 30 cm. geride durmayı becerebilse harika bir asist yapacaktı yine. Feghuili demişken şu ana kadar takımın en gölgede kalan ismi maalesef. Bu maçta da hemen hemen hiç bir şey yapmadı. Falcao bu sezona çok iyi başlamış, çok iştahlıymış, gol yollarında çok etkiliymiş. Arkadaş, adamın geçmişine, kariyerine laf eden çarpılır ama 2 maçta 3 gol atmış ki 2 si penaltıdan biri de Feghuili nin alda at cinsi pasından. Eğer maçları izlemeden yazılanları okusam Falcao her maç defansı ipe dizip hattrick yaptı sanırım. Benim gözümde Falcao yu şu oynadığı 3 maçta değerli kılan, kalitesini gösteren Emre Kılınç a yaptığı asist ve derby de Linnes e verdiği olağan üstü pas. Elbette bu kalibre de bir futbolcunun çok daha efektif oynamasını, çok daha fazla katkı yapmasını, oyunu değiştirmesini beklemek de hakkımız sanırım.

Sözün özü takımı, hocayı biraz daha rahat bırakmak, eleştirileri abartmamamız gerektiği gibi övgüleri de ölçülü yapmamız, beklentilerimizi az biraz sınırlandırmamız gereken bir dönem. Takım asla kötü değil, kadro asla kalitesiz değil. Bazı bölgelere sayısal ekleme gerekiyor da o da Emre Akbaba, Etebo gibi oyuncuların takıma yetişmesiyle halledilmek zorunda. 

Bir kere daha dağ fare doğurdu ve derby maç başladığı gibi bitti. Sahada kazanmaktan ziyade kaybetmemeyi düşünen teknik adamlar ve futbolcular vardı. Ancak bunu tadırgamıyorum asla, içinde bulunduğumuz dönem ile 2 takımın durumu iyi irdelenirse bu maçtan mağlup ayrılıp yıpranmak yerine beraberlik iyi sonuç olarak görülebilir. Futbol kalitesi olarak vasata yanaşamayan maçın mücadele kalitesini ön plana çıkartan futbol alimlerine ise asla katılmayacağım. Kusura bakmayın ama bu formaları giyerek sahaya çıkan adamlar yıllık nereden baksanız 2-3 milyon euro para kazanıyorlar, bırakında koşup mücadele etsinler bari. Heyecan düzeyine gelirsek zaten halı sahada bu 2 takımın formasını giyen çocuklar top oynasa kenarda seyrederken bile heyecanlanırız bu ülkede. Fenerbahçe ne yapıyor, nasıl yapıyor bilemiyorum ama ne bütçe limiti takıyorlar kafaya ne parasızlık görülmekte kulüpte. Adamlar her mevkiye iyi, doğru ve kaliteli transferler yaptılar, hala da yapıyorlar. Oldukça kaliteli ve alternatifli bir kadroları var. Ancak bu harcananların karşılığını veren bir futbol zenginliği var mı derseniz, bana göre yanından bile geçemez. G.Saray açısından bakarsak yönetim kılı kırk yarıyor, boşa tek kuruş harcamamaya çalışıyorlar. Fatih Terim bir kaç mevki için transfer istiyor ama ısrarcı da olmuyor. Bunun yerine eldeki imkanları zorlayarak mevcut kadro içersinde alternatifler üretiyor. Hocanın sütten ağzı yanmış olacak ki kiralama yöntemine çok soğuk bakıyor. Geçen sezon N,Zonzi ve Emre Mor dan ziyadesiyle darbe yemişti ki Onyekuru nun Monaco tarafından geri çağrılması ile Trabzon maçına 2 gün kala en büyük silahından mahrum kalıp tüm planları alt üst olmuştu. Lemina ve Seri de ise hocanın çok önemsediği aidiyet eksikliği yaşandı. Bu iki oyuncu en ufak sakatlıklarında oynamaktan, riske girmekten kaçındılar. Ayrıca her 2 oyuncu da kiralık mukaveleleri bitirip geri dönünce sil baştan mecburiyeti çıktı. Ancak şu da bir gerçek ki G.Saray kadrosu doğru kullanıldığında kalite olarak da sayısal olarak da takım mühendisliği olarak da bu lige fazlasıyla yeterli gibi duruyor. Yeter ki şanssız sakatlıklar olmasın. Maç analizine gelirsek en başta belirteyim ki tam beklediğim bir 90 dk. oynandı, hiç bir dakikası benin şaşırtmadı. Her iki teknik adam defansif önlemleri ön plana koydular ki bu da son derece normal. Yeni kurulan F.Bahçe kadrosu ve yeni teknik adamı geçen hafta 9 kişilik Hatay ı yenemeyince fazlasıyla eleştirildi. G.Saray ise 15 günde 5. resmi maçına çıktı ki bu süreçte en büyük şansımız İstanbul dışına sadece 1 defa çıkmamız oldu. Maçta kalecimiz Fatih in top kurtardığını değil neredeyse yere yattığını bile görmedim. Ancak bu duruma sakın yanlış yaklaşmayalım. Şayet Luyindama ve Marcao ile aralarına çok güzel giren Taylan düpedüz duvar ördüler. F.Bahçe kalecisi Altay ise takımı adına sahanın yıldızıydı ki 4-5 tane çok iyi kurtarışı var. Hakem bu maçta beni şaşırtan tek faktör oldu ki adil bir şekilde gördüğünü çalmaya çalıştı. Şansına da öyle skoru etkileyecek bir tartışmalı pozisyona maruz kalmadı. G.Saray kalesinde Fatih oynuyor ve şimdiye kadar kötü de oynamıyor. Ancak alışmışım bir kere Muslera konforuna, bir türlü rahat edemiyor, tedirginliğimi atamıyorum. Sağ bek Omar ı anlatılanın aksine çok ofansif bir bek olarak göremedim ki iyi bir Mariano yu her daim tercih ederim sanki. Sol bek Linnes i satmaya filan kalkıyorlar ya buna çok üzülüyorum. Bana kalsa böyle profesyonelin önüne yeni mukaveleyi gözümü kırpmadan koyarım. Marcao ve Luyindama ya lütfen dokunmayın, gidin parasal sorunlarınızı başka tercihler yaratarak çözün. Dünya futbolunu yakından takip eden birisi olarak rahatlıkla söylüyorum, bu adamlar öyle 15-20 milyon euroya gidecek adamlar değil. Çalarlar kapıyı 30 milyondan pazarlığa başlarlar 35-40 a razı ederler G.Saray ı, ona bir diyeceğim yok. Taylan a gelelim, çocukta, kumaş iyi, kalite iyi, potansiyel harika. Ancak ne olur rahat bırakın çocuğu, 3 maçta Xavi, İniesta yapıyor, 2 maçta yerin dibine sokuyoruz. Bunlar 20 li yaşlarında genç çocuklar, milyarlık arabalara da binseler, villalarda da yaşasalar her şeyden çabucak etkilenen gencecik çocuklar. Bakın bu maçta da görevini eksiksiz yapsa da aşırı güvenden, laubalilikten 3-4 defa gereksiz yere aşırı topla oynadı, pozisyon yaratacakken 50-60 metre geri koşmak zorunda kaldı takım. Ben bu maç özelinde Emre Kılınç ı hiç beğenmedim. Son derece etkisiz bir futbol oynadı, çok fazla top kaybı yaptı, maçın ağırlığını kaldıramadı. Arda iyi niyetli olsa da artık beyninde düşündüğünü vücuduna yaptırmaktan çok uzakta. Elbette onun da tek ilacı zaman ve çok çalışmak. Belhanda yı 2 maçta Hagi yaptılar ki kendisini geldiği günden beri en çok eleştirenlerden birisi olarak ben de bu değişimi çok sevdim. Ancak Belhanda ya güvenmek hala çok zor bana. Bu maçta da hiç beğenmedim ama Feghuili 30 cm. geride durmayı becerebilse harika bir asist yapacaktı yine. Feghuili demişken şu ana kadar takımın en gölgede kalan ismi maalesef. Bu maçta da hemen hemen hiç bir şey yapmadı. Falcao bu sezona çok iyi başlamış, çok iştahlıymış, gol yollarında çok etkiliymiş. Arkadaş, adamın geçmişine, kariyerine laf eden çarpılır ama 2 maçta 3 gol atmış ki 2 si penaltıdan biri de Feghuili nin alda at cinsi pasından. Eğer maçları izlemeden yazılanları okusam Falcao her maç defansı ipe dizip hattrick yaptı sanırım. Benim gözümde Falcao yu şu oynadığı 3 maçta değerli kılan, kalitesini gösteren Emre Kılınç a yaptığı asist ve derby de Linnes e verdiği olağan üstü pas. Elbette bu kalibre de bir futbolcunun çok daha efektif oynamasını, çok daha fazla katkı yapmasını, oyunu değiştirmesini beklemek de hakkımız sanırım. Sözün özü takımı, hocayı biraz daha rahat bırakmak, eleştirileri abartmamamız gerektiği gibi övgüleri de ölçülü yapmamız, beklentilerimizi az biraz sınırlandırmamız gereken bir dönem. Takım asla kötü değil, kadro asla kalitesiz değil. Bazı bölgelere sayısal ekleme gerekiyor da o da Emre Akbaba, Etebo gibi oyuncuların takıma yetişmesiyle halledilmek zorunda.





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2020
  2019
  2018
  2017
  2016
  2015
  2014
  2013
  2012
  2011
Son Girilen Makaleler
sizofren
| 22 Ekim 2020 |
hakocbb
| 07 Ekim 2020 |
karabela1963
| 05 Ekim 2020 |
karabela1963
| 04 Ekim 2020 |
En çok yorumlananlar
Blog bulunmuyor...
TÜMÜ
WEB ASLAN