Makale Yaz
hakocbb
Bu haberi yazdır
TEFERRUAT....
 Tem
10
 2020

Futbolu 3 direk arasından geçen top olarak algılayanlar, siz bir tarafa çekilin sözüm size değil. Forma aşkını, taraftar olmayı başarıya endeksleyenler, sizinle zaten hiç işim olmaz, okumayın bizahmet. Takım 8 maç ardı ardına kazanırken, oyuncular aslan, yönetim şahane, hocamız imparator, şemsiye terse dönmeye görsün, söylemedik yalan söz, etmedik hakaret, atmadık iftira bırakmayan güruha ne gerçek G.Saray sevdalısının ne de G.Saray ın asla ihtiyacı yok. Bu gün mü en kötü gün ? Bu gün mü en fazla kazanamama serisi ? Bu gün mü Avrupa kupalarıa bile katılamama tehlikesi ? O zaman bu gün dünden de fazla seviyorum bu renkleri.

Bu senenin geneline bakalım, bu ligin en iyi, en doğru futbol oynayan takımıydı Alanyaspor. Ne uzun süre lider götüren Sivas, ne en zengin kadroya sahip, istikrarlı, güçlü Başakşehir, ne de öve öve bitiremedikleri Trabzonspor beni bu sene asla Alanya kadar heyecanlandırmadı, Alanya kadar futbol zevki vermedi. Futbolun adaleti yok derler, en iyi örneklerinden biriydi ilk devre oynadığımız Alanya maçı. Adamlar bizi sahadan sildiler, ezip geçtiler ama Muslera o gece kaleye duvar örmedi düpedüz Çin seddi çekti. Maç sonucu 1-0 ama çıkart kaleden Muslera yı koy ligden herhangi bir kaleciyi, en az 6-1, 7-1 filan olurdu. Ama futbolun adaleti meğer uzun vadede, sindire sindire çıkıyormuş ortaya. O Alanya ya karşı kupada kesinlikle hak edilmeyen 2-0 lık bir mağlubiyet yaşadık ki bizim topumuz direkten dönüyor, karşı atakta jeneriklik gol yiyoruz. Biz mutlak pozisyonları atamıyoruz, karşılığında alakasız gol yiyoruz. Ardından iç sahada belki sezonun en iyi futbolunu oynuyoruz, dünyalar kaçıyor, kaleye gelen tek top içeri giriyor, direkleri, geçemiyoruz, geçsek kaleciye takılıyoruz, olmasa VAR çıkıyor ortaya, iptal edilyor gol. En az 7-8 mutak kaçıyor sadece 3 tanesi oluyor ve 3-1 kazanıp deplasman golü kuralı ile eleniyoruz. Son olarak lig maçı, pek tempo yok, sonuçta seyirci yok, hedef yok, normal hava koşulları yok. Yine de fena oynamayan, topa ve oyuna hükmeden  bir G.Saray var. Ama 44. dk da gidip taçtan gol yiyoruz. 50 cm mesafeden topu boş kaleye itekleyemiyoruz, o topu 30 milyo bonservis değeri olan oyuncu ıskalıyor ve 2 dk. içinde 2. gol olarak kalemize giriyor. 50 cm mesafeden topu itekleyemeyen Adem, Belhanda nın bari bunu at ikramını geri çevirmiyor be defa ve ilk devre 4 dk. da gelen 3 golle sonuçlanıyor. İkinci devre G.Saray hızlı ve kararlı başlıyor maça ancak biraz beceriksizlik biraz da şanssızlık ve rakip kaleci ile direkler engel oluyor bize. Ve sonrasında 2 tane son dakika golü ile maçın asla hakkı olmayan 4-1 lik skor tabelaya yazılıyor.

Şimdi işin beni sinir eden tarafına gelelim. Arkadaş sevinmek için sevdiysen vazgeç bu yalan sevdadan. Her sene şampiyon olan bir takımı futbol tarihi yazmaz. Her maçı kazanan bir takım henüz kurulmadı bu dünyada. Her kötü sonuçta önüne gelene sallayan, hakaret eden, küfür saydıran bir taraftara da kimsenin ihtiyacı yok. Adam geçmiş klavyenin başına yönetimden, futbolcuya, hocadan kulüp dokturuna kadar sallamadığı kimse yok. Eskaza birisine yolda denk gelse önce önünü ilikleyip sonra selfi çektirecek vatandaş. Önünü ilkleyecek ki korsandan aldığı sahte forma görünmesin. Bu klavye delikanlısı zaten stadın yolunu bilmez. Ama lafa gelince takıma tek başına 2 yıldız takmış adama her şeyi söylemeye hakkı var. 

Arkadaş bu takım zaten sezon başından beri tarfsız!!! medya ile uğraştı, federasyonun tarafsız!!!!! kararları ile baltalandı, pfdk nın adil!!!!!! cezaları ile budandı, mhk nın dağıttığı adaletten!!!!!! payını ziyadesiyle aldı. Buna rağmen ayağa kalktı, safra attı, içerden yapılandı, kenetlendi ve kimsenin şans tanımadığı anda ligin tepesine çıktı. Biz pes etmeyiz de federasyon ve kurulları eder mi sandınız ? Asla, çıktılar 8 maçta 24 puan alan sen misin dediler Sivas ta hakem- VAR elele 2 puanı çaldılar. Emin olun ki bu takım Mayıs ta yine kupayı kaldırırdı da doğayı yenemeyiz. Şu pandemi bizi yaktı. En başta 24 saat kala durduk yere seyircimizi kaybettik. Beşiktaş maçında güle oynaya alacağımız 3 puanın 2 si elmizden kayıp gitti. Yetmedi pandemi sonrası yaz maçları başladı. 2-3 aylık arayı hangi takım nasıl geçirdi bilemem ama federasyon ve mhk çetesi çok iyi hazırlanmışlar. Bizi Rize de öyle ince ince filan değil düpedüz Yaşar Kemal Uğurlu nun eline verdikleri satır ile balta ile odun gibi parçaladılar. Giden 3 puan olsa telafisi vardı da Muslera ve Andone nin hayatlarına kast edildi göz göre göre. Ardından gelen Gaziantep maçında bu defa Alper Ulusoy adlı tetikçi ilk defa uygulandığına şahit olduğum 6 saniye kuarını uyguladı. Bir gece evvel Başakşehir in Ankaradan yediği ve ofsayt gerekçesiyle iptal edilen gol 24 saat sonra biz aynısını yediğimizde geçerli oluverdi. Sonrası için bir şey söylemeye, yapmaya zaten gerek kalmadı.

Şimdi Temmuz un ortasında seyircisiz maçlar oynanıyor. Bu 8 maçlık periyotta G.Saray 5 maç oynadı. Bu maçların neredeyse tamamında ideal kadronun defans tandemi ve kalecisi ile forveti, yedek forveti ve onun yedeği olan son forveti oynayamadı. Sağ bek, sol bek, sağ kanat oyuncularımız cezalar alıp 1-2-3 maç kaçırdılar. Orta saha oyuncularımız stoper hatta santrfor oynamak zorunda kaldılar. Daha da ötesi hoca forvetsiz oyun planları kurmak zorunda kaldı. Bir de Türk futbolunu yakından takip eden herkes bilir ki eğre G.Saray da Muslera eksik ise sadece bir futbolcu değildir eksik olan, takımın %60 ı eksiktir. Muslera nın nasıl bir lüks olduğunu, nasıl bir şans olduğunu varlığında anlamayan birileri sanırım yokluğunda iyice anlamışlardır. Bütün bunların dışında Monaco nun kötü Onyekuru sürprizi de tuz biber odu elbette. Bu şartlarda, bu ısı ve nemde top oynarken en büyük silah elbette sahadan ziyade kulübem olur. Üstelik 5 değişiklik kuralı ile bu silahb daha da güçlü olur. Ama bak G.Saray yedeklerine, oyuna alacak, oyunu değiştirecek, takımı ateşleyecek adam yok. Zaten elde ki mevcutlarla zar zor 11 kuruluyor ki o da bir çok oyuncu orjinal mevkilerinde değil mecburi devşirme mevkilerde oynuyor. Bir çok maçta rakip kadroda 9 yedek yazarken bizim kadroda 6 yedek oyuncu var. Hadi bir de oynatamadığımız oyuncuları sayalım mı ? Muslera, Luyindama, Marcao(son 2 maç oynadı), Mariano(1 maç ceza), Saracchi(1 maç ceza), Lemina(2 maçtır sakat), Feghuili(2 maç ceza), Andone( en az 8 ay yok), Falca( papatya falı), Adem(3 maç ceza), Onyekuru(gitti). Böyle bir süreçte, fikstürün de azizliğiyle en önemli maçlarda tribünlerin boş, her biri 11 oynayacak kapasitede tam 11 oyuncun eksik. Ancak sonuçlar gelmeyince suçlu hoca, oynayan oyuncular suçlu ama lütfen forma giyen taraftar starları baştacı. 

Gelen gelmiş, giden gitmiş, olan olmuş. Bu saatten sonra yapacak bir şey yok, ağlamanın, sızlanmanın de gereği yok. Yeni sezondan tek isteğim ne olur kuzey Afrikalı, arap asıllı oyunculara bu formayı vermeyin. Geldiği günden beri ilk defa beğendiğim Belhanda ve Feghuili sayesinde Salah ı teklif etseler istemem artık. Bir de başta Falcao olmak üzere bir varmış bir yokmuş diye papatya falı açtıran adamlara formamızı vermeyin lütfen. Gerisi çok önemli değil. Yeter ki sahada adam gibi koşan, mücadele eden, formasının hakkını veren, gerekirse çıkmış omuzla, kırık parmakla da olsa oynamaya can atan oyuncular bulalım. Sonuçlardan ziyade verilen emek, akıtılan ter önemli.





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2020
  2019
  2018
  2017
  2016
  2015
  2014
  2013
  2012
  2011
Son Girilen Makaleler
mustafadayi052hotma
| 24 Ekim 2020 |
mustafadayi052hotma
| 24 Ekim 2020 |
yegenlerim
| 24 Ekim 2020 |
mustafadayi052hotma
| 24 Ekim 2020 |
karabela1963
| 23 Ekim 2020 |
En çok yorumlananlar
| 1 yorum | 22 Ekim 2020 |
sizofren
TÜMÜ
WEB ASLAN