Makale Yaz
hakocbb
Bu haberi yazdır
İhanet ve Gerçekler
 Mar
24
 2014

Taraftar nedir ? Gönül verdiğim takımın göz göre göre zirveden ,başarıdan diplere rezilliklere atılmasına ses çıkartmamak ise ben taraftar değilim. Bir para babası ,futbol fukarasının kişisel hırs ve egolrının tatmin yeri değildir benim kulübüm. Değil Ünal Aysal mezarından çıksa rahmetli Ali Sami Yen oturmuş bir düzene ,kurulmuş bir sisteme ,işleyen bir takıma böylesi bariz ihanet ediyorsa susan G.Saraylıyım demesin. Elbette bu renkleri sevinmek için sevmedik. Ancak bizi üzen rakiplerin bizden iyi futbol oynaması ,bizden güçlü olması ya da bizim takımın zayıf kalması ,kötü olması değil ki. Aksine içeride her rakibini ezen bir takım sevmeyeninin ,tutmayanının ,düşmanının bile yapamadığı şekilde içeriden sabote edildi. Bizzat başkanı ve kendilerine yönetici diyen başkan yalakaları tarafından.

Şimdi son defa yazıyorum artık şu gerçekleri ,ne olur anlamaya çalışın biraz.  Adnan Polat zamanında yapılan sonu gelmez hataların sonucunda takım tarihinin dip noktasına vurdu. Başkanın Adnan Sezgin aşkı bizleri perişan etti. Adnan başkan yaptığı milyon tane hatanın yanında kulübü 139 milyon dolar borçla bıraktı ya da kovuldu. Ancak bu süreçte AİG e satılan % 22 lik hisselerin geri alınması için 33 ,şirket birleşmesi için ise 28 milyon dolarlık bir para harcadı. Özellikle şirket birleşmesi sonucu kulüp her sene ödemek zorunda olduğu 22 şer milyon dolarlık bir yükten kurtumuştu. Ünal Aysal yönetimi ise acil sıcak para ihtiyacı için sattığı % 8 lik hisse senedinden 23 milyon dolarlık bir girdi elde etti daha sonra. Ve bu gün gelinen noktada kulübün net borcu 195 milyon dolar.

Adnan Polat henüz şubat ayında Trabzon dan Selçuk İnan ve Bolton dan Johann Elmander ile ön protokol imzaladı ,sezon sonu için. Ünal Aysal yanında Ali Dürüst ve Abdürrahim Albayrak la Fatih hocanın evine giderek görüşme yaptı. Her iki tarafta isteklerini net olarak ortaya koydular ve el sıkışıldı. Kulüpte hazırlanan sözleşme hocaya gönderildi ve imza atıldı. Sözleşmeyi inceleyen Aysal 4 senelik süreyü kabul etmedi ve bir kulüp çalışanı ile gecenin 11 inde tek senelik yeni mukaveleyi hocaya gönderildi. Fatih Terim normalde yırtp atması gereken bu kağıdı muhtemelen Ali Dürüst ü çiğneyemediğinden tek kelime etmeden imzaladı ve ilk yapılan 4 yıllık anlaşmayı da yırtarak görevliye verdi. Yani hoca zaten 4 senelik sözleşmeyi imzalamıştı. Ancak başkan durumu "ben başarıya endeksli çalışırım ,önce başarı sonra yeni mukavele" şeklinde açıkladı.

Transfer sezonu açılır açılmaz Adnan Polat ın imza attırdığı Selçuk ve Elmander ile resmi anlaşmalar yapıldı. Hoca İtalyada ki itibarını kullanarak Juventusa bir sene önce 25 milyon euro ya mal olmuş Felipe Melo yu kiralık olarak takıma kattı. Sonra yine kendi itibarı ve ismi ile İngiliz gazetecilerin bile ağzını açık bırakan bir fiyata Arsene Wenger i ikna ederek Eboue transferini bitirdi ki bir spor yazarı değerinin en az 3 de 1 ine gitti ,şaşırdım diye yazıyordu. Bu esnada Ünal Aysal ve yönetimi de İtalya da uzun ve yoğun bir çalışma ile Fernando Muslera yı aldılar. Trabzonun gözden çıkardığı Engin Baytar da Fatih Terim in isteğiyle kadroya katıldı. Takımdan ayrılan Arda nın boşluğunu ise ani bir hamle ile Riera ile doldurmaya çalıştık. İlerleyen süreçte Frank Rijkaard ın futboldan değil hayattan soğuttuğu Servet ,kanatlarda verimli olamayan Kazım ve Riera ile takım problemler yaşadı. Ancak işi bahane üretüp transfer çılgınlığı yapmak yerine çözüm üretmek olan hoca genç takımdan Semih ve Emre ,disiplinsiz diye Trabzondan kovulan Engin den stoper ve kanat yarattı. Semih ligde ki henüz 3. 90 dakikasına Fener karşısında çıktı ve 10 olacak maç klasik fener balı ile sadece 3-1 bitti ama oynanan oyun herkesi mest etmişti. Aynı sezon süper final saçmalığında Arena da Fenere 2-1 kaybedilen maç ise hocanın gelirken verdiği "yenilse bile alkışlanıp gurur duyulan takım" sözünü teyit ediyordu.

Küllerinden doğan şampiyon takım yeni sezon için Trabzondan gol kralı Burak ve Real den Hamit Altıntop transferlerini yapıyordu. Bunlarda da menajerlerinin açık açık belirttiği gibi daha iyi paralar veren varken oyuncuları Fatih Terim ikna ediyordu. Hoca Fransa da oynayan Umut u da kiralık gelmeye ikna ediyordu. Kanat için istediği Amrabat konusunda yönetime verdiği rapor gazetelere yansımıştı o dönem. Alın ama 5 milyon doların üstünde para ödemeyin sakın. Bir de defans için Antep den Danny i kadroya katmıştı. Takım ligi yine domine ediyor ancak şampiyonlar liginde ilk 3 maçı sadece tek puanla geçiyordu. Sonra ise 3 te 3 yaparak guruptan çıkıyorduk. Hakan Balta nın formsuzluğundan dolay hoca sol önde verim alamadığı Riera dan sol bek yaratmıştı bu esnada.

Devre arası Hoca bir sol bek isterken başkan yeni bir yapılanma bahanesiyle ismi ,kariyeri büyük yıldız alınmasını istiyordu. Buna karşılık hocanın verdiği isim Kaka olurken kesinlikle veto ettiği Sneijder ve Drogba elinde patlıyordu. Oysa Fatih Terim in sisteminde bir forvet arkası yoktu. Kaka nın sağ kanatta oynadığı bir Fener maçında rakibini nasıl sürklase ettiğini hala hatırlarım. Oysa Sneijder in oynayıp başarılı olduğu tek bölge forvet arkasında serbest adamdır. Fatih Terim in takımı ise 4-4-2 dizilişiyle oynayan bir takımdı. Orta tandem de Selçuk - Melo ikilisi takımı taşıyor ,defansta da hücumda da herşeyi fazlasıyla yapıyorlardı. Gerçi hazırlık kampında olmayan Melo ilk 8-10 hafta aksamıştı ama artık oturuyordu tekrar. İleride ise Burak Yılmaz hem lig de leblebi gibi gol atıp krallıkta tek başına gidiyor hem de şampiyonlar liginin gol krallığında C.Ronaldo yla çekişiyordu. Yanında da partner olarak bazen Umut bazen de Elmander işlerini layıkıyla yapıyorlardı. Elbette bu esnada rahat giden ligde şampiyonlar ligine verilen aşırı önemden dolayı kötü oyunlar oluyordu ara sıra. Bu da hepimizi üzüyor ,futbolcuların maç seçmeleri eleştiriliyordu. Devre arası yapılan Drogba transferi de işini fazlasıyla yapan genç bir forvetin de bir anda başrolden figüranlığa düşmesi demekti. Duran top sihirbazı Selçuk büyük starlardan sıra gelmediği için topların yanına yaklaşamaz oldu. 1,5 senedir ülkenin duran toptan pozisyon ve gol üretmekte açık ara lideri olan takım da duran toptan gol atamayan takıma dönüşüyordu. Yani iki süper yıldız takımın kimyasını ,fiziğini ,matematiğini ,düzenini ,sistemini ,taktiğini yerle bir ediyordu. Oysa hoca ne kadar basit bir şekilde ,bir sol bek istemişti sadece.

Sezon dediğim gibi rahat geçmişti ,üstüne bir de Avrupa da ki hedefin üstüne çıkıp çeyrek final oynanmıştı. Ancak iki sene ard arda kazanılan başarı başka kulüpleri kenetlerken biz de nedense ters etki yaptı. Başarıyı kutlaması gerekenler lüzumsuz yere olağan üstü genel kurul kararı aldılar.Yönetimin en faal ve yararlı isimleri olan Ali Dürüst ,Abdürrahim Albayrak ve Adnan Öztürk ile yollar ayrıldı. Bu isimler yönetim içinde hocaya da en yakın olanlardı ne tesadüfse. Sonra başkan bey rakipsiz ,muhalefetsiz ve eleştirisiz bir ortama kavuştu. Kulüp tarihinin değil Türk futbol tarihinin en önemli ismi de bir anda "eleman" oluverdi. Hoca pes edecek yapıda değildi ama dilinde tüy bitti bir sol bek aldıramadı beyzadelere. Yine de çıktı Porto ,Napoli ,Arsenal gibi takımların elinden Emirates kupasını aldı. Yetmedi bugün ezildiğimiz Fenere bir futbol dersi daha verip süper kupayı bir daha aldı. Sonra lige istediği gibi başlayamadı. Başlayamadı derken hocanın görev aldığı 5 haftayı 2 galibiyet 3 beraberlikle geçirdi takım. Bu 5 haftada bu ligin en zorlu deplasmanları sayılan Bursa ve Eskişehir atlatıldı ,Beşiktaş ise 80 bin taraftarının önünde dize getirildi. Liderin 3 puan gerisinde ,ligin tek namağlup takımının hocası kovuldu. Real den Arena da yenilen 6 gol önemli etken filan değildi aslında. Zaten başkan Fatih Terim i göndermeyi kafaya çoktan koymuştu. Bakın o Real maçında skor 6-1 ama futbolun adaleti olsa 35. dakikaya G.Saray 4-0 önde girebilirdi. Yani izlemeyenler sakın Chalsea maçı gibi bir rezaleti düşünmesin. Bu sene belki de Angelotti yi en çok zorlayan ,korkutan ilk devre o maçtı.

Fatih Terim le çalışmamayı anlarım ,istememeyi de anlarım. Ancak böyle bir iş yapacaksan kongre sonrası çağırırsın hocayı teşekkür eder ,göstermelik bir plaket verir yollarsın. Lig başlasın da Beşiktaş a yenilelim diye dua eden başkan mı olur ? Hoca istedi diye o mevkiye transfer yapmamak mı olur ? El altından medyaya haber servisi mi olur ? Telefon mesajlarını basına servis etmek mi olur ? Yoksa federasyon başkanı hocanı isteyince siz bekleyin ,Ocak ayında tamamen verelim demek mi olur. Sonra da kalkıp biz 2-3 senelik anlaşma önerdik hoca kabul etmedi demek mi olur ? Arkadaş sen hani başarıya endeksli çalışıyordun ,hani her sene anlaşma yapardın ? Hani kurumsallaşıyordun ,hangi kurumun çalışanı kovulduğunu çalışırken kızının verdiği haberle TV. dan öğreniyor ? O kadar kurumsallaştın madem neden Florya ya yönetici atıyorsun başkan bey ? Ünal Aysal ,Mancini ile yaptığı mukaveleyi açıklasın bakalım. Başarıya endeksli çalışıyor ya başarısız olunursa yani şampiyon olunmaz ise hocayla yolları ayırmak için kaç para ödeyeceğini ,başka bir deyişle kulübün kaç milyonunu heba edeciğini bir görelim.

Burada ,bu satırlarda dedik ki Fatih Terim kalmalıdır ,gönderilmesi hatadır ,gönderiliş biçimi ise ayıbın daniskasıdır. Bazı renktaşlar her nedense Fatih Terim düşmanlığını G.Saray sevgisinin bile önüne koyuyorlar. Doğal olarak başkanı haklı görenler de oldu ,onlarda yazdılar ,anlattılar gerekçelerini. Şimdi geldik bu güne ,zaman geçti ,olaylar gelişti ,sonuçlar alındı ve ak koyun kara koyun ortaya çıktı. Bakın takımın durumu ortada ,elde ne lig kaldı ne Avrupa. Geçtim şampiyonluğu 2.lik bile elden uçuyor. Kaldık bir teneke kupaya. Bu arada Mancini yarın Bursa maçına bu güne kadar olduğu gibi yedekler ve gençlerle çıkmayacaksa bıraksın bu işi. Oynanan futboldan zevk alan var mı ? Büyük takım diyorsun deplasmanda maç kazanamıyorsun. Kaleye tek şut çekmeden ,tek korner kullanmadan oynadığımız 90 dakikalar var. Dün takımı sırtında taşıyan ,kupalar kaldırılırken isimlerini bağırmaktan sesimizi kısan ,savaşan adamlar şimdi hain mi oldu. Yani bu takımı satan ,sabote eden ,ihanet eden Selçuk mu ,Burak mı ? Güldürmeyin beni. Elbette her iyi taraftar gibi başarı isterim ,şampiyonluk isterim. Olmazsa da Cimbom sağolsun. Ama bu şekilde içerden bıçaklanarak ,ihanete uğrayarak gelen başarısızlığa da eyvallah etmem. Fatih Terim in egosu varmış. Bu ülkede Fatih Terim in başardıklarının çeyreğini bile bırakın yapmayı sadece düşünmeyi becerenler peygamberliklerini ilan ediyor. Zaten egosu yüksek olmayan sporcu ve hocalardan yıldız da olmaz. Oysa iyi yönetici dediğin de ego sıfır olur. Aksine idare eden ,alttan alan ,politik olan ,zeki ve tecrübeli insandır yönetici dediğin. Şimdi dün yanılan o arkadaşlar bugün gerçekleri neden ve nasıl inkar edebiliyorlar ? Arkadaş işte sonuçlar ,işte oynanan oyun ,işte gelinen nokta. Eğer hoca kalsaydı şimdi güle oynaya şampiyonduk yine. Ben ve benim gibi düşünenlerin şahidimiz zaman ve saf gerçekler. Ya siz hangi hayalleri gerçek sanıyorsunuz hala ?





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Puan Durumu Fikstür
Bizi Takip Edin :
Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2020
  2019
  2018
  2017
  2016
  2015
  2014
  2013
  2012
  2011
Son Girilen Makaleler
kabatasli
| 28 Mayıs 2020 |
hakanhan
| 24 Mayıs 2020 |
sizofren
| 13 Mayıs 2020 |
msmelek
| 09 Mayıs 2020 |
sizofren
| 07 Mayıs 2020 |
En çok yorumlananlar
Blog bulunmuyor...
TÜMÜ
WEB ASLAN