Makale Yaz
hakocbb
Bu haberi yazdır
Sonu Belli,Takma Kafana....
 Ara
03
 2012

 

G.Saray Arena stadında yine puan kaybı yaşadı ,üstelik yılın deplasman fakiri Gaziantep e karşı. Şaşırdım dersem yalan olur ama hakettik mi bu kaybı orası tartışılır. Bir kere kötü oynadık diyenlerle aynı paralelde düşünmüyorum. Benim seyrettiğim oyunda koca 90 dakika verdiğimiz bir pozisyon bile yoktu. Yediğimiz gol ise muhallebi yerken kırılan diş misali tlihsizliğin dikalasıydı. Kaleci sakatlanıyor ,top defansa çarpıyor ve sakat Muslera normalde geri pas diye alacağı topa hamle yapamıyor. Kısmetten çıkmış ,yapacak bir şey yok.

Bu maçtaki kaybı tartışacaksak üstünde durulacak 3 ana konu var. Birincisi kendini attırmak için üstün gayret gösteren Felipe Melo nun anlamsız siniri ve ona aynen eşlik eden Engin Baytar. İkincisi bu ligin en iyi uzaktan şut atan oyuncuları arasında olan Selçuk ,Melo ,Amrabat ,Hamit ,Burak hatta Riera gibi usta ayakların teşebbüs dahi etmemeleri ,ıslak zeminde bu silahı hiç kullanmamak. Üçüncüsü ise maç boyu 4-5 kere yapılan ve her biri kaleye gidip tehlike olacak topları başlamadan öldüren topun üstünden atlama fantazisi. Eğer bu hatalar olmasaydı ya da yapılmayan bu işler yapılmış olsaydı bu maçta kayıp yaşamazdık.

Şimdi asıl meseleye değinmek lazım. Yorumları ,eleştiri ve görüşleri hepimiz okuduk sanırım. Ben biraz farklı bir pencereden bakıyorum. Skor aldatıcı olabilir. Bu Antep maçıyla 3-1 kazanılan İBB maçı arasında pek bir fark göremedim. Ancak tabela değişir de görüşler neye göre değişir onu anlamıyorum. Biz bu maçta da kontrollü futbol oynamadık mı ? 3-4 tane pozisyona girmedik mi ? Kalemizde tehlike yaşamadan maçı tamamlamadık mı ? Eğer şut yerine pas tercihleri olmasaydı daha da zengin bir ofansif istatistik koyamaz mıydık ortaya ? İşte çok övülen İBB maçı işte yerden yere vurulan Gaziantep maçı. Oyun aynı oyun skor farklı sadece.

Günümüz futbolunun gerçekleri eğer bu ise kusura bakmayın ama ben hayal kurup diğer oyunu tercih edeceğim. Fatih hocam yenilirken bile gurur duyacağım bir takımın sözünü vermişti. Biz geçen yıl Arena da Fener e yenildik ,gurur duydum ,Old Traford da Manchester a yenildik gurur duydum ,yine Arena da Braga ya yenildik yine aynı gururu yaşadım. Ama Kadıköy de Fenerle berabere kalıp şampiyon olduğumuzda hiç gururlanmadım o 90 dakikadan. Keza Arena da kazanılan Manchester maçı da gururlandırmadı beni. Elbette kazanmayı istedim ve kazanınca sevindim ,şampiyon olduk çıldırdım ama 90 dakikadan gurur duymak ancak gerçek taraftar bunu anlar ,ne demek istediğimi anladınız sanırım. Biz bu maçta kötü filan oynamadık ama kazansaydık bile yani tüm yapılamayanlara rağmen sadece Muslera sakatlanmasaydı ve o golü bu sebeple yemeseydik bile çokda keyif almazdım. 

Benim 4-4-2 yle 4-3-3 le filan işim olmaz. Yok orta saha eksikmiş filan ilgilenmem. Benim derdim takımım sahada rakibi bunaltabiliyor mu ,sürekli rakip alanda ,rakip kalede gol arıyor mu işte budur. Tabii ki rakipte fırsatı buldu mu gelecek ,kaçıracak ,atacak. Elbette biz 20 pozisyona girersek rakibimizde 5-6 net yakalayacak. Benim alıştığım ,özlediğim ve sevdiğim G.Saray futbolu budur. Bana bunu Jupp Derwall yaşatmıştı ,ilk döneminde Karl Hainz Feldkamp yaşatmıştı ,tarihimizin efsane 4 yılında Fatih Terim yaşamıştı ,Eric Gerets yaşatmıştı ve son olarak geçen yıl Fatih hocam yine bu zevkleri yaşattı. Bu sene özellikle deplasmanda ki Man U. ve içerde ki Braga maçlarında aynı tadı aldım. Eğer dikkat ederseniz saydığım sezonlar son 25 yıllık süreçte bize unutulmaz günler yaşatan ,büyük başarılar kazandığımız dönemlerdir. Bunun tek istisnası ise sevgili Mircea Lucescu dönemi idi. Yani Galatasaray başaracak ise baskılı ,presli ve tempolu oynamak zorundadır. Aksi durumda kontrollü ,önce defansı sağlama alarak oynamak Lucescu hariç bu formayla başarılamamıştır. Başarıldığında da ben zevk almamıştım orası ayrı.

Geçen sezon play off maçları ardından da bu sezon oynanan Şampiyonlar ligi maçları sonrası gelen baskı ve eleştiriler sonrası Fatih Terim de daha kontrollü bir oyuna dönüş hazırlıklarına başladı. Saygı duyarım ,elbette benden iyi biliyor bu işi. Ancak sanırım bu kontrollü oyun bu tempoyla oynanırsa rakiplerin ekmeğine yağ sürer ,özellikle her maça doğal favori olarak çıktığmız Türkiye liginde. Bu kadar çok ve yoğun pas eğer çok daha hızlı ve etkili bölgelere yapılabilirse olur ama takım hücuma kalkarken Dany ile Semih aralarında 30 saniye pas yaparlarsa bu rakibi değil olsa olsa tribünde ve TV de takımını seyreden taraftarı rahatsız eder. Sanırım Fatih hocam pasa dayalı kontrol futbolunu oynatmakta kararlıysa üstünde oldukça çok çalışmak zorunda. Çünkü defolar çok bariz ve rakipler için önlem almak hiç zor olmuyor.

Bundan sonra ne olur derseniz bunu Fatih hocamız belirler. Ama ne yaparsa yapsın iyisini ve doğrusunu bulacağına şüphem yok. Kayıp puanlar ise sadece lige biraz zevk getirir o kadar. Ama bence şampiyonluğun başka adayı bile yok. Kolay diye düşünülen maçlar nasıl zor geçtiyse zor dediklerimiz de o kadar kolay olabilir. Takımın oyuncu kalitesinden ve potansiyelinden şüphe edenin aklına şaşarım. Hocanın bilgi ve becerilerine güvenim zaten tam. Tek endişem ise bazı oyuncuların bu sene maç seçerek oynamasından kaynaklanıyor. Yani bu sene biz kendimizi yenmezsek bu ligde rakip filan yok bize.

 





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2020
  2019
  2018
  2017
  2016
  2015
  2014
  2013
  2012
  2011
Son Girilen Makaleler
ayhandayan
| 20 Eylül 2020 |
bin-dokuz-yuz-bes
| 27 Ağustos 2020 |
veratisx
| 25 Ağustos 2020 |
veratisx
| 16 Ağustos 2020 |
En çok yorumlananlar
Blog bulunmuyor...
TÜMÜ
WEB ASLAN