Makale Yaz
sizofren
Bu haberi yazdır
Evde Kalma, Kampta Kal !
 May
07
 2020

Önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak vaka gelişmelerinden sonra bilim kurulu ve hükümetten maçların başlama tarihi ile ilgili bir erteleme kararı gelmediği sürece TFF, maçların 12 Haziranda başlatılmasına yönelik kesin kararını verdi. Halbuki 12 Haziran için böyle bir karar alınacaksa, bu süreç 12 Haziran-(30+14 gün)= 28 Nisanda başlatılmalı, duyuru da Avrupadan gelecek futbolcular olması hasebiyle en erken 1 hafta önce yani 28-7=21 Nisanda açıklanmalıydı.

Beşiktaşın 5 yabancı futbolcusu, 5 Mayısta Avrupadan geldiği için devlet tarafından 14 günlük karantinaya alındı. Karantina süreci 19 Mayısta bitecek. 12 Haziran-19 Mayıs arası 23 gün eder. Peki, bu süre antrenman için yetecek mi? Beşiktaşın sözcüsü değilim fakat yetmeyecek. Kaldı ki 19 Mayısa kadar futbolcular devletin yurdunda ne derece bireysel antrenman yapabilecekler bu da ayrı bir muamma.

Avrupadan gelenlere karantina uygulanıyor da Türkiyedeki futbolculara neden kampta, önce karantinaya girme zorunluluğu getirilmiyor? Avrupada vaka var da Türkiye de yok mu? Halbuki asıl evde yapılan izolasyonun garantisi yok. Çünkü herkesin kendi sosyal hayatı ancak kendi kişisel tedbirleri ölçüsünde devam ediyor. Oysaki bu izolasyon sürecinin antrenmanlar başlatılmadan önce kampta yapılarak kesinleştirilmesi ve tamamen gözetim altına alınması gerekmez mi?

Ben, kampta, önce 14 günlük karantina sonra da 30 günlük antrenman sürecini savunuyorum. Ancak asıl soru, kampta neden karantinaya girilmiyor değil, şu: Maçlar başlayana ve bitene kadar maç günü hariç futbolcuların neden kampta kalma ve bu süreci neden tamamen kampta geçirme zorunluluğu hiç bir şekilde gündeme getirilmiyor? Futbolcuların tesislere kendi özel arabalarıyla gelip gitmesi, hatta otoparkta araçları belli aralıklarla park etmeleri, kıyafetlerini soyunma odasında değil de önceden giyirek gelmeleri, sonrasında da sosyal mesafe antrenmanı yapmalarına varıncaya kadar sözde muazzam tedbirler akla geliyor da, asıl alınması gereken tedbir hiç bir şekilde neden akla gelmiyor?

Pratik düşünün. Bütün futbolcular, teknik kadro ve diğer çalışanların hepsi tesislerdeki kendi odalarında 14 günlük izolasyona girmiş ve bu süre içerisinde de bireysel antrenmanlarına devam ediyor olsunlar. Sonra hepsi testten geçirilsin. 0 vaka varsa, artık isterse nefes nefese de olsa beraber antrenman yapabilirler demektir. Kampa kimse girip çıkmayacak, futbolcular maç günü hariç 34. haftanın sonuna kadar tesislerde kalacaklar. İşte en büyük korunma ve tedbir bu değil midir? Tesislere her gün kendi özel arabalarıyla gelip gitmek, aslında her gün yeni bir riskle güne başlamak demek olmuyor mu? Hiç akıl etmez misiniz? Siz ne kadar beyinsiz insanlarsınız ki bu kadar basit bir şeyi bile düşünebilmekten acizsiniz. Hakaret etmiyorum, sadece tespit yapıyorum. Siz gerçekten aklınızı kullanmıyorsunuz.

Buradaki en büyük risk maç günleridir. Çünkü kendilerini dış dünyadan izole edip tamamen korunmuş olan bir grup, maç günü dış dünyaya adım atacaktır. İşte buradaki çözüm de tek şehir. Eğer o tek şehir yetmezse iki komşu şehirde maçların oynanması ve bu şehirlerde kampa girilmesi değil midir? Bu şehir ya da şehirlerin aktif vakalara göre seçilmesi risk faktörünü de en aza indirgemez mi? Herkes kendi stadında oynasa, Türkiye Kupası final maçı dahil 76 kez deplasmana gidebilmek için önce otobüs sonra uçak sonra tekrar otobüs olmak üzere toplam 228 kez araç yolculuğunu yapmak ne kadar güvenli olabilir? Seyircisiz maçlarda zaten deplasman faktörü ortadan kalkmışken, bu araç yolculuğuyla neden bu kadar risk alınır? Nasıl bir yönetim basiretsizliğine sahipsiniz ki, bu süreç nasıl uygulanmalı diye soru cevap şeklinde çocuklara sorular sorulsa, onların bile rahatlıkla doğru cevabı verebileceği bir konuyu siz, tam bir çıkmaza ve içinden çıkılamaz bir hale sokuyorsunuz. Üstelik koca koca adamlarsınız. Utanın. ilim irfan sahibi olmanın, akletmedikten sonra malesef hiç bir anlamı kalmıyor.

Pekii bu sürecin en kısa zamanda bitirilmesi adına maçlar neden hızlandırılmış olarak 3 günde bir değil de haftada bir oynanacak? Bu nasıl bir rahatlık, sanki ortalık güllük gülistanlıkmış gibi bu nasıl kendini bilmezliktir böyle? Bu süreç bu kadar geniş zamana yayılırsa, risk faktörü de o ölçüde artmayacak mı? Bir çok aklı selim insan başımıza bir iş almayalım diye daha aylar öncesinden liglerin en kısa zamanda tamamlanması adına play off u bile gündeme getirmişken, hatta UEFA bile ülke federasyonlarına bu yetkiyi vermişken bu nasıl bir kepazeliktir ki futbolcu sağlığını hiçe sayarak sanki bütün riskler ortadan kalkmış gibi bu süreci uzatma yoluna gidiyorsunuz. Halbuki maçlar 3 günde bir oynansa, herkes bu şekilde oynayacağı için eşitlik söz konusu olacak ve maçlar da en kısa sürede tamamlanarak, olası risk faktörünü de minimuma indirilebilecektir. Beyin özürlü olmadığınız halde bu kadar kolay bir gerçeği nasıl olur da idrak edemiyorsunuz? Aklınızı kullanmaktan bu kadar mı gafilsiniz?

Hadi diyelim ki UEFA 3 Ağustosa kadar liglerin bitirilmesini istediği için Süper Ligi, erken başlatma kararı aldınız. Peki alt liglerin ve heleyse bölgesel amatör liglerin de 12 Haziranda başlatılmasının nasıl mantıklı bir açıklaması olabilir? Bu tedbirsiz koşullar altında Süper Ligden daha fazla asıl onların patlak vereceğini hiç mi ön göremiyorsunuz. Bu aceleniz ne? Alt Liglerde ve Bölgesel Amatör Liglerde sezonu Ağustos ayına kadar tamamlayıp UEFA ya katılacak takımların listesini vermeniz mi gerekiyor? Gerekmiyor değil mi? O halde bu alt ligleri (eğer hiç bir problem vuku bulmamışsa) Ağustos sonunda başlatıp, Eylülden önce bitirmek daha akıl karı bir iş olmaz mıydı? At gözlüğünüzü çıkartıp, olaylara biraz daha geniş pencereden bakmanız gerekmez mi? Aklınız size dar görüşlü ve sığ fikirli olmayı mı emrediyor?

Ben hiç bir şekilde maçların 12 Haziranda başlatılacağına inanmıyorum. Heleyse kamp zorunluluğu ve ilk etapta kampta karantina zorunluluğu getirilmeden bu süreçten sağ salim çıkabileceğimizi de düşünemiyorum. Deplasmana gidebilmek uğruna 228 araç değiştirme, antrenmana gelebilmek için ise her futbolcunun tesislere her gün girip çıkması... İnsanlar haftalık ya da 10 günlük alışveriş yapıyorlar, marketten geldikten sonra günlerce çocuklarına bile sarılamıyorlarken, siz bu şartlar altında futbol oynanabileceğini mi iddia ediyorsunuz? Koskoca dünyaya küçücük bir kapı deliğinden bakmak işte böyle bir şey olsa gerek. Öyle bir empati yetiniz var ki kendinizi futbolcuların yerine koyabilme içgüdüsünü bile kaybetmişsiniz. 

Maçların bu şartlar ve bu koşullar altında 12 Haziranda başlatılması bir intihardır, intihar. Maç programı, ileri tarih olan 4 Temmuzda başlatılmalıdır. O da dediğim koşullar sağlandıktan sonra.

1- 20 Mayıs - 2 Haziran arası kampta izolasyon süreci

2- 3 Haziran - 3 Temmuz arası kampta antrenman süreci

3- 4 Temmuz - 31 Temmuz arası maç programı ve son maç hariç maç bitimlerinde tekrar tesislere geri dönüş.

4- Ligin Ağustostan önce bitirilmesi için maç programının en son tarih olan 4 Temmuzda başlatılmasının kararlaştırılması. Süreci en hasarsız şekilde bitirebilmek adına özellikle bu tarihin seçilmesi.

5- Kamptan çıkışlarda riski minimalize etmek için maçların tek şehirde ya da komşu iki şehirde oynatılması. Bu şehirlerde kampa girilmesi. Şehirlerde aktif vakaların az olma şartının aranması.

6- Maçların 3 günde bir oynanması, böylece programın en kısa sürede bitirilmesinin hedeflenmesi.

7- Maçların seyircisiz oynatılması.

Dikkat ederseniz bu 7 maddede sosyal mesafe kuralı yok. Dezenfekte işlemleri falan da yok. Çünkü bu maddeler uygulandığı taktirde bütün olay kendi içerisinde zaten çözülmüş oluyor.

19 Martta sezon yarıda kesilmeyip, doğrudan kampa girilse böylece futbolcular dış dünya ile bağlantılarını keserek korunsalar, maçlar tek şehirde oynansa ve maçların bir an evvel tamamlanabilmesi adına da maç programı 3 günde bir oynanmak üzere hızlandırılsa, şu anda Türkiye Kupası da dahil olmak üzere sezon 18 Nisanda tamamlanabilirdi. Böylece Avrupa futbolu çalkalanıyor ve akıl almaz adaletsiz kararlar alabiliyorken, Türk futbolunun rağbeti ve değeri sadece süreci iyi yönetip doğru öngörü yapmaktan dolayı artabilecekti. Dünyada neredeyse hiç bir yerde maçlar oynanmazken, krizi iyi yönettiğimiz için yayın haklarını başka ülkelere de satarak akıl almaz bir getiri de elde edebilecektik. Avrupa, sezonun nasıl tamamlanabileceğinin hesaplarını yaparken, biz ise gelecek yılın cazip transferlerini yapmaya çoktan başlamıştık bile..

Hadi o zamanlar tüm bu senaryoları düşünemedik ve öngöremedik diyelim. Peki ya şimdi? Olması gerekenleri hala düşünemiyor ve hala öngöremiyor muyuz? O halde yapmayın arkadaşım bu işi. Yönetmekten, ileriyi öngörebilmekten, hele ise aklınızı kullanma becerisinden noksansanız bu göreve soyunmayın. O koltuğa oturmayın. Gidin, bu kadar basit. Yazık değil mi tüm bunlar. Aklı selimden uzak bu kadar riskli ve aynı zamanda da dalga geçer gibi bu kadar komik kararlar alacağınıza bırakın bu işleri de bir zahmet başkaları yapsın. Zira bu basiretsizliğiniz gerçekten çekilecek gibi değil. 

19 Mart -  6 Mayıs arasında tam 48 gün var, 48. 48 günde ölçtünüz, biçtiniz ve bu kararları mı aldınız? Yazık size, utanın be utanın. Bu kadar mı beyinsiz olunabilir. 48 günde bu seviyeye ulaşabilmek büyük başarı olsa gerek. Aylardır yazıyorum çiziyorum fakat bir türlü anlatamıyorum. Size söylenecek kelime bulmakta gerçekten zorlanıyorum. Ne diyeyim artık Allah akıl fikir versin. Olayı özümseme, sonra olayı özümseyip anlayabilme, sonra da olayı yeterince idrak edebilme kabiliyeti versin sizlere... 

Maçlar bitene kadar kampta kalma zorunluluğu getirmedikten sonra o muazzam tedbirlerinizin hiç bir anlamı da maalesef kalmıyor. Bu kadar basit bir gerçeği nasıl oluyor da göremiyorsunuz, şaşıyorum. Sizin beyniniz körelmiş, beyniniz. Zira söylenebilecek başka bir cümle bulamıyorum. Çünkü 48 gün geçtikten sonra bu kadar basit bir olgunun farkına dahi varamamak ancak büyük bir akıl tutulmasıyla açıklanabilir, başka bir şeyle değil.





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2020
  2019
  2018
  2017
Son Girilen Makaleler
karabela1963
| 28 Eylül 2020 |
hakocbb
| 27 Eylül 2020 |
ayhandayan
| 20 Eylül 2020 |
En çok yorumlananlar
Blog bulunmuyor...
TÜMÜ
WEB ASLAN