Makale Yaz
hakan-girgin
Bu haberi yazdır
Cemal Nalga Skandalı...!
 May
15
 2014

Önce Cemal Nalga olayını kısaca hatırlayalım....

2008-09 sezonu öncesi bir hazırlık maçında kavga ettiği için 5 maç ceza alan Cemal Nalga, Galatasaray’ın Almanya'da hazırlık kampı sırasında yaptığı hazırlık maçlarında Tufan Ersöz'ün formasını giyerek sahaya çıkmıştı...

Olayın ortaya çıkmasıyla Cemal 2 yıl ceza almış, Galatasaray ise ligde oynadığı ilk 4 maçta yenik sayılıp ve lige -5 puanla başlama cezasına çarptırılmıştı...

Herkes Galatasaray’ın puan dezavantaıyla düşmesini beklerken Tahkim Kurulu -5 puan cezasını kaldırmış Sarı-Kırmızılılar da yakaladığı çıkışla kümede kalmayı başarmıştı...

Ama, bir Galatasaraylı olarak bana sorarsanız o sezon Galatasaray küme düşürülmeliydi. Demek ki baskette de bir marka değeri(!) vardı.

Fakat, şaka bir yana Galatasaray neticede çok büyük bir ceza almıştı ve kimse sesini çıkarmamıştı...

-----------------------------------------------

Gelelim şimdi yaşananlara;

Şimdilerde ezeli rakibimiz ve ebedi dostumuz(!) F.Bahçelilerin içine düştükleri ŞİKE ve TEŞVİK skandalları sonrasında iyice yerle bir olan prestijlerini ve çok kötü çizilen karizmaları sonrasında acılarını bir nebze olsun hafifletmek için her zaman öne sürdükleri, 3 Temmuz öncesine kadar da “SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ” dedikleri ve gerçekten biz Galatasaraylıları üzen, ama kimsenin nasıl ve neden böyle aptalca bir şey yapıldığını anlamadığı bir olaydı Cemal Nalga skandalı. 

Özellikle biz Galatasaraylıları çok üzen ve derinden yaralayan gerçekten saçma ötesi olan bu skandal 2009-2010 Basketbol sezonu başladıktan sonra G.Saray’ın Oyak Renault ile oynadığı maçtan sonra Oyak Renault’un itirazları ile ortaya çıkmıştır. 

Ben, burada elimden geldiğince toparlamaya çalıştığım bilgiler ışığında olayı tam anlamıyla sizlere açıklamaya çalışayım. Ki mümkünse herkes özellikle F.Bahçelilerin attıkları iftiraların ne kadar yersiz, tutarsız olduğunu, aslında Basketbol Federasyonunca verilen kararların ne kadar skandal olduğunu anlayın...

Gerçekten de biz G.Saraylılar için çok üzüntü verici olan bu skandal olayın başlangıcı 15-17 Eylül 2009 tarihlerinde düzenlenen İstanbul Cup Uluslararası Basketbol Turnuvası kapsamında 16.09.2009 tarihinde oynanan *Galatasaray CC – Cibona Zagreb* müsabakasında rakibiyle yumruklaşan Cemal Nalga’nın diskalfiye edilmesidir...

TBF Disiplin Kurulu’da 24.09.2009 tarihinde yaptığı toplantıda Cemal Nalga’ya toplam 5 (beş) maç müsabakalardan men cezası vermişti..

Federasyon Cemal Nalga’ya 5 maç ceza vermişti vermesine ama o günlerdeki talimatların, oyun kurallarının ne kadar saçma olduğu sonradan ortaya çıkmıştı.

İşte Cemal Nalga olayının neden çok saçma, hatta saçma ötesi olduğu buradan ortaya çıkmaktadır ki bu konuya yine döneceğiz... 

Neticede Cemal Nalga 5 maçlık cezasını çekmeye başlar. Ve G.Saray bir müddet sonra Cemal Nalga’nın 5 maçlık cezasının tamamlandığını elindeki evraklarla birlikte Federasyona iletir...

Evraklar üzerinde her şey normal olup duruma göre Cemal Nalga cezasını tamamlamıştır...

Ancak, ligde oynanan Oyak Renault maçında yapılan itiraz ile Cemal Nalga’nın Almanya’da yapılan hazırlık maçlarında takım arkadaşlarından Tufan Ersöz’ün formasını giyerek 2 maçta oynadığı tespiti ve gereğinin yapılması istenmişti...

Bu durum çok basit, sıradan, masum bir olay gibi görünse de aslında ortada talimatların, kuralların çiğnendiği bir durum vardı. Neticede bu da bir sahtekarlıktı... 

Aslında, olayı ortaya çıkaran, itirazda bulunan her ne kadar Oyak Renault olsa da aslında Basketbol Federasyonuna başvuran, Galatasaray’a verilebilecek en ağır cezanın verilebilmesini sağlamaya çalışan Federasyon ile olan ilişkilerinin ne kadar sıcak olduğunu gerek şike tapelerinde ve gerekse son yıllarda oynadığımız finallerde açıkça gördüğümüz Fenerbahçe idi... 

Hani, 3 Temmuz şike süresince her fırsatta biz Galatasaraylıları jurnalcilikle suçlayan, kahpece davrandığımızı, düşenin elinden tutmak şöyle dursun bizleri yere düşene bir tekme daha vurmakla itham eden ebedi(!) dostumuz(!) Fenerbahçe idi... 

Hani o Resmi Web sitesinde “SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”  diye bas bas bağıran, şike sürecinde bizzat başkanları Aziz Yıldırım tarafından elindeki dosya ile Galatasaray’ı uzaktan yakından şike yapmasına imkan olmadığı bir Denizlispor-Fenerbahçe maçında şike yapmakla itham edip UEFA Başkanı Platini’ye şikayet eden Fenerbahçe idi... 

Demek ki mazlumun ahını almayacaksın.

Şekilde görüldüğü gibi aheste aheste değil direk çıktı. Bunu 3 Temmuz’da gördük, yaşadık... 

Yine Cemal Nalga olayına dönelim,

G.Saray Almanya dönüşü İstanbul BŞB ve Yeşilyurt ile iki hazırlık maçı daha yaptığı yönünde belgeleri Basketbol Federasyonu’na, sunmuştu. Ancak Erdemir, Deutche Bank, Ludwisburg, İstanbul BB ve Yeşilyurt maçları ile Cemal toplamda 5 müsabakada oynamamasına rağmen, bu cezayı ‘aralıksız’ olarak çekmesi gerektiği için, milli basketbolcunun Telekom Bonn’a karşı da forma giymediği yönünde federasyona bilgi verildiği iddia edilmişti... 

Oyak Renault’nun itirazını görüşmek için 4 Kasım’da toplanan Basketbol Federasyonu yönetim kurulu ise işin içinden çıkamamış ve bir karar verememişti... 

Hukuk Kurulu’nun lig kuruluna, ‘Cemal’in 5 hazırlık maçında oynamadığı bu nedenle forma giyebileceği’ yönünde bir görüşü de mevcuttu. (BU TESPİTİ DE UNUTMAYALIM).. 

Her neyse, hal böyleyken sonunda,  21 ve 22 Kasım 2009 tarihlerinde ayrı ayrı toplanan TBF Disiplin Kurulu ve TBF Yönetim Kurulu Cemal Nalga olayından dolayı Galatasaray Cafe Crown’a gerekli cezaları kesmişti... 

Yanlış anlaşılmasın sakın, gerekli cezalar dediysek ortada bir sürü saçma kurallar varken, yapılan her ne kadar utanç verici bir şey olsa da yukarıda da belirttiğim gibi kimseye bir zararı olmayan, Galatasaray’a da en ufak bir çıkar, madalya, kupa vb. kazandırmayan masum bir sahtekarlık karşısında bile Basketbol tarihinin en büyük cezaları verilmiş, G.Saray ligden düşürülmekten beter edilmişti… 

Sevgili arkadaşlar,

Hepimiz biliyoruz ki Basketbol özellikle de Ülkemizde ve daha pek çok ülkede futbolun gölgesinde kalan bir spor olmuştur.

Yani bir futbol takımın alacağı en ufak bir ceza bile Basketbolda alınan en büyük cezadan fazla ses getirir. Yine biliyoruz ki G.Saray Basketbol takımı küme bile düşürülseydi (Ki verilen cezalara göre zaten normalde düşmemesi mucize idi.) inanın kimsenin umurunda bile olmazdı...

Tabi ki biz Galatasaraylılar üzülürdük ama neticede hayatımıza devam ederdik... 

Biliyorsunuz Bayanlarda onca yıl ard arda şampiyon olan bir takımımız vardı ve rakip kalmayınca neredeyse takımı lağvettik. Sonuçta o takım bir alt lige bile düştü. Düştü de kim umursamıştı...

Dokuzu üst üste olmak suretiyle 11 kez şampiyonluk yaşamış ve yedi yıl üst üste şampiyon olma başarısını gösteren,

Üst üste 5 kez Türkiye Kupasını, 7 kez de Cumhurbaşkanlığı Kupasını müzesine götürmüş Galatasaray Bayan Basketbol Takımı küme düşmüştü de kim umursamıştı...

2.ligte hiç yenilgi yüzü görmeden tekrar 1.lige çıkan bayanlarımız gibi tekrar o zamanki adı ile Beko Basketbol Ligine çıkardık… 

Erkek Basketbol takımımız da gerekirse düşer ve alnının akı ile yine çıkardı. Yani bizler için sorun olmazdı...

Hatta hatırlarsanız bizzat Galatasaraylılar Adnan Polat’a çağrıda bulunmuş sorumlulara verilen cezalar ve uzaklaştırmalar dışında takımın ligden çekilmesini bile talep etmişti... 

Yani, Cemal Nalga olayı kısaca böyle sonlanmıştı Galatasaray açısından...

Verilen cezalar sonrasında lige devam etmiş ve zar zor ligde kalmayı başarmıştı takım... 

Ama, asıl irdelenmesi ve asla unutulmaması gereken çok daha başka şeyler vardı biz Galatasaraylılar için... 

Her şeyden önce Fenerbahçelilerin yıllardır ‘EBEDİ DOST’ muhabbetleri ile Galatasaray üzerindeki kahpe oyunlarını, dost gibi görünmelerine rağmen her fırsatta belaltı çalışıp, her fırsatta Galatasaray’a tuzaklar kurmaları bütün Galatasaraylıların her zaman hatırlaması ve asla unutmamaları, aynı zamanda asla unutturmamaları gerekmektedir...

Aynen Trabzonsporluların yıllar geçse de 20010-2011 sezonunda ellerinden çalınan şampiyonluğu ve sonrasında yaşananları asla unutmayacakları gibi... 

Neticede, Galatasaray Basketbol Şubesinde görev alan bazı idarecilerin Galatasaray Başkanı ve Yönetim Kurulundan her hangi birinin haberi bile yokken bir akıl tutulması ile yapıldığı belli olan bir olay sonrasında hepinizin bildiği üzere Galatasaray Başkanı ve Yönetimi sezsizce başlarını öne eğerek verilecek her türlü cezaya razı olacaklarını beyan etmişlerdir.

Asla Fenerbahçelilerin şike süreci boyunca ve halen yaptıkları gibi “Biz temiziz, bize komplo kuruldu, bu iş Cemaatin işidir, bu iş Hükümetin işidir, Birileri üzerimize oyunlar oynuyor, birileri kulübü ele geçirmeye çalışıyor, eğer bize ceza verirseniz Basketbolun marka değeri düşer vb.” gibi saçma sapan bahanelerin ardına sığınmamışlardır... 

Üstelik de yaşanan olayların içinde, yani Cemal Nalga olayı sürecinde Fenerbahçe’nin şike ve teşvik işlerinde olduğu gibi bizzat kulübün başkanı, Başkan Yardımcısı ve onlarla entegre çalışan bazı yöneticiler asla yer almamışlardır. Bunu da özellikle hatırlatmak isterim... 

Sonuçta Galatasaray Camiasının içinden “NE OLUR, BİZİ KÜME DÜŞÜRMEYİN” diyen bir tek kişi bile çıkmamış, tüm spor camiasından özür dilenerek verilecek ceza beklenmiş ve neticede verilene ceza tüm Galatasaraylılarca olgunlukla karşılanmıştır... 

Ayrıca Galatasaray Yönetimi kulübün kendi içinde disiplin soruşturmasını başlatmış, bu olayın içinde yer alan tüm profesyonellerin görevine son verilmiş veya istifa ettirilmişlerdir...

Hatta bu süreç içinde Basketbol Şubesinin tamamen kapatılmasını talep edenler, ligden çekinelim diyenler olmuştur. Çünkü salakça, neden yapıldığı hiçbir şekilde izah edilemeyecek bazı ihmalkârlıklar ve sonrasında ortaya çıkan durum Galatasaraylılar için utanç kaynağı olarak kabul edilmiştir...

-----------------------------------------------

Biliyorsunuz 3 Temmuz ve sonrasında yapılan operasyonlara “TEMİZ KRAMPONLAR”  adı verilmişti. Ve, birileri her ne hikmetse, belki de kendi vicdanlarını hafifletmek için olsa gerek her fırsatta bu Cemal Nalga olayını bu operasyon ile bir tutar oldular.

Oysa Cemal Nalga olayı ŞİKE sürecine sebep olan olaylardan tamamen farklı bir olaydır...

Şike soruşturmasında yaşananlar, tutuklananlar, mahkemeye çıkarılanlar, sonuçta ceza alanlar bellidir. Neden dolayı ceza aldıkları da bellidir. Ve şike davasında Fenerbahçe Kulübünün yöneticilerinin tavrı da herkes tarafından bilinmektedir... 

Ve bugün o beyefendiler(!) hala adil yargılanmadıklarından bahisle “ADALETE FENER YAK” kampanyası yürütmektedirler. Oysa hepimizin bildiği gibi Fenerbahçeleri onca belgelenmiş, mahkemelerde yargılanmış ve karara bağlanmış davalara rağmen Türkiye’de en ufak bir ceza bile almamıştır... 

Çünkü sonunda Rasim Ozan Kütahyalı gibi hükümete yakın birisinin de itiraf ettiği gibi (Gerçi bu işi yakından takip eden herkes biliyordu.) en başta Başbakan gönül verdiği takımı aklamak, en az ceza ile bu olayı örtbas etmek için, hatta hiç ceza almamalarını sağlamak için elinden geleni yapmıştı...

Yap ve Kredi Bankasına birden ilham gelmiş ve Şampiyonlar Ligine sponsor olmanın kendilerine çok büyük faydalar sağlayacağına inanmışlardı ve sponsor olmuşlardı vs. vs.

Daha pek çok olay yaşanmıştı da şimdi biz mevzuyu dağıtmadan yine Cemal Nalga olayına dönelim...

Tekrar tekrar yazmaya gerek yok ama Cemal Nalga olayında Galatasaray Yönetiminin ve Galatasaray camiasının tutumu başından sonuna kadar herkesin malumudur... 

Ama gelin bizler Cemal Nalga olayı yüzünden başta Galatasaray’ın nasıl da saçma sapan gerekçeler ile ceza aldığına bakalım...

Çünkü tartışılması, izah edilmesi gereken, aklın bir türlü almadığı, özellikle de Basketbol Federasyonu tarafından itiraf edilemeyen bazı gerçekler var ortada... 

Şimdi ben basit bir soru soruyorum herkese;

Bütün spor dallarında, dünyanın neresinde olursanız olun kulüpler transfer etmek istedikleri futbolcuları, basketbolcuları, voleybolcuları ve diğer takım oyuncularını nerelerde oynatırlar?

Bunların denemeleri resmi maçlarda olabilir mi?

Tabi ki her kulüp transfer etmek istedikleri bazı oyuncuları aldıkları özel maçlarda ve hatta özel turnuva maçlarında denerler. Resmi maçlarda oynatamayacakları için yeni hazırlık maçlarında denerler. O maçlarda oynatabilirler ve transfer edip etmeyeceklerine karar verirler... 

Peki, Cemal Nalga neden ceza almıştır?

Aynı yerde kamp yapan iki takımın bir-iki hazırlık maçı yapmaya karar verip de antreman mahiyetinde yaptığı iki maçta oynadı diye ceza almıştır...

Peki, kulüpler hazırlık maçlarında, hatta özel turnuvalarda transfer etmek istedikleri, kendi bünyelerinde yer almayan başka sporcuları bile (DENEMEK AMACIYLA) oynatabiliyorken bir kulüp üstelik de kendi oyuncusunu bir antreman maçında neden oynatamasın? 

Zaten hata da önce burada başlıyor işte...

O günkü yönetmeliklere göre (BASKETBOLDA) cezalı bir oyuncu Takımının maçlarında asla oynayamıyordu.

Yani illa ceza aldığı maç sayısı kadar maçta oynamaması gerekiyordu...

Ama öyle saçma bir yönetmelik vardı ki bir kulüp aynı gün içinde, (Mesela Galatasaray Cemal Nalga’nın cezasını eritmek istiyorsa böyle bir skandala yol açmasına gerek bile yoktu.)  bir veya birkaç kulüp ile hazırlık maçı oynar ve o maçlarda Cemal Nalga’yı oynatmayarak temiz hale getirebilir, cezasını sıfırlayabilirdi...

Yani, o derece saçma kurallardan bahsediyoruz burada... 

Cevap verilmesi gereken o kadar çok soru var ki....

Mesela, ortada böylesine basit bir gerçek var iken Galatasaray böylesine saçma ötesi bir (SÖZDE) sahtekarlığa neden yeltensin diye düşünmediler bile Galatasaray düşmanları... 

Ve bugün Galatasaray Başkanı “BU ATEŞ ÜFLEYEREK SÖNMEZ” dediği için ağlayan birileri işte böylesine saçma, Galatasaray’a en küçük bir kupa, bir madalya, tur atlama veya bir şampiyonluk getirmeyen  bir olay yüzünden o günlerde Galatasaray’a tarihinin en ağır cezalarının verilmesi için elinden geleni yapmış, o cezaların verilmesi için bu işin sonuna kadar takipçisi olacaklarını ısrarla belirtmişlerdir... 

Oysa, o günlerde bütün basketbolseverlerin ve özellikle de ilgililerin Galatasaray’ın basketbol şubesinden bir-iki yöneticinin neden yaptıkları hala çözülemeyen bir aymazlık için, aptalca yaptıkları sahtekarlık(!) için verilecek cezaları tartışırken aslında düşünülmesi gereken şey verilecek disiplin cezaları ile ilgili kuralların nasıl bu kadar saçma olduğu olmalıydı... 

Çünkü bu yönetmeliğe göre herhangi bir kulübün cezalı her hangi bir oyuncusu (HELE ÖNEMLİ BİR OYUNCUSU İSE) için hemen 2-3 gün sürecek bir turnuva tertip eder ve cezalı oyuncusunun cezasının en kısa sürede tamamlanmasını sağlar..

Böyle saçma bir şey olabilir mi? 

Hazırlık maçında rakibiyle yumruklaşan bir oyuncu ceza alırsa, bunu nasıl olur da takip eden hazırlık maçlarında çeker? 

Yani, siz hiç hazırlık maçında kırmızı kart gören bir futbolcunun cezasını hazırlık maçlarında çektiğine şahit oldunuz mu? 

Bir gerçek var ki kötü niyetli bir takım, bu oyuncunun cezasını doldurmak için iki günde beş hazırlık maçı oynar ve bu cezayı anında tüketirdi. Ancak, Galatasaray Cafe Crown böyle bir yola başvurmadı... 

Ve aslında asıl dikkat edilmesi gereken konu Türkiye’de oynanan bir hazırlık maçı için verilen ceza neden Avrupada ki bir hazırlık maçında çekilsin? 

Bırakın hazırlık maçını resmi maçlarda alınan kırmızı kartlar, alınan diğer cezalar bile Avrupa Kupalarında çekilmiyor. Yani ister baskette olsun, ister futbolda olsun ya da voleybol’da olsun Türkiye’de ceza alan bir oyuncu bildiğiniz gibi Avrupa maçlarında görev alabiliyor.

Yani Avrupa’da resmi bir maçta görev alabilen cezalı oyuncu neden bir hazırlık maçında göreve alamasın bana bunun cevabını verebilecek birisi var mı merak ediyorum... 

Yani, normalde olması gereken şey, ceza alan Cemal Nalga’nın 5 maçlık cezasını resmi maçlarda çekmesi olmalıydı... 

Yani, bu durumun oluşmasında regülasyon boşluğunun payı büyüktür...

Eğer bir ceza verilmişse, verilen ceza resmi maçlarda çekilir. Bu neredeyse bütün spor dallarında böyledir... 

Siz, futbolda hazırlık maçları döneminde verilen cezaların yine hazırlık maçlarında çekildiğini gördünüz mü?..

İşte Cemal Nalga olayında böyle de bir saçmalık vardı ortada. Buna rağmen ceza aldı Cemal Nalga ve Galatasaray.

Hatta Tufan Ersöz… 

Yani, neresinden bakarsanız bakın akla, mantığa aykırı bir durumdu Cemal Nalga olayının meydana geliş biçimi ve verilen cezaların uygulanış biçimi...

-----------------------------------------------

Bence, aklı başında olan, sportmen olan her insanın bazı ödülleri, cezaları bir mantık çerçevesine oturtması gerekmektedir.

Bilmiyorum iyi bir basketbol seyircisi misiniz. Eğer olayları yakından takip ediyorsanız mutlaka hatırlayacaksınız.

O zamanlar Fenerbahçe Ülker’in olaylı bir Efes Pilsen maçı vardı ve o maçla ilgili verilen cezalar vardı. Ve Fenerbahçe Ülker doğal olarak Efes Pilsen maçından dolayı aldığı cezaları özel maçta çekmek istemişti...

Yani, neresinden bakarsanız bakın çok çok saçma bir durum vardı ortada o günlerde... 

Aslında Cemal Nalga skandalında(!) Basketbol Federasyonu ceza vermek için toplandığında olayı bir de şu açıdan değerlendirmesi gerekiyordu bana göre...

Mesela;

Futbolda, basketbolde veya her hangi bir branşta eğer bir şike yaparsan karşılığında o maçı kazanırsın. Hatta belki de şampiyonluğu kazanırsın, daha da ilerisini düşünürsek korkunç paralar kazanırsın.

Bir başka takıma vereceğin teşvik ile de yine aynı kazanımları elde edebilirsin. Bunlara ilaveten bir de karşındaki takımların kazanması gereken şampiyonluklara, büyük meblağda paralara engel olursun.

Yani yaptıkların karşılığında korkunç kazanımların olur ve sana  (KULÜBÜNE) büyük bir getirisi vardır...

Hatta, bazı sahtekarlıklarla da bir takım kazanımlar elde edebilirsin.

Ama be kardeşim,

Az biraz düşünen bir beyin Galatasaray’ın bu yaptığı sahtekarlıktan(!) en ufak bir kazanımı olmadığını görecektir zaten...

Hepimiz biliyoruz ki Basketbol Ligimiz play-off sitemi ile oynanıyor.

İlk bölüm, yani normal lig sezonu bitip play-off başlayana kadar elde edilen derecelerin fazlaca bir ehemmiyeti, takımlara kaybettirdiği bir şey yoktur.

Sadece Play-Off’da saha avantajına sahip olursun veya olmazsın...

Kaldı ki Galatasaray’ın o kadrosunun zaten şampiyon olmasına imkan bile olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz...

Bu yüzden Galatasaray eğer bilinçli bir şekilde sahtekarlık yaptıysa eğer Galatasaray kulübünü küçük düşürmekten, rezil etmekten başka bir kazanımı olmadığı da bir gerçektir...

Yani, Galatasaray’ın bu sahtekarlıktan elde ettiği kâr sıfırdır....

Yapılan bu sözde üçkağıt en ufak bir şekilde ligi etkilememiştir, Kupayı etkilememiş, Şampiyonluğu etkilememiştir...

Yani Galatasaray’ın kendisine kattığı bir değer olmadığı gibi rakiplerine de kaybettirdiği bir şey yoktur...

Hatta bu hareketle çıkar sağlamayı, kâr etmeyi bırakın, verilen cezalar kulübün tarihine yazılan kara bir lekedir...

O yüzdendir ki bu iş bilinçli olarak yapılan bir iş değildir...

Aynen yabancı sınırlamasına rağmen ekstra bir oyuncuyu sahaya süren Fenerbahçelilerin yaptığı gibi düşünün yani... 

Birilerinin şikeler ve teşvikler ile elde ettikleri açıkça tescillenmiş şampiyonlukları ile ilgili olarak önceleri “EN TEMİZ BİZİZ” diye söylerlerken sonrasında “Bize tuzak kuruldu, birileri Fenerbahçe’yi ele geçirmeye çalışıyor vb.” gibi ipe sapa gelmez söylemlerde bulunmalarına rağmen Galatasaraylıların Cemal Nalga olayındaki tutum ve davranışları herkesin malumudur...

Evet, biz Galatasaraylılar bu Cemal Nalga olayını talihsizce yaşanmış bir skandal olarak kabul ediyoruz...

İstemeyerek de olsa bu olaylardan dolayı Basketbol’ da Galatasaray’a verilen tarihi cezaları camianın nasıl bir olgunlukla karşıladığına dikkatinizi çekerim... 

Burada Galatasaray Cafe Crown tarafından yapılan tek büyük hata, Galatasaray’ın görevden alınan koçu Okan Çevik’in ısrarıyla Cemal Nalga’nın sakat olan arkadaşı Tufan Ersöz’ün formasıyla oynatılması ve resmi kurumlara yalan beyan verilmesidir. 

Bugün Disiplin Kurulu, Tahkim Kurulu, 16. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay, UEFA Disiplin Kurulu, UEFA Tahkim Kurulu, CAS gibi nice mahkeme tarafından suçlu bulunmalarına rağmen Fenerbahçelilerin takındığı tutum ve davranışlara karşın, Galatasaray o zamanlar bu işe karışan tüm isimleri cezalandırmış, kulüpten uzaklaştırmıştır...

Hatta, bu olaydan hiç haberi olmayan Galatasaray Cafe Crown’un şube sorumlusu Yiğit Şardan, Almanya’da dahi bulunmayan Genel Menajer Ali Türsan gibi isimler de bu olay neticesinde görevlerini bırakmıştır...

Mesela, Ahmet DEDEHAYIR Yönetim Kurulundan istifa etmiştir. Ayrıca, bu karar alınırken bu duruma karşı çıkan bazı idari kadro üyeleri de işlerinden olmuştur. Kısacası, kurunun yanında yaş da yanmıştır... 

Olayın tüm olumsuz yönlerini bahsederken, niyet kısmına da biraz bakalım. Galatasaray’ın aşırı “amatör” koçu Okan Çevik, sezon başında hazırlık maçlarında en iyi verimi alabilmek ve salonu dolduran binlerce seyirciye iyi bir performans göstermek için böyle bir yola başvurmuştur.

Şekil olarak çok kötü gözüken bu durum, sonuçta kötü bir amaca hizmet etmemiştir. Daha rekabetçi bir hazırlık maçı oynanmıştır ve sonuçta değişen bir şey olmamıştır...

Tekrar vurguluyorum, Galatasaray Cafe Crown isteseydi bu karşılaşmadan çok daha önce arka arkaya 5 tane hazırlık maçı oynar ve bu cezayı anında tüketirdi. Ceza verilirken bu durum bile iyi niyet olarak gözetilmedi.. 

Galatasaray yönetimi, bu olayda camiasının büyüklüğüne yakışır bir duruş sergilemiş ve böyle amatörce davranışlara acıması olmadığını göstermiştir. Olayın duyulmasının ardından bu olaydan haberi olan tüm idari ve teknik kadronun görevine son veren Galatasaray yönetimi, kendi içinden de en değerli üyelerinden biri olan ve bu olayda pratikte hiçbir günahı olmayan Yiğit Şardan’ı da feda etmişti…

G.Saraylı  taraftarların tamamının bu olaydaki tutumu apaçık ortada idi. Aradan çok uzun bir süre geçmediği için kuş beyinlilerin bile bunu unutması imkansızdır.

Hepimiz biliyoruz ki bu günlerde Galatasaray camiasına utanmadan hakaretlerde bulunan birilerinin o günlerde nasıl davrandığını hiç unutmayalım. Başta F.Bahçe camiası BU OLAYIN SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞINI sık sık dile getirmiştir...

Asla “Bugün G.Saray’a olan yarın bizlere de olabilir” dememişlerdir. 

Hani yukarıda da söylediğim gibi aslında olay gerçekten saçma, eften püften, neden yapıldığı bir türlü anlaşılamayan bir olaydı...

Hatta, o günlerde Efes Pilsen-Galatasaray karşılaşmasının ardından Efes Pilsen koçu olan Ergin Ataman olayın çok büyük bir sahtekarlık olayı olmadığını vurgulamış ve olayın aslında bu kadar büyütülmemesi gerektiğini söylemişti... 

Ataman: "Ben bu olayın çok fazla abartıldığını düşünüyorum. Biz Türkiye'de her şeyi abartmayı seviyoruz. Evet ortada bir hata var. Ama şu da bir gerçek ki mantıklı düşündüğümüz zaman; Cemal Nalga Türkiye'de düzenlenen bir hazırlık maçında ceza aldı. Türkiye'de düzenlenen bir hazırlık maçında ceza alan bir oyuncu benim bilgime göre Avrupa'da düzenlenen bir turnuvada cezalı bir konumda olmaması gerekiyor. Yani bugün Türkiye liginde cezalı olan bir oyuncu Avrupa Kupaları'nda oynayabiliyor. Zaten hazırlık maçlarında ceza alan bir oyuncunun hazırlık maçlarında cezasını çekmesi çok mantıklı değil. Çünkü bir gün içinde sabah, öğle, akşam hazırlık maçı alırsınız bu oyuncunun cezası biter. Ortada bir insan hatası var. Yani ortada 'çok büyük bir sahtekarlık', 'Avrupa'daki turnuvayı kandırma' yok. Bu olayın bu kadar büyütülmesine hiç anlam veremiyorum. Galatasaray camiasına geçmiş olsun diliyorum." Demişti..... 

Aslında yaşanan olaydaki garipliği Ergin Ataman burada çok güzel özetlemiş zaten anlamak isteyenlere...

Yani,

Cemal Nalga Türkiye’de ki bir hazırlık maçında ceza alıyor.

O oyuncu kurallara göre Avrupada ki maçlarda cezalı olmaması ve zaten normalde oynayabilmesi gerekir.   

Bugün Galatasaray’ın yaşadığı ve yaşattığı (Muhtemelen bireysel doping olaylarına benzetebiliriz) organize olmayan bu skandal ile Fenerbahçe’nin ülke futboluna yaşattığı şike ve teşvik skandallarını aynı kefeye koyan beyinlere özellikle iki yönetim arasındaki farkı, yani Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki asıl farkı özellikle hatırlatmak isterim... 

İşte Cemal Nalga olayı ile ilgili olarak Galatasaray Yönetiminin kulübün resmi internet sitesinden yaptığı açıklama; 

Galatasaray Spor Kulübü Erkek basketbol şubesinde yurtdışındaki hazırlık maçlarında maalesef spor ahlakı ve Galatasaraylılık Ruhu`yla taban tabana zıt bir olay meydana gelmiş, bir Galatasaray basketbolcusu başka bir kimlikle sahaya sürülmüş ve oynatılmıştır. Kulüpte çalışan bazı profesyonellerin isteği ve izniyle gerçekleştiğini yeni öğrendiğimiz bu olay Galatasaray Spor Kulübü, Galatasaray Camiası ve bütün Galatasaraylılar adına büyük bir utançtır. Bizlere bu utancı yaşatanlar adına Galatasaray Spor Kulübü olarak tüm spor kamuoyundan ve Türkiye`den özür diliyoruz.

Tüm camiamızı büyük bir üzüntüye boğan bu olaya neden olan ve Galatasaraylılık`tan nasibini alamamış sorumlu tüm idari ve teknik kadronun kulübümüzle ilişkisi hemen kesilmiştir. 

Saygılarımızla,

Galatasaray Spor Kulübü Yönetim Kurulu

-----------------------------------------------

Gördüğünüz gibi Cemal Nalga skandalı tam da budur. Galatasaray Yönetiminin ve taraftarlarının olayla ilgili tutumu da ortadadır.

Hiç kimse bazıları gibi “EN TEMİZ BİZİZ” veya “İLK TAŞI EN MASUM OLANLAR ATSIN” falan dememiştir... 

Hala bazı şeyleri anlamayan veya anlamak istemeyenlere şu haberi okuyup değerlendirmelerini salık veririm...

Hazırlık maçında çakma Orduspor

‘UEFA’ya rezil olma ve ceza korkusuyla Almanya ile Hollanda’nın amatör liglerinde oynayan futbolculardan bir takım kurulup, Orduspor formasıyla sahaya sürüldü.

Devamı için aşağıdaki adrese gidebilirsin. Yani, adamlar resmen sahte futbolcular ile UEFA’nın haberinin olduğu bir maça çıkıyorlar ve ceza almıyorlar.

Ama, Galatasaray, milletin kendi kulübünde lisansı bile olmayan sporcuları denemek maksadı ile oynattığı maçlarda kendi oyuncusunu trişkadan bir maçta oynattı diye skabdala imza atıyor. Ne garip değil mi?. J

Yan, seninle hiç alakası bile polmayan bir sporcuyu o hazırlık maçında oynatabiliyorsun da kendi oyuncunu oynatamıyorsun. J

Ve sizler bu rezilliğ destekliyorsunuz hatta ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz.

Ama, Allah’ın sopası yok işte halinizi görüyorsunuz şimdi.....

Bakınız: http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=18445054

 

Hiç Orduspor’un en ufak bir ceza aldığını duydunuz mu?

Tabi ki hayır...

İŞTE, HERKES CEMAL NALGA OLAYINI BİR DE BU AÇIDAN DEĞERLENDİRSİN MÜMKÜNSE...

 

SAYGILARIMLA

 

Salih HÜROL 





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Puan Durumu Fikstür
Bizi Takip Edin :
Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2014
  2013
  2012
  2011
Son Girilen Makaleler
mustafadayi052hotma
| 17 Eylül 2022 |
kabatasli
| 12 Eylül 2022 |
sizofren
| 09 Eylül 2022 |
mustafadayi052hotma
| 02 Eylül 2022 |
mustafadayi052hotma
| 02 Eylül 2022 |
En çok yorumlananlar
Blog bulunmuyor...
TÜMÜ
WEB ASLAN