Makale Yaz
giovi
Bu haberi yazdır
Kırılma Noktası
 Ara
04
 2011

Önemli bir virajı daha aldı takımımız. Çarşamba günü oynanacak derbiye daha moralli bir şekilde haftayı lider olarak kapatabilmek için çıkacağız. Fakat yine de Eboue’nin golü bazı gerçeklerin üzerini örtmeye yetmiyor. Klasik bir deyişle derbilerin havası farklı olur ama çarşambanın gelişi salıdan belli iken bunları açık açık belirtmekte fayda var diye düşünüyorum.

Öncelikle Fatih Hoca’nın takımının oynadığı futbolu izlerken yaşanan heyecan düzeyi, TRT 4’te sanat müziği dinletisi izlerken hissedilenden biraz daha fazla. Takımımız kesinlikle hücum edemiyor. Melo ilk haftalardaki oyuna hükmeden yapısından çok uzak, sadece üst düzey mücadele gücü ile katkı yapıyor. Selçuk İnan’ı ya ben çok büyütmüşüm gözümde, ya da oynaması gerekenin çeyreğini bile oynayamıyor. Çok hata yapmıyor belki ama oyuna hükmetme seviyesi istenilenden, Galatasaray’ın ona ihtiyacı olandan çok daha düşük. Kanat oyuncularımızın ikisi de Galatasaray’ın ilk 11’inde oynayacak seviyede oyuncular değiller. Riera için “adam Liverpool’da, İspanya’da oynamış” yorumu yapılabilir ama Liverpool’da  Gerard’ın, Torres’in ; İspanya’da Xavi’nin, Iniesta’nı n, Villa’nın yanında oynamış. Galatasaray’da ise takımın yaratıcılık adına her şeyi olan Arda Turan’dan doğan boşluğu doldursun diye alındı. Bu da futbolcudan beklentiler arasında çok büyük bir fark oluşturuyor. Ve maalesef ki her iki kanat için de bu oyuncular dışında başarı beklenecek bir tane bile alternatif oyuncumuz yok. Son dönemde adından sıkça bahsedilen Mertan ‘dan faydalanılabilmesi ihtimali bile oldukça şanslı bir piyango olarak değerlendirilebilir ancak.

Orta sahamız oyuna yeterince hakim olamıyor. Topu aldığımızda ortada gerekli hazırlıkları yapamadan forvet oyuncularına aktarmaya çalışıyoruz. Bu da forvet oyuncularının gol bölgesinden çok daha önce topla buluşmalarına ve aldıkları çoğu topu ezmelerine yol açıyor. Bunun sonucunda da ortaya pozisyon fakiri, zevksiz, kısır bir futbol çıkıyor.

Ve işin kötü tarafı, bu durumun düzeleceğine dair  “Fatih Hoca halleder”, “1996’da ilk yarı sonunda da 9 puan gerideydik, takım ancak alışacak” gibi soyut umutlarında dışında pek bir umudumuz da yok. “Kazasız belasız şu ilk yarıyı bitirelim de Arshavin’i mi alacaklar, Podolski’yi mi alacaklar; asıl ondan sonra görün Cimbom’u” minvalinde dolaşıyor bütün muhabbetler…

Uzun yıllardan sonra kalede güven duyulan bir eldivenin olması, takımın gol yeme ortalamasının ciddi anlamda düşmesi, bunu sağlayan defansın üyelerinden birinin altyapıdan yeni çıkan genç Semih olması ve bunca olumsuzluğa rağmen Çarşamba günü ezeli rakibimizi yendiğimiz takdirde liderliğe oturacak puanda olmamız az da olsa rahatlatıyor içimizi…

Fenerbahçe maçları her zaman çok önemlidir tabii ki ama bu maç Galatasaray için bu hayati sezonun kırılma noktalarından biri olabilir. Tüm futbolcuların ve Arena’yı dolduran onbinlerin her şeylerini ortaya koydukları, genelde kalabalıktan dolayı protesto seslerinin yükseldiği dönüş metrosunda, daha kalabalık olmasına rağmen zafer tezahüratlarının yükseldiği bir Çarşamba gecesi yaşamak dileğiyle…

Sevgiler…   





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
Webaslan Twitter Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2019
 
Eylül (1)
  2015
  2013
  2012
  2011
Son Girilen Makaleler
mustampha
| 20 Kasım 2019 |
ucan-alman
| 08 Kasım 2019 |
enis-4-4-2-sistem
| 07 Kasım 2019 |
ali-sami-yen-1905
| 31 Ekim 2019 |
aslanimbenimbe
| 28 Ekim 2019 |
En çok yorumlananlar
Blog bulunmuyor...
TÜMÜ
WEB ASLAN