Makale Yaz
giovi
Bu haberi yazdır
Çok filim hareketler bunlar!!...
 Kas
26
 2011

Takip edenler bilir… Sportif olarak en başarılı dönemlerinde bile, Galatasaray’ın idari konuları hep gündemi meşgul etmiştir. Eksik olmasınlar, Galatasaraylı yöneticiler de genel anlamda ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar; kimi önemli kimi önemsiz konularda gerek demeçleri, gerek davranışları ile buna oldukça katkıda bulunmuşlardır.

 

Gerek yaşım, gerekse takip edebildiğim en ketum başkan olmasından dolayı Alp Yalman dönemi ile ilgili fazla malumatım yok.

 

Takımımıza tarihin en büyük başarılarını yaşatan Faruk Süren yönetiminin en popüler konusu tabii ki mali durumdu. Bir spor kulübü maddi olarak zor günler geçirebilir tabii ama artık manava, bakkala kadar borç olması, Galatasaray’ın paralarının Cayman Adalarındaki off-shore hesaplara aktarıldığı iddiaları, Fenerbahçe yavaş yavaş yeni stadını yaparken bizim sadece projeye milyonlarca dolar harcayıp sonra o projeyi hayata geçiremememiz gibi konular çok sık meşgul etti gündemi…

 

Daha sonra çok kısa bir dönem de olsa, Mehmet Cansun geldi başkanlığa… Kısıtlı bütçe ile, yüksek maliyetli oyuncuları elden çıkarma politikası çok doğal tabii, fakat 1 sene önce 18M $’a alınan Avrupa gol Kralı oyunucunuzu, kapı kapı dolaşarak 5M$ + 3 adet 3. lig seviyesi oyuncu karşılığında satmak, 2-3 ay sonra o 5 M $’ı da bu oyuncuların sözleşmelerini feshetmek için harcamak müthiş bir yöneticilik öyküsüydü.

 

Sonra Türk futboluna centilmenlik anlamında çok şey katan rahmetli Özhan Canaydın dönemi başladı. İlk sıkıntı meşhur “3 yıldız” söylemiyle yaşandı. Avrupa basınının ilgisini takımın üzerine çekecek “3 yıldız” vaat ediyordu başkan. Öyle ki seçilmeden önce konuk olduğu bir programda Altan Tanrıkulu’nun “1996-2000 döneminde Galatasaray’ın 3 yıldızı Hakan, Hagi ve Popescu’dur” tespitine katılmıyor. “Hakan tabii ki yıldız ama o zaten bizim evladımız, biz dışarıdan yıldız ithal edeceğiz” diyordu. Bunları duyan taraftar da Fiorentina’nın da küme düşmesiyle Chiesa ve Nuno Gomes’i kesin, biraz zorlarsak Milan’da mutsuz olan Rui Costa’yı bile sarı kırmızılı forma altında düşlüyordu. Sonuçta eşeği kaybedip bulunca mutlu olan köylü misali önce Beşiktaş’a kaptırıp sonra fazladan para vererek aldığımız kalecimiz Mondragon, Senegalli Sarr, Brezilyalı Felipe ve Ümit Davala gibi oyuncularla yıldız kontenjanımızı doldurduk. İlerleyen günlerde, “E Milan’dan (Sarr), Inter’den (Davala) oyuncu aldık. Felipe’yi Brezilya’da görseniz, ilgiden sokakta yürüyemiyor. Yıldız dediysek Rivaldo’yu alacağız demedik ya” diyecekti sayın Başkan Fanatik gazetesine verdiği röportajda.

 

Büyük bir başarı örneği ile Ribery’yi getirdiler Fransa’dan. Belki de keşfedilmeden Türkiye’ye gelmiş en büyük yetenekti Ribery. Sezon sonunda satınalma opsiyonu olan 2M €’yu yatırıp bonservisini aldık. İki ay sonra yüz küsür bin € alacağını yatırmadığımız için serbest kaldığında daha yeni ödediğimiz 2M € nun yanında bir sonraki sene Bayern’e satarken alabileceğimiz 25M € da uçup gidiyordu böylece. Hemen bir basın toplantısı düzenledi yönetim. Bildiğimiz Marsilya’ya “Olimpik de Morsey” diyerek (herhalde daha havalı geliyordu orjinal söylenişi) iki saat atıp tuttu avukat bey. Ribery neredeyse futbolu bırakacak, hala 5 kuruş alamadık.

 

Yıkıma başlıyoruz diye para vererek koltuklarını söktürdüğümüz Ali Sami Yen’e, Marshall’a stad reklamı vererek yeniden koltuk taktırmamız; bu yıkım başladığı zaman başkanın “işte inşaata başladık” deyip de, yıllar sonra “ o gün o göstermelik hareketi yapmasaydık, projenin süresi dolacaktı, mecburduk” diye itiraf etmesi; Mustafa Sarıgül ilk Seyrantepe fikrini ortaya attığında “ Galatasaraylıların aklını karıştırmasınlar” diye kestirip atılıp; daha sonra bu projenin Galatasaray tarihinin en önemli projesi olarak lanse edilmesi Özhan Canaydın döneminin bahsedilmeden geçilmeyecek diğer anekdotları arasındaydı.

 

Sonrasında rekor oyla seçildi Adnan Polat ve iyi de başladı aslında… Camianın üzerindeki ölü toprağını Kewell, Baros gibi transferlerle attı. Ne zaman Haldun Üstünel çok ön plana çıktı ve bu yönetim için de rahatsızlığa yol açtı o andan itibaren rüzgar tersten esmeye başladı Polat için. 150 bin € kar için Keita’yı sattılar, kendisini yere atıyor, Galatasaray’a yakışmıyor dediler, sezonun son maçında rakibine kasti tekme atıp neredeyse ayağını kıran Barış Özbek’in yakıştığını düşünerek. Elano’yu sattık zarar ederek, fakat siteden yapılan açıklamada oyuncunun gelecek yıllardaki alacaklarını da hesaba kattığımızda kar ettiğimiz açıklaması yazıyordu. Şaka gibi… Tüm çabalara, tüm uyarılara rağmen sayın başkan ısrarcı oldu ve tarihimize hiç yakışmayan bir şekilde seçime gittik. Seçim kararı sonucu yöneticilerden birisinin bir spor kulübü idarecisi olarak yaptığı yorum çok ilginçti. “Her şeyi hesap ettik ama sportif başarısızlığı hesap edemedik.”

 

Daha sonra yine rekor oyla Ünal Aysal başa geldi. Öncelikle şunu söylemeliyim ki yönetimi genel anlamda başarılı buluyorum. O derece kaotik bir durumdan düzlüğe çıkmak kolay değil. Fakat eski yönetimlerde süregelen bu hastalık bu yönetimde de aynen devam ediyor. Sayın başkan başa geldi. Drogba, Forlan, Reyes, Buffon gibi isimleri telaffuz etti. Alamadığı zaman medya ve camia üstüne geldiğinde “siz hala oralarda takılın” dedi. Konu unutuldu, geçtiğimiz günlerde yine açıklama yapıldı “Reyes gelseydi Forlan’la anlaşmıştık” diye. Geçtiğimiz günlerde Berbatov’un adı atıldı yine ortaya. Transfer olarak sezon başında yaşadığımız senaryonun aynısını yaşıyoruz. TFF açıklama yaptı, dört büyüklerin isteği ile deplasmana taraftar götürülmeyecek diye; 3 gün sonra bizim bir yöneticimiz bundan haberimiz yoktu dedi.

Volkan Demirel 3 tane armut gibi gol yedi. Taraftara küfretti. Bizim yöneticimiz (ne alakaysa) Volkan’ı aradı özür diledi.

 

Futbol takımımız beklenenin altında top oynuyor. Tek olumlu konu geçtiğimiz yıllara göre bariz şekilde artan mücadele gücü. Görünen o ki devre arasına kadar zirvenin yakınlarında kalmaya çalışıp ara transferde yapılacak olan katkılarla istediğimiz futbola ve başarıya ulaşmaya çalışacağız. Burada yöneticilerimize düşen camiayı bölecek, fikir ayrılıklarına yol açacak davranışlardan uzak durup, başarıya giden yolda mutlak suretle tek akıl, tek yürek olarak hareket etmesi.  





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
Webaslan Twitter Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2019
 
Eylül (1)
  2015
  2013
  2012
  2011
Son Girilen Makaleler
mustampha
| 20 Kasım 2019 |
ucan-alman
| 08 Kasım 2019 |
enis-4-4-2-sistem
| 07 Kasım 2019 |
ali-sami-yen-1905
| 31 Ekim 2019 |
aslanimbenimbe
| 28 Ekim 2019 |
En çok yorumlananlar
Blog bulunmuyor...
TÜMÜ
WEB ASLAN