Makale Yaz
bulentkaci
Bu haberi yazdır
Galatasaray Taraftarı Ne İster?
 Ağu
09
 2015

Galatasaray taraftarı, ülkemizde bulunan diğer kulüp taraftarından farklıdır. Bu fark diğer taraftarların görmediği "zirve" yi görmüş olmasından kaynaklanır. Herkes Barcelona'yı veya Real Madrid'i izliyor. Keyif de alıyor. Lakin kendi takımının oynadığı futbol hep daha önemli olmuştur. Taraftar Barcelona gibi top oynayan veya Real Madrid gibi kadrosu olan bir takımı olsun ister.

Bizim ülkemizde altyapıların yetersizliği ve yıldız potansyeli olma ihtimali olan oyuncunun tespiti ve geliştirilmesi konusunda yetersizlik hep vardı. Örneğin Pendik Boşnak mahallesi olan Güllübağlar Mahallesi hep Boşnak ırkının özelliklerini yansıtan gençler çıkarır. Buradaki devlet okulları bile basketbolda iddialıdırlar. Zira uzun boylu Boşnak çocuklar bu okullara giderler. Futbolda da yine Boşnak ırkının yansımaları görülür. Servet Çetin bu mahallenin çocuğudur. Lakin anlatılanlar Türk futbolunun olduğu noktayla ilgili bizlere ipucu verecek niteliktedir. Zira Servet Çetin lise yıllarında Pendik Lisesi'nın okul takımına girecek kadar yeterli değildir. Servet Çetin'in Denizlispor ve arkasından Fenerbahçe'ye transferi bir peri masalını andırır. Ardından Sivasspor ve şampiyonluk yaşadığı Galatasaray. Problem Servet'in çeşitli zorluklara katlanarak nasıl FB ve GS'a gelebildiği değildir. Bu başarısı diğer futbolcularınki gibi büyük bir başarı olarak kaydedilmelidir. Lakin problem, Servet Çetin'in giremediği lise takımındaki diğer çocukların akıbetidir. 2005 yılında U-17 Avrupa şampiyonu olan milli takımdan bugün Volkan Babacan, Caner Erkin ve Nuri Şahin dışındakiler nerede? Bundan önce ise 1992 yılında U-18’de Avrupa şampiyonu olan takımdan sadece Okan Buruk’un üst düzey futbolcu olabilmesi. Demek ki bize Barcelona modeli olmuyor.

Öyleyse Real Madrid örneği olalım. Yani paralar vererek üst düzey yıldızlarla işi götürelim mantığı. Bunun öncüsü FB’dir. Yıldıza dayalı sistemi ülkemizde yıllardır işleten takım FB’dir. Rıdvan Dilmen ile başlayıp, Gerson, Okocha, Van Hoojdong ve Alex ile devam eden sistem maalesef zaman zaman diğer takımlarımızı da etkilemiştir. BJK’nin hüsranla sona eren Portekizli takımı böyledir. GS’ın da Lincoln ile bir ara denediği bu sistem takımı borç batağına sokmaktan kurtaramamıştır.

Türk futbolunun Barcelona modelini en yansıtan takımları ise Milneli BJK, Şenol Güneşli Trabzonspor ve de en iyisi 1996-2000 yılları arasında şampiyon olmuş Fatih Terimli GS’dır.

Bu takım Hagi ve Hakan Şükür gibi iki yıldıza sahipti. Lakin takımın diğer parçaları müthiş bir çalışmanın ürünüydü. Öncelikle altyapıdan çıkan oyunculara bakalım: Bülent, Okan, Emre, Suat. Yine yerli yıldız kategorisinde Hakan Ünsal, Hakan Şükür, Ümit Davala, Arif Erdem, Fatih Akyel  ve Ergün Penbe. Bu oyuncuların bir kısmı Fatih Terim gelmeden önce takımdan gönderilmesi düşünülen oyuncular olduğunu da hatırlayalım.Kalede Tafarel gibi Dünya Şampiyonu Brezilya’nın kalecisi vardı. Onun transferi kolay olmamıştı. Popescu’da fırsat transferi olarak transfer edilmiş bir oyuncuydu. İşte dört sene ligi domine eden, rakiplerin sadece fark yememek için çıktığı bu takım önce UEFA kupasını; sonra küçük değişikliklerle finalde Real Madrid’i yenerek UEFA Süperkupa’sını  da müzesine götürmüştü.

Bunları yazmamın bir nedeni var. Bu takımı görmüş bir taraftar olarak ömrümün sonuna kadar GS’ın her maçını o takımla karşılaştırma durumunda olacağım. 2000’li yılların takımı öncelikle altyapıdan çıkan oyuncular ile sonradan transfer edilen yerli oyuncuların takımıydı. Hagi,Popescu ve Taffarel gibi nokta ve dünya yıldızı üç oyuncuya sahipti. (Hatta kalıcı dördüncü bir oyuncu buna eklenemedi). Bu takımın ileri uçta Hakan Şükür gibi fenomen bir santraforu vardı. Ondan dolayı Burak Yılmaz asla benim gözümde GS’ın golcüsü olamaz. 90 dakika pres yapan, hava toplarına hakim, rakip defansı sürekli rahatsız eden ve defansa kadar gelip takımı rahatlatan bir oyuncuydu Hakan Şükür. Ondan sonra onun yerini en iyi dolduran oyuncu Elmander’di. 

Bu ve benzeri karşılaştırmalar hep yapılamaya devam edecektir. Süper Kupa maçından önce herkes takımın nasıl bir oyun oynayacağını merak ediyordu. Bursa, Volkan Şen ve Fernandao’nun boşluğunu dolduramamış göründü. Türkiye Kupası’ndaki Bursa ile aralarında dağlar kadar fark vardı. GS’ın da öyle.GS’ın en büyük farkı Melo’nun yokluğuydu.  Melo’nun eksikliği çok hissedilmedi gibi.  Zira dediğimiz gibi Bursa zayıf bir takım. Yerine oynatılan Bilal, orta sahadaki hızlı ve tek pasa dayalı top dolaşımına üst düzey destek verdi ki, Melo bunu yapamazdı. Fakat sonuca bakınca Bursa’nın maçın son 30 dakikasındaki ataklarını durdurmakta zorlandı. Bursa’yı durduramayan bir takımın daha güçlü takımlar karşısında zorlanacağı da açıktır.

Özellikle GS taraftarının Şampiyonlar Ligi’nde başarı beklediğini hatırlayalım. Oynanan futbolun beklentilerden aşağı kalmasını üç kupa ile perdelenemedi. GS taraftarı rakibi oynadığı futbolla sürklase eden bir takım istiyor. Kalecisinin yıldızlaştığı; hatta takımı şampiyon yaptığı bir takım istemiyor. GS taraftarı rakibin kendi takımı üstüne elini kolunu sallaya sallaya gelmesini izlemek istemez. GS taraftarı koşan, pres yapan, rakibi kovalayan ve bozan bir takım ister. Kendisi için mücadeleyi son ânına kadar ve son nefesine kadar sürdürmesini ister. Bu 2000’li yılların takımının yansımasıdır. O takıma yakın futbolu ise Fatih Hoca’nın 3.gelişinin ilk yılı olan 2011-2012 yılının takımıydı.

Dün tek olumlu taraf bir ara iyi ve hızlı tek top paslaşmasıydı. Gerek kalecinin kritik kurtarışları, gerek defansın üzerine çok yük binmesi, gerek hücumda çok az pozisyon yakalanmış olması ve Melo’nun eksikliği geleceğe ışık vermedi. . Buna oyundan alınan oyuncuların hocalarına karşı terbiyesizce triplerini de ekleyelim. Bir sezonda 3 kupa alınması ise Türk Futbolu’nun olduğu yeri göstermesi bakımından üzücüydü.  





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
  2019
 
Mayıs (1)
  2018
  2017
  2016
  2015
  2014
Son Girilen Makaleler
sizofren
| 03 Haziran 2021 |
yusufakbudak
| 28 Mayıs 2021 |
dewildemonn
| 16 Mayıs 2021 |
sizofren
| 13 Mayıs 2021 |
En çok yorumlananlar
Blog bulunmuyor...
TÜMÜ
WEB ASLAN