Tek santrafor olarak görev yapan Jo ile başlayalım söze...
Dün sahaya çıkan tam 6 oyuncumuzun 24 yaş ve altında olması ile sezonun en genç yaş ortalaması olan “26 yaş” ile başladık mücadeleye.. Rijkaard, Denizlispor karşısında da içinde bulunduğumuz Baros, Kewell ve Keita’sız döneminde klasikleşmeye başlayan 4-4-Arda-1 düzeni ile çıkmayı tercih ederek bir kez daha orta sahayı kalabalık tutmaya özen gösterdi ve bu tercihinde ne kadar haklı olduğunu hep beraber gördük.
Tek santrafor olarak görev yapan Jo ile başlayalım söze; Baros’un yokluğunda ileride top tutan ve topu aldığında adam eksilterek ceza alanına tehlike yaratacak şekilde taşıyabilen bir santrafor Jo..Yaşının genç olması, bileklerine hakimiyeti ile bizim doğru tercih olarak gözüküyor.. Ceza sahasında pek alışmadığımız kadar bencil bir oyun sergileyen Jo eğer bunu Keita, Kewell, Baros’da geldikten sonra devam ettirirse şimdiden söyleyelim bu sorun yaratır ama futbol zekası ve görgüsü bu oyuncularla oynarken daha pasa dayalı olursa kazanan hem O hem de biz oluruz..Bekleyip göreceğiz; şimdilik görünen sadece sol ayakla ikinci yarı en az 10 gol civarı atacağı yönünde yeni Brezilyalı’mızın..
Jo ve Santos’un yerlerine geldikleri Nonda ve Linderoth’dan ortalama 10 yaş genç oldukları düşünülündce yönetimin ara transferde bu açıdan da doğrular içinde olduğunu belirterek devam edelim..Yeri gelmişken Linderoth ve Nonda’ya da veda etme zamanı geldi; Galatasaray’ımız 2007 yazında büyük umutlarla kadrosuna kattığı ve ismi “Lin” ile başlayan hiçbir oyuncudan fayda göremeden kendileri ile yolları ayırdı..Bizde kaldığı 2.5 sezon boyunca sezon başına 619 dakika sahada kalmasına rağmen düzgün karakteri ile kadrodan kesilmemeyi başaran Linderoth ile ayrılık kaçınılmazdı..Linderoth ne yazık ki 2 yıldır bizim aldığımız Linderoth değildi ve Denizlispor karşısında Mehmet bile dakika alamamışken kendisini bu saatten kadroda tutmamız hiçte akıllıca değildi..Nonda ise Galatarasay tarihindeki yerini Dean Saunders’ın yanında alarak aramızdan ayrıldı..Aynı Galli forvetimiz gibi Fenerbahçe’ye attığı golle kupanın gelmesinde büyük katkı sağladı, takımın en çok gol atan oyuncusu iken emaneti Jo’ya devretti..Seni her zaman sevgiyle hatırlayacağız Shabani..
Maça dönecek olursak; Barış’ın bilhassa ülkemizin nispeten güçsüz takımlarının sol beklerine karşı ofansif anlamda birkez daha üstünlük sağlayıp, hem önündeki Arda-Jo, hem de solundaki Mustafa-Elano ikilisi ile uyum içinde çalıştığını ve fayda sağladığını gördük. Eğer Barış formasını önümüzdeki 3 maç daha kaptırmaz ve üstünlüğünü İnönü’de İbrahim Üzülmez’e karşı da gösterirse bu başta Rijkaard olmak üzere hepimizin yüreğine su serper sevgili okurlar..Hem rakibi ısıran hem de defansif anlamda ortaya birşeyler koyup çizgide de görev yapan 24 yaşında bir orta saha oyuncusu olarak kendine de büyük değer katar Barış..
Rijkaard; ortanın solunda oynayan Emre ile Elano’yu bence haddinden fazla yakın oynatarak hata yapıyor..Eğer Emre gibi ofansif özelliği daha gelişmiş bir oyuncu sola yakın, Barış gibi defansif özelliği daha belirgin bir oyuncu sağ içte görev yapıyorsa; mantıklı olan Mustafa’yı Emre’nin, Elano’yu da Barış’ın yanına monte edip soldan sağa Emre- Mustafa -Elano- Barış olarak dizmek...Diğer dizilişte solumuz defansif açıdan daha zayıf kalıyor ve dün olduğu gibi rakip kendine göre sağdan geliştirdiği ataklarla gol bulabiliyor kalemizde..
Ligin ikinci yarısı bana göre yine ilk yarıda olduğu gibi sadece 2 takım arasında geçecek gibi geliyor bana sevgili okurlar..Rakip; ligin en dibindeki Sivasspor ve Denizlispor ile oynadı ilk 2 maçını; önümüzdeki 2 maçı da bu ikilinin hemen üstündeki Diyarbakırspor ve Manisaspor..Türkiye’de profesyonel ligi çeyrek asırdır takip eden birisi olarak rakibin ara transferde bizim fersah fersah geride kalmasını da üzerine ekleyince, hakem/medya gibi unsurları artan şiddetle kendi çıkarı için kullanmaktan çekinmeyeceğini düşünüyorum...
O sebepten ligin ilk beş haftası benim için normalden de önemli...Puan kaybedeceksek bu rakipten sonra olmalı sevgili okurlar..Rakip bizim 1 puan ve ikili averaj olarak önümüzde ve bunun bilincinde olarak bu süreçteki her maça “galibiyet“ parolası ile çıkmaya devam etmeliyiz..
Rijkaard’ın gençleşen Cimbom’unda bunu yapacak güç fazlasıyla var..