"Avrupa'da final uzak değil"
Galatasarayımız'ın başarılı futbolcusu Uğur Uçar, Galatasaray Televizyonu'nda yayınlanan Son Pas programının konuğu oldu.
Webaslan.com
Talihsiz bir sakatlık yaşadın, son durumun nedir?
Sakatlığım çok önemli değil, sadece kasığımda biraz zorlanma var. Haftasonu forma bulma şansım bir hayli yüksek. İki gündür geçirdiğim tedavi sürecim de oldukça iyi gidiyor. Uzun bir süreden sonra iki maç üst üste doksan dakika forma şansı bulduğum için bu tip sakatlıkların olması gayet normal.
Oynadığın mevkide Galatasaray altyapısından yetişmiş iki oyuncu forma şansı bekliyor. Sabri Sarıoğlu’yla aranızda sevgi dolu bir rekabet söz konusu... Bu kez Sabri’nin sakatlığıyla beraber forma sırası sana geldi. İkinizin ilişkisi nasıl? Forma giydiğin zaman neler hissediyorsun?
Sabri Ağabey bu sezon gerçekten oldukça iyi bir performans sergiliyor. Ben de sezon başından bu yana fazla sayıda forma şansı buldum. Forma giydiğim karşılaşmalarda bana verilen şansı da iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Sabri Ağabey’le aramızda tatlı bir rekabet var, sonuçta o da tıpkı benim gibi Galatasaray altyapısının yetiştirdiği bir oyuncu... Aramızda olan sevgi ve dostlukla karışık olan rekabetin, hem benim, hem de onun performansını olumlu etkilediğini düşünüyorum.
Futbol karakteri olarak farklı oyuncular olduğunuz konusunda ne söylemek istersin?
Her futbolcunun elbette farklı karaktere sahip olduğu gerçeği var. Bu durum ben ve Sabri Ağabey için de geçerli. Bunu bir avantaj olarak görüp, bu farklı özelliklerimizi takımımıza olumlu yansıtmaya çalışıyoruz. Bu da takımın yükselişi ve rekabeti açısından oldukça güzel bir durum.
Futbola altyapıdayken stoperde başlamışsın. Şu anda sağ bek olarak tanınıyorsun, Frank Rijkaard seni sol bek olarak da denedi. İhtiyaç duyulduğu takdirde stoperde de görev alabilecek olman seni “joker’’ oyuncu konumuna sokuyor.
Altyapıdan A takıma çıkana kadar, genç ve ümit milli takımlar da dahil olmak üzere her yerde stoperde görev yaptım. Hagi’yle beraber sağ bek oynadıktan sonra, bu bölgeye çok çabuk alıştım ve istediklerimi sahaya daha iyi yansıtmaya başladım. Bu sene hocamız bana sol bekte de görev verdi, o bölgede de şansımı iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Hocam benden memnun kaldığı müddetçe hangi mevkide görev yapacağımın çok da önemi yok.
Mevki konusunda sırayla gitmek gerekirse, sen sağ bekte oynarken ‘’Uğur kendi bölgesinde oynuyor’’ diyebilir miyiz?
Üç-dört sene önce sorulsaydı stoperde oynamak istediğimi söylerdim. Ama şu anda sağ beke hem alıştım, hem de ne zaman atağa çıkacağımı, ne zaman geri geleceğimi, ne zaman kademe yapacağımı artık çok iyi bir şekilde biliyorum. Bunları çok rahat yapıyorum, sezgilerim de kuvvetli, o yüzden sıkıntı çekmiyorum. Bu sebepten ötürü gerçek mevkim sağ bek diyebilirim.
İleri çıkabilme özgürlüğünün olması güzel bir şey olsa gerek...
Tabi ki. Bu mevkiye alıştıktan sonra poziyonlara girmeyi özlüyorsun. İleri çıkıp gerekli hareketleri başarılı bir şekilde gerçeleştirdikten sonra takıma ofansif anlamda daha çok katkıda bulunabiliyorsun. Futbol sistemlerinde beklerin önemi gitgide artıyor.
Ters ayaklı futbolcuların normalde oynadıkları mevkilerin zıt tarafında olması kademe konusunda olumlu yansıyabiliyor. Sen neler söylersin bu konu hakkında?
Orta yapma konusunda sol ayağın çok kuvvetli olmadığı için sorun yaşayabiliyorsun. Ama Panathinaikos deplasmanında 25 dakika sol bekte görev yaptım ve hocam tarafından beğenildim. Ertesi maç aynı mevkide 90 dakika görev yapmama rağmen basın tarafından eleştirildim. Futbolla ilgili konularda insanların kafa yapıları çok farklı olabiliyor. Phillip Lahm ve Zambrotta gibi örnekler gözümüzün önünde... Bana göre sağ bekin, ya da sol bekin, normal mevkilerinin ters tarafında oynaması çok büyük bir sorun değil. Ümit Özat yıllarca sağ ayaklı olmasına rağmen sol bek oynadı, sağ ayağının dışıyla ortalar açtı, asistler yaptı. Hoca şans verdikten sonra nerede oynadığımın çok bir önemi yok.
Bahsettiğin isimler her gittikleri takımda “joker’’ olarak nitelendirilen futbolcular. Senin için de herhalde bu durum düşünsel anlamda bir avantajı beraberinde getiriyordur.
Uzun süreli bir sakatlıktan çıkmış olduğum için hocam beni hiç tanımıyordu. Sezon başı kampına gitmeden önce hiçbir maçımı izlememişti. Ben sezon başında hocaya kendi adıma olumlu bir şeyler göstermişim ki, beni saydığımız mevkilerde bir alternatif olarak düşünebiliyor. Ben de hocam bana forma şansı verdiği müddetçe kendi adıma her şeyimi ortaya koyuyorum.
Peki o sitem ettiğin eleştirilerle ilgili neler söyleyeceksin? Çok fazla gazete okur musun ya da internetten takip eder misin veya bu işi yüklenmiş arkadaşların var mıdır?
Ben gazete okumayı severim açıkçası ama sadece spor sayfalarını okumuyorum. Spor haberleri dışında diğer haberleri de takip ediyorum. Arkadaşlarım gazetenin dört beş sayfasını okuyor, ben ilk iki üç sayfasına da bakıyorum. Ülkede olan biten olaylar, ekonomik, siyasi durumlar da dahil olmak üzere, her türlü haberi okuyorum. En azından ne olduğunu bilmek için... Ama bana göre Türkiye’de eleştiriler çok acımasız yapılıyor. Bir futbolcunun sadece performansıyla değil, her şeyiyle ilgileniyorlar. Futbolcunun dışarı çıkmasıyla bile ilgilenilebiliyor. Biz de insanız, her insan gibi dışarı çıkıp, gezip eğlenebiliriz. Sahada işimizi yapıyorsak bizim için herhangi bir problem yok. Yani bu açıdan Rijkaard bizim için çok önemli. “Sahada siz oyuna yüzde yüz kendinizi verin, benim için önemli olan o’’ diyor. Zaten Galatasaray’da oynayan bir futbolcunun gerek yaşantısıyla, gerek duruşuyla, her zaman kendisine dikkat etmesi gerekir. Bizim takımda da herkes hocamızın istediği gibi...
Lionel Messi biliyorsun ki haftaiçi açıklama yaptı. Yine Rijkaard’ın futbolcuları kampa almamasının aslında ne kadar doğru bir tercih olduğunu, bugün daha disipline edilmiş bir sistemde bunun farkında olduklarını söylemişti. Herhalde senin söyleminle paralel bir söyleyiş..
Galatasaray takımında her futbolcunun alternatifi vardır. Hoca kampa almaz, ama kendine bakmadığın müddetçe arkanda bekleyen futbolcu formayı aldığı zaman yeniden sahaya çıkman gerçekten çok zor. Çünkü arkanda bekleyen oyuncular çok kaliteli isimler. Yani futbolcu ne yapacağını bildiği zaman bir problem yok. Şu ana kadar da biz herhangi bir problem yaşamadık. Yani kampta olmasak evimizde oluyoruz, yaşamımızda bir fark olmuyor. Zaten evlerimiz tesislere beş dakikalık mesafede...
Tesiste kalan futbolcular da var, takım kampa alınmasa bile..
Herkes kamp günü Florya’ya geliyor. Kamp olmadığı zaman bile beş altı oyuncu tesiste kalıyor. Evli oyuncular evinde kalıyor. Bekar arkadaşlarımızsa ne yapıp ne yapmamaları gerektiğini bilen insalar. A takımda oynayan futbolcuların hepsi yeterli olgunluk seviyesine ulaşmış durumda... Onun için biz herhangi bir sıkıntı çekmiyoruz. İngiltere’de karşılaşmadan önceki gece kampa alınma sistemi yok. Bu sistem neden Türkiye’de de uygulanmasın ki.. . Benim bildiğim kadarıyla bu sistemi Anadolu kulüplerinde de uygulamak isteyen hocalarımız var. Ama bu hocalarımız biliyorlar ki, takımı kampa almasa ve takım iki hafta art arda mağlubiyet alsa işinden olacak. Türkiye’de kamp olayına karşı böyle bir bakış açısı var ne yazık ki...
Biraz da takımın genel performansını konuşalım. Kötü bir gidişat vardı ve son karşılaşmada 2-0 geriye düşülmesine rağmen gelen galibiyet sonucunda “artık kara bulutlar dağıldı’’ diyebiliriz.
Kötü gidişattan ziyade takımda biraz şanssızlık vardı diyebiliriz. Puan kaybettiğimiz karşılaşmalarda çok net fırsatları değerlendiremedik. Mağlup olduğumuz maçlarda bir tek Bursa karşısında kötü futbol oynayıp üç puanı kaybettiğimizi düşünüyorum. Ama diğer maçlarda gerçekten şanssızlıktan dolayı ya berabere kaldık ya da mağlup olduk. Son dakikada gelen gollerle bundan önceki seneler şampiyon oluyorduk, bu seneyse tam aksini görüyoruz. Bunlardan ders çıkarıp, ilerleyen haftalarda daha dikkatli olacağız.
Zaten artık ilk yarınında son haftasına girildi. Uğur Uçar’ı nasıl bir devre arası tatili bekliyor?
Devre arası tatilinde yurt dışına gitmeyi düşünüyorum. Olmazsa da yapacak bir şey yok, buradayım.
Şöyle bir genel değerlendirme yaptığımız zaman, on yedinci hafta için de iyi niyetli olalım ve üç puan yazalım. Baktığımız zaman on yedi haftalık, hem Galatasaray’ın performansını, hem kendi performansını nasıl değerlendirirsin?
Biz gerçekten çok iyi bir takımız ve iyi bir hava yakaladık. Ekibimizde çok yetenekli futbolcular var ve bu sene gerçekten de çok iyi transferler yapıldı. Yeni gelen arkadaşlar takıma önemli katkı sağladılar. Açıkçası ben sezon sona erdiğinde, puan tablosunda istediğimiz yerde olacağımızı ve ilk devreyi de lider bitireceğimizi düşünüyorum. Hedeflemediğimiz puan kayıpları yaşadık, rakiplerimizin kaybedeceğini biliyorduk. Ama her şey istediğimiz gibi gitmedi. Bana göre önemli olan ligin ortası değil, sonu...
Fiziksel açıdan kendini nasıl hissediyorsun? Frank Rijkaard’ın çalıştırdığı takımların sonradan açılan takımlar olduğunu biliyoruz. Bunu şu yüzden soruyorum. İkinci yarı bu performansınının üstüne daha fazla koymuş bir Galatasaray görebilir miyiz?
Kesinlikle. İkinci yarı takım birbirini daha iyi tanıyacak. Arkadaşlık gerçekten çok üst seviyeye geldi. Bu son kazandığımız maç aramızdaki bu durumu iyiden iyiye pekiştirdi. Hocanın yanındaki yardımcıları muhteşem insanlar, bize iyi idman programları uyguluyorlar ve gerçekten çok profesyoneller. Bu da bize gerçekten önemli bir katkı sağlıyor Takımın performansında bana göre onların da çok önemli bir katkıları var.
Son Antalya galibiyetinde de, arkadaşlık adına hem havalimanında hem de uçakta son derece güzel görüntüler vardı.
Takımda gerçekten çok güzel bir ortam oluştu. Herkes ağabey-kardeş saygısını ve sevgisini ortada tutuyor. Hem de birbirimizle gerçekten çok güzel bir diyaloğumuz var.
Senin en çok diyalog kurduğun oyuncu Caner sanırım?
Caner benim Milli Takımlar’dan da arkadaşım, burada da günümüzün çoğunu beraber geçiryoruz. İdmanlarda birlikteyiz, kamplara da beraber kalıyoruz. Caner çok karakterli bir kişiliğe sahip, buraya kiralık olarak gelmesine rağmen elinden geleni yapıyor. Özellikle son maçta çok iyi oynadığını düşünüyorum. Daha da katkı sağlayacaktır.
Genç olmana rağmen takımın en eski oyuncularından birisin, yeni transferleri nasıl değerlendiriyorsun? Takıma adapte oldular mı, kamuoyunu biraz aydınlatabilir misin?
Türkiye’de yabancı oyunculara karşı gerçekten çok büyük bir ilgi var, iyi veya kötü olsun her zaman onlara daha çok şans veriliyor ama özellikle bu sene Galatasaray’daki oyuncular muhteşem. Hem iyi oynuyorlar, hem de çok karakterli futbolcular. Saha içinde olsun, saha dışında olsun, özellikle Kewell’ı çok taktir ediyorum. İyi ağabeylik yapıyor. Bunun yanında Keita, Elano, Nonda, Tobias, Baros gerçekten çok iyi oyuncular. Herkes elinden geleni yapıyor. Özellikle Keita bire birlerde çok iyi, Elano’nun da son iki maçta performansında önemli bir gelişme var. Takıma ilerleyen dönemlerde çok katkısı olacak. Aynı zamanda Brezilya Milli Takımı’nda oynuyor. Onlar katkı sağladıkça, Türk oyuncular da elinden geleni yaptıkça her şeyin daha iyi olacağına ve ligi şampiyon olarak tamamlayacağımıza inanıyorum.
Bireysel olarak kariyer hedefin nedir?
Galatasaray’da futbolu bırakmayı fazlasıyla istiyorum. Sakatlığımdan sonra yeni yeni kendimi toparlıyorum, performansımı yükselttikten ve Galatasaray’da kendimi kanıtladıktan sonra Avrupa’da top koşturmayı düşünüyorum. Sakatlanmasaydım, önümde bir Avrupa Şampiyonası vardı, onu kaçırdığım için çok üzüldüm. Tabi önümde daha uzun yıllar var, inşallah bu hedeflerime ulaşacağım.
Sağ beke geçmende Hagi’nin büyük rolü var mı?
İlk defa Fatih Terim zamanında Adanaspor maçıyla A Takım’a çıktım. Hagi ile beraber de Kızılyıldız maçında forma şansı buldum. Kızılyıldız’da 2.05 boyundaki Zigiç santrafor olduğundan ve ben sıçrasam da ona yetişemeyeceğimden dolayı, Hagi beni sağ bek oynattı ve başarılı bir maç çıkarmıştım. Bana “sen burada oyna, buradan ekmek yersin’’ demişti. Hagi’nin benim üzerimdeki emeği diğer hocalardan biraz daha fazla diyebilirim.
Gerçi stoperde oynasan da ekmek yermişsin, çünkü stoper oynayan oyuncular çok düz ve ayakları iyi değil. Senin ayağın da iyi olduğundan dolayı oynarmışsın...
Verimli olabilirdim ama fizik olarak sorun yaşayabilirdim. Biraz kısa kalabilirdim ama Türkiye’de stoperde oynayan İbrahim Toraman gibi kısa boylu başka oyuncuların da varlığı söz konusu... Ben de oynayabilirdim herhalde.
Sağ bölgede de görevini çok iyi yapıyorsun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi maçında da gayet iyiydin.
Gerçekten daha iyi şeyler yapabilirim, yüzde yüz hazır değilim diye düşünüyorum.
Peki ne zaman seni yüzde yüz performansta göreceğiz.
Açıkçası ikinci devre daha iyi olabilirim, çünkü iki hafta öncesiyle, şimdi arasında belirli bir fark oluyor.
Tekrar kariyerinle ilgili konuşacak olursak, Galatasaray’da futbolu bırakmak gibi bir hedefin var mı?
Galatasaray’da futbolu bırakmak istiyorum tabi, ama olmazsa yurt dışında futbol hayatımı sürdürmek isterim. Ben her zaman hedefi olan kulüplerde oynamak isterim. Önceden Kayserispor’da oynadım, o sene Kayserispor çok iyiydi. Bu sene de çok iyiler, onları da tebrik ediyorum. Geçmişinde başarısı olmayan, sürekli orta sıralarda oynayan kulüplere gitmektense Galatasaray’da futbolu bırakmak benim için daha önemli.
Galatasaray UEFA Avrupa Ligi’nde grupta lider olarak adını bir üst tura yazdırdı. Cuma günü de rakip belli olacak. Takımın Avrupa’da yoluna emin adımlarla gitmesi futbolcuların çok istediği bir şeydir...
Geçen sene final oynayıp kupayı alabilirdik. Sakatlıklardan 18 kişiyi çıkaramayacak duruma geldik. Böyle olunca da elendik. Ama bu sene takımın kadrosu geniş ve bütün oyuncular ilk onbirde oynayabilecek kapasitede... Şampiyonlar Ligi’nden de çok güçlü ekipler geldi. Biraz zor olacak ama, herkesi yenebilecek güçte olduğumuza inanıyorum. Aramızdaki konuşmalarda artık Avrupa Ligi’ni kazanmanın zor olmadığını, finalin çok uzak olmadığını dile getiriyoruz. İyi bir performans gösterdiğiniz zaman yarı finale, hatta finale yükselebilirsiniz. Şu an turnuvada namağlup bir şekilde ilerliyoruz. Ama çeyrek final ve yarı final maçları çok farklı oluyor. Rakipler kontrollü oynamak zorunda kalıyor. Bu nedenle iki ayaklı maçlar çok farklı oluyor. O zaman şansınız daha çok artıyor.
Bu sezon kısa vadede bir hedefin var mı? Varsa nedir?
Hedefim devamlı olarak ilk onbirde oynamak. Bu aralar forma şansını yakaladım. Bunu iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. En azından hocamın kafasını bir alternatif olarak karıştırdığımı düşünüyorum. Hocamın bana “devamlı olarak ilk onbirde oynayabilecek bir futbolcu’’gözüyle baktığını biliyorum. Bu yüzden kendimi oynamadığım zamanlarda bile hazır tutuyorum. Şu an bunun karşılığını aldığımı düşünüyorum. Bundan sonra devamlı ilk 11’de oynamak, forma şansı bulmak ve takıma daha fazla katkı sağlamak istiyorum.
Frank Rijkaard oynayan ve oynamayan oyuncu arasında pek bir fark gözetmiyor ve oynamayan oyuncunun da gönlünü alıyor sanırım...
Hocamız moralimiz bozuk olduğu zaman bunu hemen anlayıp bize moral verebiliyor. Yedek kalanlara da maçlardan sonraki idmanlarda ve izin günlerinde kafalarının rahat olmasını, futboldan biraz uzaklaşmasını sağlıyor. Bu da yedek oyuncuyu rahatlatıyor ve kendini idmanlara daha fazla vermesini sağlıyor. Takıma daha fazla katkı sağlamasını söylüyor. Hocamız bize yedek oyuncu ile as oyuncu arasında fark olmadığını söylüyor. İlk onbirde hak edenin oynadığını görüyoruz. Hocamız gerektiğinde herkesi oynatıyor. Bana göre hocamız takım içinde çok tatlı bir rekabet ortamı oluşturdu. Bu da bize başarıyı getiriyor.
Antrenmanlarınız da oldukça eğlenceli. Özellikle beşe iki top kapma çalışmaları...
Bunu sezon başından beri her idmanda yapıyoruz. Bence çok yararlı bir çalışma. Saha içinde her işimiz topla olduğu için hocamızın her idmanında top var. Bu da bana göre ekibe çok büyük katkı sağlıyor. Bizim sahadaki işimiz sadece koşmak değil, işimizi topla yapıyoruz. Hocamız bizi koşturarak yoruyor ve topla oynatıyor. Bu da bizim saha içinde karar vermemizde daha etkili oluyor.
Taraftarlarımızla ilgili söylemek istediğin bir şey var mı?
Taraftarımız bizden desteğini esirgemesin. Her zaman arkamızda olsunlar. Biz onlara çok güzel günler yaşatacağız. Onlar da bizle beraber coşacaklar.
Webaslan mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
Diğer Haberler
En çok okunan haberler
AVRUPA'DAN FUTBOL

Nathaniel Brown'a dev kulüpler talip

Arsenal Kenan Yıldız'a talip
Altay Bayındır, Manchester United'a veda ediyor

Acun Ilıcalı, Hull City taraftarlarıyla Antalya'da buluştu!

Manchester City'den Elliot Anderson için 92.5 milyon euro'luk hazırlık!

Acun Ilıcalı'dan transfer açıklaması!

Michael Olise için Real Madrid yanıtı!

Juventus'ta yeni rota Emiliano Martinez

Fiorentina'da Fabio Grosso dönemi

Lille'de Olivier Giroud ile devam kararı




























