Sabri: "Rijkaard artık..."
Futbolcularımızdan Sabri Sarıoğlu, Gökhan Zan ve yeni transferimiz Çağlar Birinci Galatasaray Televizyonu’nda yayınlanan Kamp Günlüğü programının canlı yayınına katıldı.
Galatasaray.org
Sabri ilk olarak senden başlayalım. Nisan ayında bir evlilik geçirdin ve tatil dönemi var. Güzel bir tatil geçirdin mi?
Sabri: Lig bitmeden evlendiğim için balayı lig sonuna kaldı. Tabii lig bitti ardından Milli Takım kampı vardı. Kampın sonuna eşim geldi, biraz Amerika’da tatil yaptık daha sonra Türkiye’de de biraz zaman geçirdik. Güzel bir tatil oldu. Üzerimizdeki o yorgunluğu stresi attık. Yeni sezona tamamen sıfırlanmış bir şekilde başladık. Gayet güzeldi tatil bizim için hoş oldu.
Futbolcu dinlendiğinde kampa geldiğinde fiziksel durumu nasıl oluyor. Kampın ilk günü futbolcu için nasıl geçiyor?
Sabri: Tabii ilk bıraktığı ana göre biraz geride oluyor. Tatildede her zaman ilk bir hafta on gün dinlenme süresi vardı. Ondan sonra yavaş yavaş spor aktivitelerine başlıyorsun. Bunun haricinde verilmiş özel antrenman programı var. Onu uyguluyorsunuz. Yeni sezondaki o ağır tempoya bir anda geçemiyorsunuz. Antrenman temposunu yavaş yavaş arttırmanız gerekiyor. Tatilde de eğlenceli sporlar yaptık ve elimizden geldiğince formda kalmaya çalıştık. Kampa ilk geldiğimizde çok zorlanıyoruz ama bunlar bizim için ilerisi için faydalı antrenmanlar. En iyi şekilde sakatlık yaşamadan bunu atlatmak istiyoruz.
Gökhan sende tatilde futbolu düşündün mü, nasıl bir tatil geçirdin?
Gökhan: Milli Takım kampı için Sabri ile birlikte Amerika’ya gittik. Orada 15 günlük bir kampımız vardı. Daha sonra bende Kanada’ya eşimin yanına gittim. Amerika’da biraz kaldıktan sonra Kanada’da kaldım genelde. Pek fazla tatil yaptığımız söylenemez. Çünkü çok yakın bir zamanda eşimin babasını kaybetmiştik. O yüzden genelde Kanada’daydım eşime daha fazla moral vermek açısından. Verilen programa ayak uydurmaya çalıştık. Bence bütün arkadaşlarımız o program dahilinde iyi bir çalışma yaptılar. Tatilde kimsenin boş durduğunu düşünmüyorum. Bir haftalık süre içerisinde çalışmalarada herkes iyi başladı. Uyum sorununu herkes atlatmaya çalıştı. Yeni transferlerle birlikte çok iyi bir kaynaşma dönemimiz var. İnşallah hem kamp döneminde hemde bu güzel arkadaşlık çerçevesinde Galatasaray’a faydalı bir yıl geçiririz.
Çağlar dürüst olabilirsin iyi karşıladılar mı seni?
Çağlar: Tabii ki. Takımın bir çoğunu zaten Milli Takım’dan tanıyorum. O yüzden pek bir sıkıntı çekmedim. Onlarda sağolsunlar bana ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorlar. O yüzden pek bir sıkıntı çekmedim.
Peki Çağlar ilk antrenmana çıktığın zaman neler hissettin? Her futbolcu Galatasaray’a geldiğinde “büyük bir camiaya geldim der” sen o büyüklük kavramını hissettin mi?
Çağlar: Tabiiki hissediyorsunuz. Hissetmemeniz zaten anormal olur. Gerçekten büyük takım demek sadece sözde değil bunu malzemecisinde futbolcusuna antrenöründe herşeyiyle hissediyorsunuz. Bende ilk geldiğimde onurlu ve gururluydum. Arkadaşlarım sayesinde de ilk günlerim gayet hoş geçti. Şimdi de yavaş yavaş alışmaya çalışıyorum.
Peki Gökhan kamp ortamları nasıldır? Antrenmanlar haricindeki boş zamanlar sıkar mı futbolcuyu?
Gökhan: Aslında yok ama belli bir yerden sonra sıkılmaya başlarsınız ama bizim öyle bir arkadaşlık ortamımız varki kesinlikle sıkılmıyoruz. O aralarda genelde dinlemeye çalışıyoruz. Takım arkadaşlarımızla birlikte birçok aktivite yapabiliyoruz. Gündüz genelde dinleniyoruz ama akşamları sürekli hep birlikteyiz. Kamp dönemi genelde ağır olduğu için herkes ilk olarak dinlenmeye çalışır.
Kalabalık bir basın mensubu sizi takip ettiği için rahat edebiliyor musunuz?
Sabri: Biz kendi imkanlarımızla birşeyler yapmaya çalışıyoruz. Çünkü dediğiniz gibi yoğun bir tempo var ama bizler aktivitelerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz. Kamp dönemi sürekli yatmakla, televizyon izlemekle geçmiyor. Değişik aktivitelerle zamanı geçirmek daha kolay oluyor. Dediğim gibi böyle aktiviteler olmazsa kamp sıkıcı geçiyor.
Bu arkadaşlık ve bu ortam saha içerisindeki performansa da yansıyor mu?
Sabri: Tabiiki şimdi öyle bir noktaya geliyorsunuz ki Gökhan’ın nereye pas atacağını yada ne söyleyeceğini biliyorsunuz. Çok iyi bir birliktelik oluştu. Daha önceden de tanıştığımız için bu da saha içerisine olumlu yansır diye düşünüyorum.
Çağlar, bir poziyon olsa ve takım arkadaşların sana hafiften bağırsa sen bunu yanlış anlamazsın her halde. Bu anlamda arkadaşlık çok önemli değil mi takım içerisinde?
Çağlar: Kesinlikle öyle. Zaten bunun her zaman böyle olması gerekiyor. Bir büyüğünüz bir şey diyorsa mutlaka dinlemeniz gerekiyor. Dönüp gideceksiniz ve büyüğünüze cevap vermeyeceksiniz ki bir yerde saygıyı koruduktan sonra orada başarı da olur.
Antrenmanlar yordu mu seni?
Çağlar: Hızlı başadık. Bayağı tempolu geçiyor. Yorulmadım desem yalan olur yani.
Yeni teknik ekiple artık ikinci yılınız. Rijkaard’ın oyun mantalitesini biraz daha yakından tanıdınız artık. Bu yeni sezona nasıl yansır?
Gökhan: Bence artık geçmişe bakmamak gerekir diye düşünüyorum. En azından bir kez geriye bakabilirsiniz biz nerede hata yaptık demek için. Bunu düşünmeniz gerekiyor. Ama orada kalmamak gerekiyor. Çünkü yeni bir sayfa başladı artık. Yeni takım arkadaşlarımızla birlikte nerede hata yaptığımıza bakıp, elimizi taşın altına koyup, biraz daha fedakarlık göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Şuanda çalışmalara yeni başladık ama bunun meyvelerini toplamaya çalışıyoruz. Herşey olumlu ve pozitif ilerliyor. Zaten Rijkaard’ı geçen sezondan Sabri ile iyi tanıyoruz. En fazla bize görev düştüğünü düşünüyorum. Önemli olan futbolcunun sahada neler yapacağıdır. Teknik direktör taktiğini verir, çalıştırır ama önemli olan bizlerin neler yapabileceğidir. O yüzden bu sezon tüm takım arkadaşlarımla beraber Galatasarayımız için herşeyi yapmaya çalışacağız, Galatasaray formasına, armasına layık olmaya çalışacağız. Hocamızın taktiklerini en iyi şekilde sahaya yansıtmamız gerektiğini düşünüyorum.
Peki Sabri geçen sezon nerede hata yaptı Galatasaray?
Sabri: Bunun birçok nedeni olabilir ama aktörler bizleriz. Sahada bizler oynuyoruz. Mücadeleyi iyi yapamadığımız zaman, bir anlık hatalardan çok önemli puanlar kaybettik. Geçmişe bakıp ders çıkartmak güzel birşeydir ama geçmişe takılıp kalmakta kötüdür. Bizde geçen yıldan dersler çıkardık. Tabiiki bizim içinde üzücü bir sezon geçti. Rijkaard içinde bu böyleydi. Türkiye’de futbol zordur. Türkiye ligi kesinlikle kolay değildir. Saha içerisinde inanılmaz psikolojik bir savaş var. Etkilenmemeye çalışıyoruz ama ister istemez bu da bize yansıyor. Hocamızda geçen yıl bu zorluğu gördü ve artık daha tecrübeli. Rijkaard artık Türkiye’de ki herşeyi daha iyi tanıyor. Bence bu yıl herşey daha iyi olacak.
Nasıl korunuyorsunuz peki. Gazete mi okumuyorsunuz, televizyon mu izlemiyorsunuz?
Sabri: Ben genelde gazete okumuyorum televizyonu da arada bir açıyorum. Maç görüntülerini izliyorum ama ülkemizde öyle birşey ki maç bitiyor 20 tane televizyonda program yapılıyorsa 15’i aynı oluyor. Bir kanal gol derken öteki değil diyor. Değişik yorumlar oluyor. Biz izlemesek dahi bir sonraki gün birileri bize bunları söylüyor. Çok zor bir meslekteyiz. Hiç kimse demesinki futbolcular yan gelip yatıyor. O kadar para alıyorlar demesinler. Ben bu lafı diyenlere çok kızıyorum. Dediğim gibi Türkiye’de futbol oynamak çok zor. Bizde bu zorluk içinde işimizi yapmaya çalışıyoruz. Biz isteriz ki her zaman iyi yapalım ama işte her zamanda o şekilde olmayabiliyor. Herkes şunu bilsinki biz kötü bir sonuç alsak bile savaşarak, elimizden geldiğince mücadele etmeye çalışıyoruz.
Peki Çağlar sen Denizlispor’dan geldin. Şimdi büyük bir kulüptesin. Sabri ve Gökhan’ın bahsettiği baskılarla karşılaşacaksın. Bu baskılara nasıl göğüs gereceksin?
Çağlar: Dünyanın en iyisi dediğimiz futbolcularda yeri geliyor kötü maçlar çıkartıyorlar. Örneklerini Dünya Kupası’nda gördük. İniş çıkışlar mutlaka olacak. Bu arkadaşlarım benden daha tecrübeliler. Bende artık yavaş yavaş alışacağım. Bende bir şekilde bu yorumlara kulağımı kapatmaya çalışıcağım.
Sabri: Değerli yorumcu ağabeylerimizde var. Biz onlara kızmıyoruz. Biz eleştirilerden ders almasını bilen insanlarız. Ama bazen öyle eleştiriler oluyorki tabiri caizse belden aşağıya eleştiriler oluyor. Biz sadece bunlara kızıyoruz. Eleştiyi olumlu yöne doğru çevirmek zorundayız. Eleştirileden ders almak zorundayız. Ama art niyetli yorumlar olduğu zaman biz çok üzülüyoruz. Yorumculardan ricam tabiiki bizleri eleştirsinler ama futbolcunun karekterine yapısına dokunmasınlar.
Peki Gökhan yaşadığın omuz sakatlığı kronik mi yoksa şanssız bir şekilde üst üste mi yaşadın bu talihsizliği?
Gökhan: Her iki omuzumda çıkmıştı. Hem Beşiktaş’ta hem burada ameliyat olma şansım hiç olmadı. Biz fedakarlık yaparken bunlar konuşulmuyor. Biz ne zamanki sakatlık yaşadık bunlar su üstüne çıkıyor. Ama biz her zaman işimize bakmaya çalışıyoruz. Çok fazla eleştirilere rağmen ben 7 yıldır üst düzey takımlarda ve Milli Takım’da forma giyiyorum. Kalitem ve kapasitem belli. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Milli Takım’da ve takımımda oynadığım maç sayısı belli. Bunlar görülmüyor, negatif ve olumsuz yanlarımız görülüyor. Yinede biz herkese karşı saygı duyuyoruz. Panathinakos maçında talihsiz bir şekilde sakatlandım ve 6-7 ay önce omuz ameliyatı oldum. Şuanda gayet sağlıklıyım ve antrenmanlarımı yapıyorum. Her hangi bir sıkıntım yok diyebilirim. Galatasaray camiasında şampiyonluk yaşamak istiyorum çünkü taraftara ve camiaya borcum olduğunu düşünüyorum. Yeni sezonda elimden gelenin en iyisini yapacağım. Önemli olan Galatasaray’ın Türkiye ve Avrupa’da en iyi şekilde temsil edilmesidir.
Futbolcu bazen sıkıntılar yaşayabiliyor sakatlıklarla ilgili sen neler söyleceksin?
Çağlar: Ben de geçen yıl fıtık ameliyatı geçirdim ama bunu da nedense çok büyüttüler. Kendi adıma konuşacak olursam ben 3 yılda yaklaşık 90’a yakın maç oynadım. Yani maç bile neredeyse çok az kaçırdım. Sakatlıkta geçirmedim. Yani ufak tefek her futbolcunun sakatlıları oluyor bende onları yaşadım. Büyük sakatlık geçirmedim. Geçen sezon Süper Lig’in en çok oynayan futbolcusuydum. 4 maç sakatlıktan dolayı kaçırdım ondan sonra tüm maçlarda oynadım.
Peki futbolcu o sakatlık evresinde ne yapar, neler yaşar?
Çağlar: Yani yaşanan en büyük sıkıntı futbolu özlemesidir. Futbolu aşırı özler. İkincisi de vücudunuz formsuz kaldığı için o eski formuna kavuşabilmesi için normal oyunculardan daha çok çalışıyoruzsunuz.
Peki Sabri transferleri nasıl yorumluyorsun?
Sabri: Çağlar’ı anlatmaya gerek yok zaten. Onunla hep görüşüyorduk. Kendisi zaten burada olmakla kalitesini gösteriyor. Bence kendisi ülkemizin en iyi sol beklerinden biri. Bizim takımımızında ihtiyacı olan bir mevkiinin futbolcusu. Bize mutlaka katkı sağlayacaktır. Uzun yıllar Galatasaray’a hizmet edeceğiniz düşünüyorum. Diğer transferlerde hepsi birbirinden kaliteli oyuncular. Lorik zaten kendisini ispatlamış bir oyuncu. Hepimiz sahada savaşırsak kendide bunun takım için çok iyi olacağını söyledi. Galatasaray’da böyle bir huy vardır; yeni gelenler hemen kaynaşır. O da geldi ve hemen aramıza dahil oldu. Yabancılık çekmedi. Şuan herşey çok güzel tamamen bir takım halindeyiz. Yeni transferlerde camiamıza hayırlı olsun. İnşallah en iyi şekilde Galatasaray’a hizmet ederler.
Gökhan, sen neler söylersin yeni transferlerle ilgili? Çağlar’dan başlarsak?
Gökhan: Çağlar arkadaşımızın liderlik vasfı var, Denizlispor’da hem kaptanlık yapmış bir oyuncu, istikrarlı bir oyuncu, A Milli Takım’a kadar yükselmiş bir futbolcu. İnşallah Galatasaray’ımıza uzun yıllar hizmet eder ve faydalı olur diye düşünüyorum. Mehmet Batdal keza fiziğiyle ve gol vuruşlarıyla öne çıkan bir oyuncu. Çok beğendiğim bir oyuncu ben bir defans oyuncusu olarak söylüyorum. Ben Mehmet Batdal’ın geleceğinin çok parlak olduğunu, çok iyi bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. İnşallah o da Galatasarayımıza çok faydalı olur. Musa Çağıran keza çok genç bir oyuncu. O da uzun yıllar hizmet edecektir diye düşünüyorum. Yabancı oyuncu Lorik Cana, onunda kalitesi tartışılmaz, üst düzey liglerde, ülkelerde oynamış bir oyuncu. İnşallah bütün yeni gelecek arkadaşlarımızla beraber herkesin Galatasaray’ımıza faydası olur diye düşünüyorum. Yeni yabancılar hepsini baştacı etmeye hazırız. Zaten yerliler hepsi bizden birileri. Hepimiz beraber iyi bir arkadaşlık ortamı kurup, Galatasaraylılık ruhunu pekiştirip, bunu kendi içimizde hissedip, daha sonra bunu pozitif bir şekilde sahaya yansıtmak istiyoruz.
Arkadaşlık ortamı etkisini gösterdi, kampın ilk günüydü Dünya Kupası finalini pek çok futbolcu birlikte izlediler. Carlos Cuadrat ve Albert Roca Puyol yine takımı ihmal etmediler, ama İspanya kazandı, şöyle bir Dünya Kupası değerlendirmesini yaparsak neler söylersiniz?
Sabri: Güzel bir turnuva, güzel bir final oldu. Güzel bir maçtı, iki takımda her an gol atabilirdi. Maç uzatmalara gitti. Gayet güzel bir maçtı. Orada da izledik keyifli bir maçtı. İspanya kazandı. İspanya zaten şu anda Dünya’nın en pozitif futbol oynayan takımı. Futbolu güzelleştiren bir oyun sistemine sahipler. Çok da kaliteli oyuncular var, zaten bunu söylemeye bile gerek yok. Tabii İspanya Milli Takımı’nı izlerken her oyuncu veya her taraftar keyif alıyordur benim gibi. Güzel bir maç oldu.
Layığını buldu mu kupa?
Sabri: Ben bulduğuna inanıyorum. Kötü başladı İspanya. Gruplara hiç beklenilen gibi başlamadı. İyi mücadele etmedi ama ilerleyen turlarda oyun sistemini, rakibin üzerine baskı kuran, oyunu rakip sahaya yayan, topun kontrolünü %70‘e %30 sahip olma oranıyla inanılmaz tekniğe sahip oyunculardan oluşan bir takım. Hakettiğine inanıyorum ben çünkü İspanya’ya sempati duyan bir futbolcuyum. Çünkü onları izlerken oyun sistemleri olsun, futbolcuları olsun, oyun kapasiteleri olsun çok keyif alıyorum.
Çağlar bir yanda Albert Roca Puyol ve Carlos Cuadrat’lı İspanya, diğer yanda Rijkaard ve Neeskens’li Hollanda. Sen hangisini tuttun final maçında?
Çağlar: Kupayı kimin alacağı az çok belli oluyordu. İspanya kupaya kötü başladı dendi ama şu anda Dünya’nın en iyi futbolunu oynayan takım. Bu maçta Hollanda onların karşısında çok iyi mücadele etti. Maçın çok erken bittiğini düşünüyorum. Ben penaltılara kalmasını istiyordum. Dünya Kupası’nı İspanya’nın hakederek aldığını düşünüyorum.
Gökhan Zan, sen final maçı sırasında hocalarla en çok uğraşan isimlerden biriydin.
Gökhan: Dünya Kupası’ndan önce dört favori takımım vardı. İspanya, Arjantin, Brezilya ve Hollanda. Hollanda Brezilya’yla, Almanya’da Arjantin’le eşleşti. Ama iki takım kaldı dediklerim arasından. Hollanda’nın kazanması zor gibi gözükse de Robben’le yakaladıkları pozisyonları vardı. İki tane çok net pozisyon yakaladı. Kötü başlayan ama iyi bitiren bir İspanya oldu. Kötü başlayan bir Dünya Kupası vardı ama son 16’da iyi bir turnuva izledik. İspanya’nın çok iyi bir jenerasyon yakaladığını düşünüyorum. Daha çok can yakacaklarını düşünüyorum. Ama şunu da belirtmek istiyorum Milli Takımı’mız orada olmalıydı ve olsaydık çok iyi işler yapabilirdik diye düşünüyorum.
2014 Dünya Kupası’nı biz alamaz mıyız? Bu kupayı izlediğinizde biz şuralara giderdik zaten dediğiniz oldu mu?
Sabri: Biz zaten kalitemizi 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda gösterdik. Çok kaliteli bir ekibe sahibiz. Yeni gelen arkadaşlar da katılıyor. Öyle keyif veren maçlar oynadık ki o turnuvada taraflı tarafsız herkesin sevgisini kazandık. Gökhan’ın dediği gibi bu Dünya Kupası’nda olsaydık ileri gidebilirdik. En az yarı final oynayacağımızı düşünüyorum. İnanılmaz bir arkadaşlık var. Çok iyi oyunculardan kurulu bir takımız. Neden olmasın. Önümüzde 2012 ve 2014’teki turnuvalar var. Biz yeter ki en iyi şekilde mücadele edelim. Oyun sistemimizi ve mantalitemizi sahaya yansıtırsak bu iki turnuvada da iyi neticeler alacağımıza inanıyorum.
Çağlar, sen ne söylemek istersin?
Çağlar: Gerçekten Türkiye, Dünya Kupası’na yakışırdı. Orada olmalıydık. 2008’de ben yoktum ama izlerken, yerimde duramıyordum. Çok keyifli futbol oynuyorduk. Ben inanıyorum ki yarı final oynayacak kadar kaliteli bir takımız. Orada olmamız gerekirdi.
Gökhan Zan, 2014’e bakarsak?
Gökhan: Oraya yakışırdık. Önce 2012’ye bakmamız lazım. Hatta onun öncesindeki elemelere de bakmalıyız. Elemelerden çıkıp Avrupa Şampiyonası’na katılmalıyız. Takım olmalıyız. Bireysel oyunculardan kurulu takımlar var. Ancak takım olamıyorlar. Bizim hem bireysel hem de takım olarak iyi bir ekip olduğumuzu düşünüyorum. Bunu daha fazla pekiştirip, yeni hocamızla beraber takım halinde elemelerde başarılı olup 2008’de bıraktığımız yerden devam etmek istiyoruz.
Yeni sezonki Galatasaray’a değinelim. 14 günlük kampın sonunda nasıl bir Galatasaray izleyeceğiz? Fizik gücü çok yüksek bir takım olacağını ilk günden gördük. Yeni sezonda beklentiler neler?
Sabri: Bu sene geçen seneye göre daha tempoluyuz. İdmanlar daha ağırlaştı. Hocamızın bize oynatmak istediği taktiğe daha rahat alışacağız. Hocamız daha tam bir taktik belirlemedi. Şu ana kadarki idmanlarda bunu göremedik.
4-3-3 Türkiye’de fazla denenmedi. O sizi zorladı mı?
Sabri: Sistemler fazla zorlamaz. Hocanın verdiği taktiği disiplinli bir şekilde yerine getirdikten sonra sistemlerin bir önemi yok. Daha taktik antrenmanı yapmadık. Genelde kondisyon idmanlarımız oldu. Hazırlık maçımız var. Hocamız bu maçta nasıl bir taktikle oynacağını belli eder. Bizde onun verdiği görevleri en iyi şekilde yapacağız. Bu kampın sonunda ayın 25’inde döneceğiz. 29’unda da ön eleme maçımız olacak. Ona kadar en iyi şekilde hazırlanmak istiyoruz. Önümüzde 15 günlük bir süreç var. Yeni sezonda taraftarın izlerken keyif alacağı, maçı son dakikasına kadar bırakmayan, canını dişine takan bir Galatasaray izleteceğimize inanıyorum. Son iki sezondur elde ettiğimiz başarısızlıklar hem taraftarımızı hem bizi üzdü. Onlara karşı bir borcumuz var. Kendimizi affettirmek istiyoruz. Onları mutlu etmek için elimizden geleni yapacağız. Galatasaray’da başarı demek şampiyonluktur. İkincilik, üçüncülük başarı değildir. Biz de onların bu isteğini, arzusunu en iyi şekilde karşılamak istiyoruz. Keyifli, zevk veren, her maçı kazanmak için varını yoğunu veren bir Galatasaray geliyor. Bizi izlemeye hazırlansınlar.
Çağlar, hazırlık maçları çok sıkıntılı olur aslında, izleyici futbolcu üzerinde düşünür, dikkatleri üzerine çekeceğin için soruyorum. İlk hazırlık karşılaşmasına çıkacağınız için haliyle tam olarak da hazır değilsiniz, sen hem fiziksel durumundan bahsedersen iyi olur, hem de yeni sezon beklentilerini duyalım.
Çağlar: Sezon başı hazırlık kampında kondisyon yüklemelerinde futbolcu ister istemez idmanların vermiş olduğu yorgunluktan dolayı tamamen fizik kuvvetini ve koordinasyonunu kullanamaz. O yüzden de sezon başı oynanan hazırlık maçlarında futbolcu sıkıntı yaşar. İlla ki birçoğumuz sıkıntı yaşayabilir, bunu bilemeyiz. Ben buradan ne söylesem yalan olur, herkesin kendi performansı ve fikirleri var. Bir futbolcu bir maçla yargılanıp, yorumlanamaz. Ama yorumlayıp, yargılayanlar da olacaktır. Ben kendi adıma taraftarın biraz sabırlı olmasını diliyorum.
Gökhan, aslında Çağlar’a çok fazla da tavsiyelerde bulunmaya gerek yok sanırım, çok olgun ve kendini bilen bir futbolcu karakteri çiziyor.
Gökhan: Çağlar’ın zaten karakteri ve kapasitesi belli, kendini ispatlamaya ihtiyacı yok. Zaten Çağlar antrenmanlarda hocanın istediklerini sahaya yansıttıktan sonra kalitesi ve kapasitesi ortada zaten. Herkesin belli bir kapasitesi var, herkes onu aşmaya çalışacak. Çağlar’da bunu aşacaktır. Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Bu 14 günlük süreç içerisinde çalışacağız ve Kleve’yle bir hazırlık maçımız var. Rakibimize karşı ciddi bir oyun oynamalıyız, çünkü bu da 90 dakikalık bir maç. Herkes elinden gelenin en iyisini yapacaktır. Ama bu sadece adaptasyonu ve kondisyonu geliştirmek adına yapılan bir maç. Buradaki maçları en azından ayın 29’una kadar hazır olmak amacıyla yapacağız. Tabii ki herkes yorgun ve daha yorulacak, başta koordinasyon eksiliği olacaktır. Zaten maçlar bunları atlatabilmemiz için yapılıyor. Fenerbahçe maçına kadar herkes sıkıntılarını atlatır, o karşılaşmada da en ciddi mücadelemizi vereceğiz. Bütün aklımız, fikrimiz o maçta diye düşünüyorum. Hazırlık maçı olmasına rağmen yine rekabet olacaktır.
Sabri: Zaten dostluğumuz hiçbir zaman bitmiyor.
Gökhan: Zaten dostluk her zaman ön plandadır. Her zaman ilk sırada varolan birşeydir. Fenebahçe ezeli rakibimizdir, tabi hazırlık maçı da olsa onları yenmeye çalışacağız. Amatör takıma karşı da öyle oynamak zorundayız, ama Fenerbahçe maçının daha farklı olacağını düşünüyorum. Çünkü Galatasaray’a geldiğimde bunu hissettim, zaman geçtikçe daha fazla hissediyorum. Dediğim gibi ayın 29’una kadar, bu 3 haftalık süreç içerisinde hazır hale geleceğimizi düşünüyorum. Ayın 29’u itibariyle oynayacağımız UEFA Avrupa Ligi maçlarına kadar Galatasaray’a yakışır bir oyun oynayacak duruma geleceğimizi düşünüyorum.
Kendi fiziksel durumun nasıl?
Gökhan: Biliyorsunuz 6-7 ay önce ameliyat oldum ve takımdan uzak kaldım. Arada, tatil döneminde çalışmaya başladım. 1 haftadır arkadaşlarımla beraberim ve herkesin aynı seviyede olduğunu düşünüyorum. Kendimizi ve kapasitemizi zorlamaya çalışıyoruz. Dediğim gibi bu 3 haftalık süreç içerisinde ayın 29’una kadar özellikle ilk 2 hafta sakatsız bir şekilde, hocamızın vereceği taktikleri, oynayacağımız maçlara en iyi şekilde yansıtmak istiyoruz. Ama en önemlisi Galatasaray ruhunu ortaya koyan bir takım olmak istiyoruz. Bu sezon hem camiamızı, hem de taraftarımızı, Galatasaray’ımızı en iyi şekilde temsil edeceğimize inanıyorum.
Sabri derler ki ‘’Sezon başı yapılan yüklemeler, bütün sezonki performansı tamamen etkiler’’ Bu doğru mu? Ne kadar etkiler? Yani şimdi geçtiğimiz sezon da olumsuz yansımaları olduğu da söylendi. O üçünü bağdaştırırsak nasıl bir cevap verirsin?
Sabri: Tabii sezon başlarında yapılan idmanlar, sağlık kontrolleri ve testler, futbolcunun maksimum seviyesini ölçüp ona göre antrenman programı hazırlamaya yarar. Buradaki antrenmanlarda bayağı ağır yüklemeler oluyor. Tabi bunların faydalarını ilerleyen zamanlarda hissedeceğiz. Şu an ister istemez şikayet etsek, yorulduğumuzu söylesek de bunlar bizim için yapılan faydalı antrenmanlar. Tabi lige iyi bir şekilde hazırlanmak için bu evreyi geçirmemiz gerekiyor. Zaten ligin başında da çoğu takım hazır olmuyor, üçüncü dördüncü hafta takımdaki sistem oturmaya başlıyor. Çünkü ne kadar ağır idmanlar yapsak da maçtaki tempo çok daha farklı, idmanın önüne geçmiyor. Çünkü maç içindeki kondisyon, stres, psikolojik savaş hiçbir yerde yok. Sabahtan akşama kadar burada istediğimiz kadar koşalım, gerektiği kadar yorulmuyoruz. Maç kondisyonu bence çok önemli. Burada ağır idmanların yanısıra, yapacağımız 5 hazırlık maçı var. Onlar da maç temposunu yakalarsak hem elemelere, hem de lige iyi bir başlangıç yaparız. Dediğim gibi antrenmanlarımız çok iyi ve keyifli geçiyor. Yorucu geçiyor ama hiçbir zaman şikayet etmiyoruz. Bunun faydalarını ilerleyen haftalarda, lige başlarken hissedeceğiz.
O gücü depolamak tabi ki çok önemli?
Sabri: Depoyu doldurduktan sonra onu bütün sezona yayıyorsunuz. O maç temposu da oturduktan sonra zaten hiçbir sıkıntı yaşamıyorsunuz. Tabi arada ufak tefek ağrılar, sızılar olacak ama dediğim gibi önemli olan sezon başını iyi bir şekilde geçirmek.
O zaman sen geçtiğimiz sezonu çok iyi geçirdin, Rijkaard’ın açıklamasını hatırlıyorum ‘’Sabri çift motor takılmış gibiydi’’ diye. Bu sezon başı çalışmalarının etkisi değil mi?
Sabri: Sezon başı elimden gelenin en iyisini yapar, en iyi şekilde çalışırım. Yapımda da sürat olsun, koşu temposu olsun, zaten kendi özelliğim olarak var. Bir de üzerine bu antrenman programı da eklenince kendimi daha iyi hissediyorum. Bu sene de iyi bir performans sergilemek istiyorum.
Çağlar, sana da bir iki özel soru soralım, seni biraz tanıtmak açısından. Galatasaray’a geldin, burada önüne ilk koyduğun hedef nedir?
Çağlar: Sabri’nin dediği gibi Galatasaray her zaman şampiyonluğa oynar, yani ben de burada şampiyonluk yaşamak istiyorum. Birincisi bu. İkincisi, bu takımda sürekli oynayıp camiaya sürekli hizmet etmek istiyorum. Türkiye’nin bence en büyük takımı, başarı anlamında, camia anlamında Galatasaray’ın en büyük olduğunu düşünüyorum. O yüzden böyle bir takıma geldiğimdem dolayı çok mutluyum ve ben bu takımın formasını uzun süre giyebilmek için elimden gelen herşeyi hem sahada, hem de saha dışında vereceğim.
Kendi mevkiinde bir idolün var mı?
Çağlar: Çocukluğumdan bu yana beğendiğim iki tane çok iyi sol bek vardı. Birisi Hakan Ünsal, diğeri de Abdullah Ercan. İkisini de sol bek olarak izlemeyi çok severdim. Onlarla, onların futbolunu izleyerek büyüdüm. İkisini çok beğenirdim.
Sabri senin mevkinde en iyi kimdir, Maicon ya da Daniel Alves diyebilir miyiz?
Sabri: Ben Maicon’u tercih ederim, daha kuvvetli, ofansif olarak daha da önemli katkılar verebilen bir futbolcu.
Peki Gökhan senin var mı? Terry, Ricardo Carvalho ve Rio Ferdinand gibi isimler var.
Gökhan: Tabii ki kaliteli oyuncular var, bir tane seçemezsiniz. Çok kaliteli oyuncular var. Bunların kapasite ve kalitesi belli, çok fazla tartışmaya gerek yok. Onlar şu anda layık oldukları yerde, farklı bir mertebedeler. Biz de layık olduğumuz yerdeyiz. Mutlaka ‘’bu futbolcu gibi olayım’’ diye bir düşüncem, hiç kimse için olmadı. Bir sürü iyi defans oyuncusu var, Dünya’da çok kaliteli takımlar ve bu takımların savunmasını yapan çok iyi isimler var.
Çağlar’ın aslında tek alternatifi var gibi: Ashley Cole. Başka var mı?
Çağlar: Düşünüyorum ama bulamıyorum.
Ashley Cole’ü nasıl buluyorsun?
Çağlar: Çok kötü futbolcu deme şansım yok, çünkü çok kaliteki bir futbolcu ve Dünya’nın en kuvvetli takımlarından birinde oynuyor.
Sabri: Ben Evra’yla, Ashley Cole arasında bir karar verebilirim sol bek konusunda.
Gökhan: Benim mevkim içinde çok genç yaşında büyük başarılar elde eden Barcelonalı Pique’yi söyleyebilirim. Çok kaliteli, çok da genç bir oyuncu. Yakaladığı başarılara belki de bir daha hiç kimse ulaşamayacak. Barcelona’daki başarılarını Dünya Kupası zaferiyle tamamladı.
Çağlar: Sağ bek bakımından çok iyi iki tane var. biri Sergio Ramos, diğeri Sabri Sarıoğlu.
Çağlar, özel hayatında hobilerin neler? Nelerden keyif alırsın?
Çağlar: Özel hayatımda daha çok arkadaşlarımla zaman geçirmeyi çok severim. Takım arkadaşlarımla ya da çocukluk arkadaşlarımla zaman geçiririm. Ailemle çok zaman geçirmeyi severim. Fazla zaman bulamadığımız için sinemaya gitmek, izin günlerinde havuza girmek, yazın denize girmek diyebilirim. Trabzon’dan çocukluk arkadaşlarım var. İstanbul’a döndükten sonra onlar ziyaretime gelecek. Bu şekilde zaman geçiriyorum.
Gökhan Zan, yeni sezonla ilgili bireysel hedefin nedir? Taraftara bir mesajın var mı?
Gökhan: Hepimiz için inşallah hayırlı bir sezon olur. İyi şekilde başlayıp, herkese zevk veren bir Galatasaray izlettirmek istiyoruz. Bunu başarabilecek bir takım olduğumuzu düşünüyorum. Bu kapasiteye ve potansiyele sahibiz. Yaptığımız hatalardan ders çıkarıp bu sene ona göre hareket etmeliyiz. Bütün arkadaşlarımızla, yeni gelenler, yeni gelecekler ve gençlerle takım olup, Galatasaray gibi oynayıp, Galatasaray ruhunu sahaya yansıtarak şampiyonluk yaşatmak istiyoruz. İnşallah hem Avrupa Ligi’nde hem de Türkiye’de üst düzey başarılar elde eden bir takımın oyuncusu olurum. En büyük hedeflerimden biri bu.
Çağlar eklemek istediğin bir şey var mı?
Çağlar: Gerekenleri Sabri ve Gökhan söyledi. Yeni sezonda nasıl bir Galatasaray olacağından az çok bahsettik. Bu dediklerimizi yerine getirmek için de çalışıyoruz. Bunu bizi destekleyen herkese göstermek istiyoruz.
Sabri: Öncelikle bütün takımlara yeni sezon hayırlı olsun. Bütün takımların kampları başladı. Herkese kolay gelsin diyorum. Ben kendi kapasitemin de üstüne çıkarak varımı yoğumu sahaya yansıtarak, takımıma en üst düzeyde faydalı olmak istiyorum. Galatasaray’a yakışır bir şekilde mücadele edip, hiçbir zaman savaşmaktan kaçmayan, mücadeleden korkmayan, kazanmak için varını yoğunu ortaya koyan bir takım izlettireceğimize inanıyorum. Galatasaray camiasına bu yakışır. Bu camianın buna ihtiyacı var. Yeni sezona en iyi şekilde başlayıp, en iyi şekilde hazırlanıp, Galatasaray camiasına zevk veren ve camiamızı gururlandıran bir futbol oynayıp büyük başarılara imza atmak istiyoruz. Önümüzde üç hedef var. Turkcell Süper Lig, Ziraat Türkiye Kupası ve Avrupa Ligi. Hepsinde iddialıyız. Hepsini kazanmak için elimizden geleni yapacağız. Bunları kazanacak güce ve kaliteye sahibiz. Bizden başarı bekleyen taraftarımıza ve camiamıza en iyi şekilde karşılık vereceğiz. Onları mutlu etmek için her şeyi yapacağız.
Webaslan mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
Diğer Haberler
En çok okunan haberler
AVRUPA'DAN FUTBOL

Juventus'tan Brahim Diaz hamlesi!

Federico Chiesa'dan geleceği için açıklama!

Real Madrid'de Alvaro Arbeloa dönemi sona erdi!

Suudi Arabistan'dan Raphinha için 80 milyon euro!

Schalke, Loris Karius ile nikah tazeledi

Jose Mourinho, Borussia Dortmund'dan istedi!

Atletico Madrid, Sörloth'un bonservisini belirledi!

Rafael Leao'dan Al Hilal'e ret!

Real Madrid'den Calafiori için ilk adım

Nathaniel Brown'a dev kulüpler talip
























