Teknik Direktörümüz
Frank Rijkaard,
Galatasaray Televizyonu’nda yayınlanan Rijkaard’la Soru Cevap Programına Katıldı.
Frank Rijkaard geçen hafta milli maç
dönüşlerinin Galatasaray için sıkıntı olabildiğini belirtmişti. Milli Takım’a çok sayıda
oyuncu gidiyor. Yine öyle oldu ve Galatasaray sıkıntı yaşadı. Bu sıkıntı fiziksel bir sıkıntı mı
yoksa mental bir problem mi çıkıyor ortaya?İkisini de sayabiliriz. Hem mental açıdan hem fiziksel açıdan. Fiziksel açıdan biraz
daha ağır basıyor. Uzun zamandır oynayan birçok futbolcumuz var. Mesela bir Arda’yı sayabilirsiniz. Şu ana kadar yaptığı
maçlar 50’yi bulmuştur, tabi bu da kolay değil.
Galatasaray son 3 deplasman maçında da galip
gelemedi. Bunu bir sebebe bağlıyor mu hocamız yoksa maç maç değerlendirmek daha mı doğru olur?Bence deplasmanda oynanan
maçlar da daha fazla puan toplamamız gerekiyordu. Son oynadığımız
Eskişehirspor maçına dönersek iyi oynamadığımız bir maçtı. Buna da konuştuğumuz gibi yorgunluklar
etkili olmuş olabilir ama ne olursa olsun iyi futbol oynamadık.
Peki kadro seçimine
dönersek Kasımpaşa maçının çok benzeri bir kadroyla çıktı hocamız. Sadece Elano-Dos Santos değişikliği vardı. Zaten hocamız maç sonunda sebebini anlattı. Dos Santos’un milli maçtan dönüşü gecikti. Fakat iç sahada tempo yapabilen
bir takımdan, deplasmanda da aynı şeyimi bekliyordu. Kazanan kadro bozulmaz derler o kilişenin bir
örneğimi bu?
Tabiki saktlıklarında önemi var. Mesela
Eskişehirspor
maçında
Hakan Balta’nın sakatlığından dolayı Caner sol bek oynadı. Onun haricinde sizin de
belirttiğiniz gibi Dos Santos aramıza çok geç katıldı.
Saat farkından dolayı bir problem olabilir diye o
da sonradan girdi oyuna.
Kasımpaşaspor maçındaki futbol tatmin etti, o yüzden Eskişehirspor’a karşı benzer bir kadroyla
çıktı diyebilir miyiz?Kasımpaşa maçında oynanmış çok güzel bir futbol var, çok güzel bir performans var. Eskişehir maçına
baktığımızda Milli Takım’da bulunan oyuncular vardı. Fiziksel anlamda belki yorgunlardı diye nitelendirebiliriz. Bundan dolayı da birçok top
kaybı yapıldı. Ama ne olursa olsun tabiki bu bizim için bir bahane olmamalı. Bu tip maçlardan puan kazanmamız gerekiyor.
Eskişehirspor, Ali Sami Yen Stadı’nda oynanan karşılaşmada deplasmana gelmiş olmasına rağmen
çok ofansif bir kadroyla çıkmıştı. Geçtiğimiz hafta sonu ise kendi sahasında olmasına rağmen rakibini oynatmayan bir Eskişehirspor vardı. Bu hocamızda bir şaşkınlık yarattı mı? Çünkü ilk maça göre sonuçta bir takım
tedbirler almıştır.
Kesinlikle bir şaşkınlık yaratmadı çünkü Eskişehirspor’un zaten bu mentaliteyle oynayacağını biliyorduk.
Maçı seyreden hocalarımız da bize bu bilgileri verdi. Defanstayken birbirlerine yakın oynayan, ondan sonra kontratağa çıkan bir takım. O yüzden bir
şaşkınlık yaratmadı..
Eskişehirspor Galatasaray’ın hücum silahlarına
sıkı markaj uygulamıştı bu karşılaşmada. Hatta rakip oyuncular neredeyse Galatasaraylı futbolculara
yapışık oynadılar. Takım adına bu konu bir sıkıntı yaratmış olabilir mi?Eskişehir maçında günümüzde değildik. Sizin sorunuza
gelince evet rakibimiz ileri uçtaki oyuncularımızla çok yakın oynadı. Bundan kurtulmanın en önemli yolu hareketli olmanız gerekiyor. Ve topu
ayağınızda tutmanız gerekiyor, topa sahip olmanız gerekiyor. Ama ne yazıkki biz maçın başından itibaren birçok top kaybı yaşadık, top kaybı yaptık.
Bir tek Jo’yu sayabilirim ilk on birimizde oynayan oyuncular arasından.. Jo daha hareketliydi... Ama genel olarak günümüzde değildik.
Galatasaray’ın bir atağında topu elinle kesen oyuncuyla, golü atan oyuncu aynı isim. Ve belki de ikisinde de el kararı çıksa
kırmızı kartla oyun dışı kalacak ve maçın seyri değişecek.
Bu pozisyonlar
maç
içerisinde yaşanabilecek şeyler. Elle dokunduğu çok açık ama
hakem de herşeyi göremeyebilir. Eğer o
teknolojiye sahip değilseniz bu tip şeyler olabilir. Yani hakeme de birşey söylememek lazım. O görmeyebilir. Ama elle dokunduğu çok açık o
pozisyonda.
Peki o teknolojiye karşı çıkıyormu hocamız yoksa futbol, doğallığı içinde güzel mi diyor. Yoksa FIFA’nın,
UEFA’nın almak istediği birtakım kararlar var teknolojiyi daha çok futbolun içine sokmak gibi. Hangisinden yana hocamız?Bu
tabiki futbolun doğasında olabilecek şeyler. Ben fazla katılmıyorum teknolojinin olmasına. Teknolojide olsa sonuçta tekrardan yine son kararı bir
insan verecek. Ondan sonra tekrardan tartışılacak. Ama bu futbolun doğasında olan şeyler. Bence bu tip pozisyonlar, bu tip birkaç elle dokunma size
çok fazla
maç kaybettirmez. Maçı kaybetmenizin en büyük sebebi o gün iyi bir performans
gösterememenizdir. Yoksa bu tip pozisyonlar değil. Demin de söyledeğimiz gibi bu futbolun içerisinde olan birşey. Bence daha karışık bir durum olan
biliyorsunuz beşinci hakemi koyuyorlar çizgiye. Ve birçok görmesi gereken pozisyonu göremiyorlar. Bence 4 hakemle
maçlar idare edilebilir, beşinci hakeme gerek yok.
Bu dünyaca ünlü futbol adamını
bulmuşken, son zamanlarda yayılan bir dedikodu daha var ofsayt kaldırılacak diye. Bu konuda ciddi bir çalışma yapılıyor diye. Frank Rijkaard ne düşünür bu konuda?Ofsayt kuralının olması gerekiyor. Çünkü
ofsayt kuralını kaldırırsanız o zaman herkes geriye yaslanacak. Ve bundan dolayı da futbolun güzelliği ortadan kalkacak. Bu tip ofsayt kurallarının
hakemler bir toplantıya katıldığında, hakemler tarafından çıkarıldığı söylendi. Bence hakemlerden ziyade, futbolcuların, eki futbolcuların görüşleri
alınıp bu tip kararların alınması gerekiyor. Mesela uzun bir top geldiğinde ofsaytta bekleyen futbolcu vuramayıp mesela bir defans vurduğunda ve yan
hakem bayrağını kaldırdığında biliyorsunuz bütün taraftarlar üstüne geliyor. Bu iki üç kere olduğu zaman
tabiki yan
hakem de baskı altında bırakılabiliyor. O yüzden bence gereksiz bir karar.
Eskişehirspor karşısında Galatasaray, Kasımpaşa maçındaki rakip savunmanın
dengesini çok fazla bozamadı. Hücum oyuncuları Kasımpaşa maçında çok fazla yer değiştirerek etkili olmuşlardı. Katılır mı hocamız?
Deminde konuştuğumuz gibi aynı noktaya çıkıyoruz.
Eskişehirspor maçında günümüzde değildik.
Yoksa önde oynayan futbolcularımızın ne kadar kabiliyetli, ne kadar oyunun kaderini değiştirebilicek oyuncular olduğunu biliyoruz. Ama Eskişehir
maçında topu fazla önde tutamadık ve o gün günümüzde değildik.
Eskişehir’in golü bulduğu pozisyonda bir futbol izleyicisi
olarak ne tür dersler çıkartmamız gerekir?Defanstan topu aldığınız zaman eğer sırtınız rakibe dönükse dikkatli top almanız
gerekiyor. En azından bir çevre kontrolü yapmanız gerekiyor. Bu, tabii ki üzücü bir durum ama burada sadece bir kişiyi suçlamamak gerekiyor. Ben
burada kendimi ve takımı suçluyorum. Eskişehirsporlu oyuncu topa elle dokunmuş ama hakemi de suçlamamak gerekiyor. O da her pozisyonu
göremeyebilir. Bu
gol takımın bir hatası. Sadece
Mehmet
Topal’ın bireysel bir hatası olarak görmememiz gerekiyor. Sonuçta yarı sahamızda bir baskı var. Defansın belki de oraya pas atmaması
gerekiyordu. Top kaybından sonra hemen arayı kapatmamız gerekiyordu ama bu tip baskılar olduğu zaman biraz daha dikkat etmeniz gerekiyor. Bu tip
hataları yapmamanız gerekiyor. O yüzden biraz üzücü bir durum oldu. Evet oyuncu topa elle dokundu ama
hakem her pozisyonu göremeyebilir. O yüzden bizim bu tip hataları yapmamamız gerekiyor.
Kendisi hakem hakkında yorumunu pozitif olarak yaptı ama ortada bir gerçek var ki bu sene Galatasaray ellerden çok çekti. Ligin ilk yarısındaki Kasımpaşa maçında Ali Güneş’in gole giden
topu elle kesmesi, Atletico Madrid maçındaki el ve son olarak Eskişehirspor maçı. 3 tane el pozisyonu var.Bu tip kararlar verilebilir ama
eğer iyi bir performans gösterirseniz zaten bu kararların önemi de pek olmaz ve maça etki etmez. Ligin ilk yarısındaki Kasımpaşa maçına dönelim. Ali
Güneş topu elle çıkarttı ama takım o maçta iyi bir performans gösterdi ve maçı kazandı. O yüzden bu tip şeyler olabiliyor. Hakemi suçlamaktan ziyade
kendiniz iyi bir performans göstermeniz gerekiyor.
Yenilen ikinci gol hakkında ne
düşünüyor Frank Rijkaard? Rakip oyuncu çok rahat geçti defansı ve golü attı.
Rakip futbolcu çok rahat geçiyor ve çok iyi bir şut
çekiyor bunu kabul ediyorum ama bu şutu engellemek için burada yeterince agresif ve rakibe yakın oynayamamışız. Diğer taraftan, defans oyuncumuz hem
Milli Takım maçlarında hem de
lig maçlarında oynuyor. Milli
maçlar olduğu zaman Galatasaray’dan birçok futbolcu çağrılıyor. Bu da normaldir çünkü hepsi çok
kaliteli oyuncular. Ama eğer Milli Takım bir
hazırlık
maçı oynayacaksa akıllıca hareket etmemiz gerekiyor. Belki teknik direktörle konuşmamız gerekiyor olabilir. Oyuncularımızın 90 dakika yerine 45
dakika oynaması gerektiğini söyleyebiliriz. Böylece oyuncuların daha fazla diri kalmalarını sağlayabiliriz. Sonlara doğru yaklaştığımızda bu tip
konular hakkında çok hassas davranmamız gerekiyor. Eğer hassas olmazsak daha kötü görüntüler ortaya çıkabiliyor. O yüzden dikkat etmemiz gerekiyor.
Milli Takım’a bu kadar fazla oyuncu göndermek büyük bir gurur. Ne olursa olsun ligin sonuna yaklaştığımızda bunu bir dezavantaj olarak
görebiliriz. Sonuçta rakipleriniz sizi yenmek için bekliyorlar. Bütün bir hafta dinleniyorlar. Ama siz Milli Takım’a bir oyuncu gönderiyorsunuz,
hemen hemen hepsi ilk 11’de maça çıkıyor ve 90 dakika forma giyiyor. Bu da büyük bir dezavantaj oluyor. Bunu da düşünmek gerekir...
Giovani Dos Santos içeriye
katederek bir penaltı kazandırıyor. Bunun için neler söyleyecek?Gio’nun bu pozisyonda kanada doğru açılması kendisine
çok büyük bir avantaj sağlamış. Zaten bu tip defansif takımlara karşı oynadığınızda içeride çok fazla kalabalık olmaya gerek yok. Oyunu bütün sahaya
yaymanız gerekiyor.
Skoru değiştirecek vakit varken, Galatasaray atılan golden
sonra hep uzun toplarla sonuca gitmeye çalıştı. Taktiksel bir tercih miydi bu yoksa takım son dakikalarda kontrol kaybı mı yaşıyordu?Uzun toplar tabii ki kullanılabilir ama bunu kullanmak
için ileride uzun boylu oyuncunuzun olması gerekiyor. Kanatlardaki iki oyuncunuz da yakın durması gerekiyor. İkinci yarıda kullanılan bu uzun toplar
çok isabetli olmadı. Oyunu açmanız ve kanatlara yaymanız gerekiyor. Geriden uzun top atmadan ziyade, kanatlardan uzun toplar atılabilir. Maçtaki
bu tip seçimlerimiz çok fazla doğru olmadı.
Sezon boyunca tabii ki de mağlubiyetler ve kötü sonuçlar olacaktır. Eskişehirspor da zaten Galatasaray’a çok ters gelen bir takım. Bu kötü performansta en
çok kızdığı veya üzüldüğü nokta nedir?Dürüst olmak gerekirse 3 puan kaybı beni son derece üzdü. Beklemediğim bir şeydi.
Yenemiyorsanız bile en azından bir
beraberlik alınabilirdi. Bu tip kayıplar mutlaka üzüyor ama ne
olursa olsun hala iyi bir konumdayız. Artık bu maçı geride bırakıp, dersler çıkarıp önümüze bakmalıyız. Kalan maçlarımıza da iyi konsantre olmamız
gerekiyor.
Galatasaray şu anda 50 puanla lider durumda. Bursaspor’un 49
puanda ve 1 maç eksiği var. Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın ise 48 puanı bulunuyor. Nasıl değerlendiriyor
ligin son haftalarındaki kıyasıya mücadeleyi?Kesinlikle şampiyonluğa olan inancımız ilk günkü gibi devam ediyor. Fakat
şampiyonluk yolunda sadece bir takım yok. Birçok takım var. Bursaspor’u rakibimiz olarak
görebiliriz. Rakipler Bursaspor’a karşı büyük takımlara karşı oynadıkları gibi oynamıyorlar. Biz
şampiyonluk mücadelemizi sonuna kadar devam ettireceğiz. Şampiyonluğa olan inancımız sonsuz.
Önümüzdeki hafta rakip Ankaragücü. Vassel, Geremi gibi tecrübeli oyunculara sahip bir
takım. Sezonun ilk maçında Galatasaray maçı 3-0 kaybetmişti. Arda Turan da bu maçta kart cezalısı. Bu bilgiler ışığında rakibi nasıl bir karşılaşma
bekliyor?İyi bir takıma karşı oynadığınızı bilmek güzel birşey. Sonuçta ilk yarıda oynanan bir
maç var ve rövanşı da almak gerekiyor. Mental açıdan kendimizi iyi hazırlamamız gerekiyor. Amacımız bu maçı en
iyi şekilde atlatmak.