Üye Girişi Üye Ol
Makale Yaz
acg023
Bu haberi yazdır
Webaslan Makale Ana Sayfa
Sorunlara tek boyutlu bakmak
 Nis
11
 2017

Sezon başından beri dalgalı bir grafiğe sahip olan Galatasaray'ımız dünkü Başakşehir yenilgisiyle bizleri bir kez daha üzdü ve derin düşüncelere sevketti. Üst üste gelen başarısızlıklar da, taraftarımızı da bu sorunun ana kaynağını aramaya ve üzerinde kafa yormaya yöneltti işin doğrusu. Aslında bir çoğumuz bir süredir bu konu hakkında beyin fırtınası yapıyoruz. Senelerce futbol ile ilgilenmiş, federasyon bazında futbolun içinde bulunmuş birisi olarak tabi ki saha içerisindeki sorunlardan ve oyundan bahsetmek istesem de sorunlara tek bir pencereden bakmak çok yanlış olacaktır. 

       Elbette taktiksel ve stratejik olarak bir çok yanlış yapılsa da bu duruma geliş şekline bakmamız çok daha yerinde olacaktır. Yazımın başlığında da belirttiğim gibi bu sorunları tek boyut olarak ele almamız bizi esas soruna kesinlikle götürmeyecektir. Problemleri alt başlıklar halinde tek tek incelemek çok daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

1- Teknik Direktör İstikrarsızlığı

6 yaşından beri futbol izleyen, amatör olarak futbol oynamış, kitaplar okumuş ve antrenörlük eğitimi almış birisi olarak teknik direktör seçimlerinin ve değişimlerinin hem yönetimsel bazda hem de taraftarlarca oldukça hafife alınan ve üzerine rastgele konuşulan bir konu olduğunu görmekteyim. 2013'te Fatih Terim'in ayrılmasından ardından (emanetçi hocaları saymazsak) Mancini, Prandelli, Hamzaoğlu, Denizli, Riekerink ve Tudor ile beraber 3.5 senede tam 7 hoca değişmiş. Üstelik hepsi oyun anlayışı ve futbola bakış olarak tamamen farklı anlayışlarda antrenörler. Şimdi oyuncu grubunun yaşadığı ani değişimleri, kondisyon programlarını, taktik idmanları düşündüğümüzde olayı daha net kavrayabiliyoruz. En son, en taze örneği verelim. Kazanlılan bir maçın ardından Riekerink oyunculara 2 gün izin verirken, Tudor maçın ardından statta rejenerasyon idmanı yaptırıyor. Oyuncuların 3.5 senede 7 kez bu değişime maruz kaldığını bir hayal edin, ne demek istediğimi anlarsınız.

2- Transfer hataları

Özbek yönetiminin korkunç hataları olsa da Galatasaray'daki facia hatalar Aysal yönetiminin sonlarında da yapılıyordu. Öncelikle bir şeyi tamamen yüceltirken ötekini tamamen yerin dibine sokma huyumuzdan vazgeçmek gerek. Özellikle Mancini döneminde yapılan hatalı ve yüksek maliyetli transferi unutmamalı. Tarık Çamdal, Veysel Sarı, Ontivero, Salih Dursun, Burdisso, Hajroviç ( Telles hariç) hiç birinden verim alınamadığı gibi büyük zararlar edildi. Önceki dönemlerde Riera'ya verilen senelik 3 milyon avro veya Sercan Yıldırım'ın bonservisine ödenen 3.6 milyon avro, Furkan Özçal'a ödenen paralar başarılı olunduğundan göz ardı edildi.

Ancak Özbek yönetimi de bundan geri kalmadı ve yönetimsel zaafiyetlerinin yanı sıra A takımımızı tabiri caizse GS formasını hayal edemeyecek oyuncular ile doldurdu. Grosskreutz ve Sighthorsson transferleri ise kamuoyunda takımımızın, deyim yerindeyse karizmasını çizmekten öte hiç bir şeye yaramadı. Özbek yönetiminin transfer politikasını uzun uzun tartışmaya gerek yok. Tek bir örnek her şeyi göz önüne seriyor. Trabzon'dan kovulan Cavanda'ya 1.8 milyon Avro verip transfer etmenin akıl ve mantıkla bağdaşması mümkün değil. Levent'te 5 yıldızlı bir otelde Trabzon'un İstanbulda kaybettiği her maç sonrası, üstündeki ter soğumadan gelip alem yapan bir oyuncuya GS formasını layık görmek ancak bu yönetime yakışırdı. ( Kaynak: Şahsım)

3- Yönetim zaafiyeti 

Canı her sıkıldığında sportif direktör değiştiren, Cüneyt Tanman'ı getirip kovan, yerine Mehmet Özbek'i getiren, ardından Hamzaoğlu'nun görevine son verip yerine Denizli'yi getiren, ve onunla devam etmeyi vaad edip Alp Yalman'ı ikna ettikten sonra onlarla da yolları ayıran, Levent Nazifoğlu'nun Beyaz TV'deki malum programa konuşmasını bile engelleyemeyen bir yönetimde zaafiyet olmadığını iddaa etmek abesle iştigaldir. Üstelik Galatasaray'ın tüm varlıklarını yok pahasına peşkeş çekmek, geleceği kurtarmak değil geleceği ipotek etmektir. Kritik Beşiktaş derbisini göz göre göre Pazartesi oynamak da bu zaafiyete örnektir. Galatasaray futbolun lokomotifidir. Hiç bir döneminde, hele de böylesine başarısız bir federasyona karşı, bu kadar güçsüz kalmamıştır, kalamaz da. 

Sözün özü takımımızın sorunları 4-4-2'nin 3-5-2 'nin çok ötesinde. Bir futbol insanı olarak gönlüm daima bunları tartışmakta. Ancak ne yazık ki gerçekler bunlar. Renkdaşlarımızı sabırlı olmaya ve takımımıza küsmemeye davet ediyorum. İsimler geçer, Galatasaray kalır.

Saygılar Sunarım.





Yorum Yaz

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
Webaslan Twitter Webaslan Google+ Webaslan Facebook Page Webaslan RSS Webaslan iPad Webaslan Mobil
reklam
Yazarın diğer yazıları
Son Girilen Makaleler
dizzyboy
| 15 Ağustos 2017 |
rdeniro
| 09 Ağustos 2017 |
emre34
| 09 Ağustos 2017 |
zeus3335
| 09 Ağustos 2017 |
dizzyboy
| 08 Ağustos 2017 |
En çok yorumlananlar
| 3 yorum | 04 Ağustos 2017 |
yasinkahriman
WEB ASLAN