#476398 - Wed Sep 01 2010 16:20 PM
Re: Medyametre
[Re: xanthos]
|
Kayıt tarihi: Mon Aug 10 2009
Mesaj: 41
Yer: edirne
|
Jovanovic i bosuna getirmez prekazi bence....
|
|
Üst
|
|
|
|
#476402 - Wed Sep 01 2010 19:36 PM
Re: Medyametre
[Re: AslAnibal]
|
3 Büyük Yok Tek Büyük Var Oda GALATASARAY
Yeni üye
Kayıt tarihi: Fri Nov 07 2008
Mesaj: 309
Yer: İstanbul
|
Renktaş Prekazinin haberi Milliyette ... kimsenin inandığı falan yok... burada takımımızla ilgili çıkan haberlerden foruma gelenleri haberdar ediyoruz...
Renktaş ben senin gazetedeki haberleri burda paylaşmana zaten bir laf söylediğim yok.Ayrıca benim yazdıklarım sana değilki , bu haberlere gerçekten itibar eden renktaşlar var sayfaları okursanız kimlerin itibar ettikleri zaten ortada. Tek tek isim yazmaya luzum görmüyorum , üstüne alınacak birşey yok , başlıklar altında kimseyle tartışmaya , sataşmaya girmem zaten.Okuduklarımı görüyorum , yazıyorum ve kendi düşüncelerimi dile getiriyorum.Ama diyorsanki bende inanıyorum üstüme alıyorum ozaman lafım senide bağlıyordur renktaş. Son olarak dersenki senin görüşün beni veya kimi niye bağlasın , zaten bağlaması için değil , aynı takım uğruna görüşlerimizi paylaştığımızdandır.
|
|
Üst
|
|
|
|
#476433 - Fri Sep 03 2010 00:59 AM
Re: Medyametre
[Re: Renato]
|
GALATASARAY
Müdavim
 
Kayıt tarihi: Sat Dec 22 2007
Mesaj: 1169
Yer: KAYSERİ
|
Galatasaray Başkanı Adnan Polat, NTVSpor'da yayınlanan % 100 futbol programında Rıdvan Dilmen ve Güntekin Onay'ın sorularını yanıtlıyor.
Programın girişinde Galatasaray Kulubü'nün mali ve idari konuları ayrıntılı bir şekilde masaya yatırıldı. Polat yapılan projelerden ve bu projelerin Galatasaray'ın geleceği için taşıdığı hayati önemden bahsetti.
-Türkiye'de başkanlık çok zor bir görev ve bir gelirde getirmiyor. Neden bu kadar zor bir görevi yapıyorsunuz? "Galatasaray'a olan aşkımdan dolayı başkanlık görevini yapıyorum. 92-96'da Galatasaray'da görev yaptım. Aradan geçen yıllardan sonra bir televizyonda yardım programında 10 dakikada 2 milyon dolar toplamıştım ve borç ödenmişti. O gün yapılan bir ankette katılımcıların yüzde 93'ü göreve geri gelmemi istedi. O programdan sonra Sayın Özhan Canaydın bana geldi ve göreve geri gelmemi istedi. Özhan Başkan çok ısrar etti ve beni tekrar Galatasaray'a döndürdü. Kulübün mali, idari ve sportif başkan yardımcısı oldum. Kulübün çok sıkıntılı bir dönemiydi. Rahmetli Özhan Bey'le birlikte omuz omuza bir mücadele verdik. O iki seneden sonra kulüp rahatlayınca görevi bırakmak istedim. Özhan Bey rahmetli olunca görev bana düştü. İşin biraz da kader tarafı var. 2008'den beri görevimin başındayım.
Bir insanın ulaşabileceği en üst mevkii Galatasaray Başkanlığıdır. Bu kadar önemli bir mevkii de bulunmanın da sıkıntıları var, bu sıkıntıları çektiğim için de pişman değilim."
-Mali ve idari olarak Galatasaray'ı bir dünya kulübü yapmak için neler yaptınız? "Sürdürülebilir bir sportif başarı isteniyorsa mali ve idari olarak sağlam bir yapıya sahip olmanız gerekiyor. Bir banka size teminat mektubu vermiyorsa ya da en basitinde bir otel sizi kampa almıyorsa siz bu problemlerle uğraşırken sportif anlamda bir başarı yakalayamazsınız. Bunlar 4 sene evvel olan şeyler. Biz rahmetli Özhan Bey'le bunun kavgasını verdik. En önce yapısal değişime gitmek gerekti. İdari olarak revizyon gerekiyordu.
Dört senedir iki şirketi birleştirmek için uğraşıyorduk, bu iş için dört senedir mesai harcıyoruz. Bir ay önce sermaye kurulu iki şirketin birleşmesine müsada etti. Tahmin ediyorum önümüzdeki üç beş günde bu birleşme işi bitmiş olacak. Galatasaray'daki şirketlerin birleşmesi on şampiyonluğa bedeldir. Bundan sonra Galatasaray gelirlerini kendi ihtiyaçları için harcayacak. Bundan sonra gelirlerini halka açık olmadığı için dağıtmayacak.
İletişim A.Ş. ve Pazarlama A.Ş.'yi de birleştirme kararı aldık. Her şirketin yönetimindeki arkadaşlar istifa edecek ve birleşmeyi sağlayacağız. 28'den yönetici sayısı 14'e düşecek.
Beş büyük projeden biri şirket birleşmesiydi. İkinci proje Riva'ydı. Riva'nın imar durumu çıktı, ruhsatı alında şu anki değeri 250-300 milyon dolara çıktı. O bölgedeki tek ruhsatlı arazi bizim arazimiz. Üçüncü büyük porjemiz ise stat ihalesiydi. Stada başlarken burada stat mı olur diye başlandı, daha sonra stadı yapamazsınız dediler. Statta dört beş ay sonra maç oynanacak. O zaman da ee stat yapmakta ne varki zaten diyecekler. Olsun ne derlerse desinler aldırış etmiyorum.
"F.BAHÇE BİZDEN 210 MİLYON DOLAR FAZLA KAZANDI"
Fenerbahçe 7 yıldır Şükrü Saracoğlu Stadı'nda maçları oynuyor. Fenerbahçe her yıl stattan bizden 30 milyon dolar fazla para kazanıyor. Bu da 7 yılda 210 milyon dolar yapıyor. Buna rağmen Fenerbahçe futbolda bizden daha fazla şampiyonluk kazanamadı. Birleşme bitti, riva ruhsatını aldı, satta bitmek üzere, idari yapılanma bitmek üzere. Finansal olarak da en yakın rakibimizle rekabet edebilmeliyiz.
Dört sene önce gelirimiz 70 milyon dolardı, şu an 184 milyon dolar, bir kaç yıl içinde 250 milyon dolar geliri bulmak istiyoruz. Avrupa'daki büyük kulüplerle bu yarışı yapacaksak sağlıklı bir büyüme yaşamamız lazım. UEFA kriterleri yakında çok büyük tehlike olacak, biz geleceğin planlarını yaparak gidiyoruz. Tüm takımlarımız ayağını yorganına göre uzatmalı.
Galatasaray TV, mobile ve Galatasaray kredi kartı projelerini de hayata geçirdik.
Türkiye'de herkes Galatasaray deyince futbolu düşünüyor. Ama futbol buz dağının gözüken kısmı. Galatasaray'ın geleceği için alt yapıyı çok sağlam yapmamız gerekiyor.
Galatasaray sadece futbol kulübü değil, lisemiz var, üniversitemiz var. Bütün bunları yan yana getirince 25 milyonluk bir aile ortaya çıkıyor. Bunun gözüken tarafı da Galatasaray futbol takımı ama dediğim gibi önce alt yapımızı ve finansal unsurları sağlam yapmamız lazım. Daha sonra kalıcı başarılar gelecektir.
"BAŞARISIZLIĞIN İLK SORUMLUSU BENİM"
-Son yıllarda futboldaki başarısızlığı neye bağlıyorsunuz? "Son iki senede şampiyon olamadık bu benim için çok büyük hayal kırıklığı. Son iki senede yapılabilecek tüm transferleri yaptık ve ciddi bütçeler ayırdık. Bir yıl beşinci, bir yıl üçüncü olduk. Bu bizim için büyük başarısızlık. Hiçbir mazaret ortaya koymak istemiyorum. Başta ben olmak üzere, Haldun Üstünel, Adnan Sezgin ve teknik ekibimiz bu işin sorumluları. İki sene önce yarım sezon defanssız oynadık, geçen sene forvetsiz oynadık. Bu sene yine şanssız başladık. Çağlar geldi sakatlandı, Pino sakatlandı, Harry Kewell sakatlandı. İki transfer gecikti diye Avrupa Kupası'ndan elenip, ligde iki mağlubiyet almadık. Bu sene kötü başlamamıza rağmen, ligi iyi bitireceğimizi düşünüyorum."
G.SARAY'IN BEKLEYEN PROJELERİ
-Galatasaray mali olarak uzun yıllardır sıkıntı yaşıyor. Ne zaman Galatasaray mali olarak rahatlayacak? "Şu anda da mali olarak çok rahat değiliz. Ancak iki yıl sonra pozitif nakit akışına geçeceğiz. Stadın inşaatının bitmesiyle birlikte şu an herşeyiyle hazır olan ve bekleyen projelerimiz var. Çadırın olduğu araziye iş merkezi yapacağız. Kalamış'taki eski binamızı yeniden yapacağız. Voleybolcularımıza Florya'da yeni bir salon yapacağız. Basketbol için bulduğumuz bir aramizim var, 6 bin kişili bir salon yapacağız. Sağolsunlar 12 milyon dolarlık yatırımı GSİYAD yapacak. Kulüp binasını yeni stadımıza taşıyacağız. Alışveriş merkezi projemiz var. Stat bitince Riva'yı da ihale yapacağız. Riva'dan gelecek gelirler cari harcamalarda değil, Galatasaray'ın yeni gayrimenkul kazanması için kullanılacak."
ARDA TURAN OLAYI
-Arda Turan'ı neden satmadınız? "24 saat kala Arda'nın menajeri beni arayıp Arda'ya çok ciddi bir teklif var dedi. 24 saat kala Galatasaray'ın kaptanını hiçbir kulüp ve hiçbir takım alamaz. Söylenen o ki Atletico Madrid'in bir yöneticisi Arda ile görüşmüş. Bizim böyle bir durum gerçekse Arda'yı ayartmaya çalıştıkları için onları şikayet etmemiz gerekiyor. Aldığımız bilgiler böyle bir şeyin olmadığı yönünde. Atletico Madrid Başkanı'nı arayıp bu işin aslını soracağım. Buna göre gerekeni yapacağız. Kimse Galatasaray'ın kaptanını bu Real Madrid ve Chelsea'de olsa son anda gelip alamaz. 11 değil isterse 20 milyon Avro versinler. Arda'nın Türk Telekom Arena'da kaptan olarak bir kupa kaldırmasını çok istiyorum. Yangından mal kaçırır gibi Galatasaray Kaptanını almaya geliyorlarsa kimse hayal kurmasın."
"KEITA İÇİN BARDAĞI TAŞIRAN DAMLA..."
-Keita ve Mehmet Topal'ı neden sattınız? "Esasında Keita 9 milyon gibi bir rakama gitti. Rijkaar da Keita'nın kalmasını istemedi. Mesela Kewell milli takıma gidiyordu verilen tarihte geliyordu, Keita Afrika'ya gidiyordu verilen tarihten iki gün sonra geliyordu. Keita kurallara uymuyordu. Ama bardadığı taşıran son damla oynadığımız Gençlerbirliği maçından hemen önce kimseye haber vermeden Fransa'ya oradan da milli takım kampina gitmesi oldu. Futbolcunun sadece iyi olması değil, ahlaklı olmasına da bakıyoruz. Mehmet Topal iki senedir gitmek istiyordu. Çok iyi futbolcuydu ama son iki sene içinde kafası yurt dışında olduğu için arzulananı bir türlü veremedi. Biz de bu nedenle gelecek olan ilk ciddi teklifte onu göndermek istedik. Valencia'dan teklif geldi ve biz de onu gönderdik."
|
|
Üst
|
|
|
|
#476461 - Mon Sep 06 2010 17:42 PM
Re: Medyametre
[Re: ONUR1905]
|
Yeni üye
Kayıt tarihi: Tue Jun 12 2007
Mesaj: 450
|
Arda ve Jovanoviç olayının gerçek yüzüMillete haber lazım ya… Galatasaray da dört koldan alaşağı edilecek ya… Çıktı yine geyik muhabbetleri ortaya… 9106 Eylül 2010 Pazartesi - 14:44 Sporx.com Millete haber lazım ya… Galatasaray da dört koldan alaşağı edilecek ya… Çıktı yine geyik muhabbetleri ortaya…
Jovanoviç'i getiren Prekazi'ye Galatasaray ayıp etmiş! Arda'ya Atletico'nun transfer teklifi sahteymiş… Yönetim Arda'yı satmalıymış… Arda bundan sonra morali bozulur oynamazmış... Çocuğu yok yoluna şizofren edecekler!
Çatsanıza Aziz Yıldırım'a… Güiza ellerinde kaldı, Kazım madara oldu… Son gün Fener de Yobo'yu aldı… Aykut Kocaman'la Fener Avrupa'da iki kere küme düştü! Serkan Kırıntılı son gün geldi. Bunları örnek diye söylüyorum. Kınadığımdan ya da Fener'i yermek için değil! Beşiktaş'tan da örnekler verebilirim… Hem de çoook…
Barça'dan da… ManU'dan da… Arsen Wenger'den de… Herkes hata yapar ama yıkmak amacıyla pusuya yatıp beklenmez! Galatasaray'a öyle yapılıyor. Hani; kedi, avını yakalamak için karnını yere yapıştırır, uzar, kuyruğunu iki yana sallayıp avının üzerine atlamaya hazır bekler ya… Medya da, Galatasaray'ın içindeki bazı kişiler de işte aynen böyle bekliyor. Galatasaray'ın bir boş anını yakalasak da üzerine atlayıp yesek diye!...
Koskoca Galatasaray bir futbolcu simsarına feda ediliyor Kimdir Cevat Prekazi yahu!... Galatasaray Beograd maçını anlatırken bile futbolcu pazarlamak için yarım yamalak Türkçesiyle laf düşüren bir futbolcu eskisi… Koskoca Galatasaray onun sırtından bile yıpratılıyor!
Neymiş… Prekazi'nin kakalayacağı futbolcuyu yönetim almamış! Geçin Prekazi'nin saflarına, Vurun Galatasaray'a…
Bre insaf! Ribery gibi futbolcu elden kaçtıktan sonra zamanın yönetimini bile bu kadar suçlamadınız! N'oluyorsunuz yahu! Bu kadar mı korkuyorsunuz Galatasaray'dan? Devirmek mi istiyorsunuz koca kulübü? Kendinize gelin birader!
Ne işi var Hakan Şükür'ün HAVET mitinginde? Konuşsanıza hepiniz… Susmasanıza… Ne işi var Hakan Şükür'ün Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yanında Diyarbakır'da… HAVET mitinginde… Hakan Şükür, milletvekili mi, Spor Bakanı mı? Diyarbakır AK Parti sorumlusu mu, Diyarbakır Emniyet Müdürü mü? Mitingde Türk futbolu mu tartışılıyor? Meydanlarda maç mı var yoksa? Neden Hakan Şükür orada? Yazsanıza bunu…
Yazamazsınız. Başbakan'la kötü kişi olamazsınız… Hakan'la kötü kişi olamazsınız…
Bulmuşsunuz Arda'yı gidiyorsunuz üzerine… Gazeteciyseniz Atletico palavrasıyla Arda'nın üzerine değil, olayın üzerine gidin!
Gidemezsiniz. İçinize, kemiklerinize işlemiş yalakalık! Güçlüye laf edemezsiniz. Sindirilmişseniz eğer o zaman Arda için de Polat için de Galatasaray yönetimi için de konuşmayın!
Ödleklere bu dünyada yer yok. Siz böyle olduğunuz için bu ülke Atatürk'ü arıyor. Atatürk köylünün fikrine bile müracaat ederdi… Köylü milletin efendisidir diyen de Atatürk'tü… Ne efendi olabildiniz ne köylü bilgeliğine sahip olabildiniz. Taşra kurnazı olarak kaldınız… Büyük şehirlerde koltuk sahibi olabilmek, işinden edilmemek uğruna nokta kadar menfaat için virgül gibi eğildiniz. Mahvettiniz Türk futbolunu. Kurtuluşu yıllardır kafa kopartmakta buldunuz. Yollayın Polat'ı kovun Rijkaard'ı…
Temcit pilavı gibi bunları söyleyenler de Babıali üstatları! Pıh!...
Düşün Galatasaray'ın yakasından yahu! Bıkmadınız mı hala güçlülerin arkasına sığınıp güçsüzlere vurmaktan!...
Akıllı olun. Mert olun, dürüst olun…
Şimdi Hakan Şükür olayını da ters çevirip kafama geçirmeye kalkarsınız siz… Tayyip Bey doğrusunu yapıyor. Hakan Şükür bu ülkede sevilen bir sporcu, millet onu bağrına basmış bir kere… Başbakan da onun sevgisinden yararlanıyor. Çok doğal ve akıllı bir iş. Psikolojik bir şey… Bir de bakarsınız Hakan Şükür bu ülkeye Futbol Federasyonu Başkanı olur… Spor Bakanı olur. Nasıl yazar olduysa, nasıl yorumcu olduysa bakan da olur…
Ne diyordu Michele Platini… Sporu yönetenler sporun içinden gelmeli… Çok doğru. İşte Spor Bakanı Faruk Özak… Mükemmel. Hakan Şükür neden olmasın. Bugün dünya siyaseti, toplumu etkileyenlerin elindedir. Siyaset de pazarlama işi. Karalofça antlaşmasının maddeleri artık para etmiyor. Amerika istedi mi her yer bombalanıyor…
Arda'yla ilgili haberi eğip bükeceğinize, Galatasaray'ı taşlayacağınıza, dedikodu yapacağınıza bu ülkenin gerçeklerini yazın. Korkmayın.
Doğruyu söyleyenler 9 köyden kovulsa da halk arasında çok itibar görürler. Ben görüyorum. Siz siz olun doğruyu söyleyin. O zaman sizi Başbakan da sever, Hakan Şükür de… Eminim onlar da beni severler… Dilini ve aklını iyi kullanın insan sevilir. Olayları saptıranlar ise lanetlenir.
Bakın başlıkta ne var; Arda ve Jovanoviç olayının iç yüzü… Esası teşkil eden detaylardan ötürü daha konuya giremedim.
Naylon Süren de unutulmasın! Galatasaraylı bir çok eski yönetici de her olayda yönetim aleyhine konuşuyor. Galatasaray'ı ele geçirecekler ya…. Buradan Faruk Süren'e sesleniyorum; Sayın Başkan size ‘Naylon Süren' diye başlık attırdıklarını unutmayın! Galatasaray'a UEFA Kupası, Süper Kupa kazandırdıktan sonra resmen hedef tahtası olmuştunuz. Yok yere sizi ufaladılar. Sonrası on yıldır hüsran! Süren başta kalsaydı bugün Galatasaray da uçardı, taraftar da mutlu olurdu… Onun için diyorum ki; yönetimlere köstek değil destek olun. 1994'ten bugüne gelen süreçte en masum kişi Adnan Polat. Çünkü en son ve en az görev aldı. Unutmayın; Alp Yalman başkanlığındaki Adnan Polat, Sezgin dönemi bırakın borcu repoda para bırakarak gitmişlerdi… Gitmek durumunda bırakılmışlardı… Açtırmayın kutuyu söyletmeyin kötüyü…
Süren Galatasaray markasını yaratan büyük başkan. 2001'de gittiğinde borç yetmiş milyon dolardı… Mehmet Cansun hisse satışlarıyla bu borcu daha da aşağı indirdi… Bugün borç 300 milyon dolar… Bu borcun son iki senesinde Polat var. Ve Galatasaray kurtuluşa doğru adım atıyor. Bunları söylerken Adnan Polat'ı, Sezgin'i korumuyorum. Yaşanmışlıklardan örnekler veriyorum karar sizin. Bunları bütün medya da biliyor ama susuyor!
Bazen insan kurumları sahiplenir korurken görevdeki yönetimleri de korur hale düşüyor… Bu yönetimlerin içinde hatalı olanlar varsa onları da sahiplenir gözüküyor. Şu çok iyi biline ki benim kişilerle işim yok. Galatasaray koskoca bir camia… Üzerinde güneş batmayan insanlar topluluğu, çünkü dünyanın her yerinde bir Galatasaray Derneği var. Galatasaray korunması gereken seçkin ve büyük bir camia her ne kadar onu çökertmek isteyenler varsa da…
Galatasaray yedi bayramdır belini doğrultamıyor Camia Faruk Süren'in alaşağı etti Galatasaray yedi bayramdır belini doğrultamıyor. Faruk Süren de kıskançlık yüzünden sırtından vurulmuştu. Yapmayın ama! Sahip çıkın biraz kulübe. Galatasaray Türk futbolu için var. Yıkın onu geriye gurur duyacağınız bir şey kalmaz. Galatasaray bu ülkenin sportif kültürüdür. Yok ediyorsunuz bu kültürü… Başta Hıncal Uluç! Ve şürekası…
Adnan Polat ve Sezgin gitmedikçe bu Galatasaray düzelmez diyor Hıncal! Pervasızca ve Allah'tan korkmayarak! Peki Hıncal; Süren gitti de düzeldi mi? Aradan da on yıl geçti üstelik… Meydanı boş buldukça atıyor Hıncal… Ne yapalım; Bu ülkede körler sağırlar birbirini ağırlar.
Şimdi Fenerliler de çıkıp ‘biz yok muyuz' diyecekler… Dert bir değil ki… Galatasaray bu ülkenin sportif kültürüdür dedim ya; Şimdi Fenerliler de çıkıp ‘biz yok muyuz' diyecekler… Beşiktaşlılar da… Trabzon ve diğerleri de…
Evet, Onlar da en az Galatasaraylılar kadar değerli kulüpler. Camialar… Ama ben şimdi Galatasaray'ı anlatıyorum. Galatasaray'ın değerlerini ortaya dökmek diğerlerini sıfırlamak anlamına gelmez ki… Yeri gelir Fener'i de Beşiktaş'ı da diğerlerini de yazar, överiz. Yazacağım zaten.
Kendi başıma bir misyon üstlendim. Seversiniz sevmezsiniz. Ben gazeteciyim ve her takımı yazarım. Öyle kafatasçılık yok!
Bakın ne hale geldik; Herhangi bir kimse bir takımı överken veya eleştirirken Galatasaray dedikten sonra diğerlerinin hışmına uğramamak için, camialardan korkup, hemen onların da adını geçiriyor ki tepki almasın. Yoksa tepki kapıda… Bilmemnesevenler Derneği, ya da bir başka şehir takımının halkı ayağa kalkıyor sen nasıl böyle söylersin ‘hesap ver' diye…
Kimse de demiyor ki; Ben suç işlemiyorum ki bir başkalarının da adını geçirip gönlünü alayım.
Durum vahim arkadaşlar! Doğruları söyleyen taşlanıyor. Aksi gibi üslup farkı da göz ardı ediliyor. Camiaları karıştıran, toplumu birbirine düşüren; agresif, müfteri, saldırgan, futboldan nasibini almamış, kulüpleri birbirine düşürmek için yazı ve söylemlerinde birilerini aşağılayıp, ötekini göklere çıkaranlardan değilim. Etrafa hakaret edip, kafa tutan ve bu tavırlarıyla okuyucudan bedava prim bekleyen ahlaksızlardan da değilim! Doğru bildiklerimi söylemeye devam edeceğim… Türkiye'nin buna ihtiyacı var.
Atletico Madrid'in teklifi doğru ama son dakikada Olayı aynen aktarıyorum; 30 Ağustos'ta saat 21.30'da İspanyol kulübünden Galatasaray Kulübü'ne bir faks geliyor. ‘Arda Turan'a talibiz. Bonservis bedeli için 11 milyon euro verebiliriz. Bunu da üç senede öderiz.' Yönetim derhal durumu değerlendirmeye alıyor; ‘Futbol değeri tartışılmayacak oyuncumuz Arda Turan için Atletico Madrid Kulübü'nün üç senede ödenmek üzere yaptığı 11 milyon euroluk teklifi zamansız ve gayri ciddi buluyoruz. Ayrıca Kaptanımız Arda'yı da bu yıl hiçbir kulübe vermek istemiyoruz. Kendisiyle de konuştuk ve tam bir uyum içinde karar verdik. Arda Galatasaray'ın kaptanıdır ve değeri hem maddi hem manevi büyüktür. Hocamız Rijkaard da yeni senede ondan çok şey beklemektedir. Bu yüzden A. Madrid'in teklifi reddedilmiştir.'
Bu da benim yorumum; Bu kadar değerli bir futbolcunuz varsa o ana kadar hiç görüşmemiş olduğunuz bir kulübe transferin son gününde hem de faks yoluyla oyuncu satar mısınız? Medya bunu neden sorgulamıyor ki… Galatasaray ve Arda'yı bu kadar hafife almaya kimin hakkı var. Yönetim doğruyu yapmıştır.
Jovanoviç, Güney Kıbrıs'ta 2. Lig'de oynuyordu… Olaylara bakın! Nasrettin Hoca fıkrası gibi; Nasrettin Hoca eşeğini isteyen komşusuna ‘eşeğim yok' der… Tam o sırada eşek ahırdan anırmaya başlar… Komşusu; Hocam yalan söyleme bak eşek burada, anırıyor işte deyince Hoca; A be oğlum benim sözüme inanmıyorsun da eşeğin sözüne mi inanıyorsun der…
Benim medyam da Galatasaray yönetimine değil, Cevat Prekazi'nin lafına inanıyor! Jovanoviç konusuna bu fıkra yeter ama…
Olay şu; Beograd-Galatasaray maçında, Belgrad'da, Prekazi Galatasaray yöneticileriyle konuşuyor. Amacı futbolcu pazarlamak. Öyle Galatasaray'ın illa futbolcu falan aradığı yok. Prekazi'ye aman bize futbolcu bul diyen de yok!
Nitekim Prekazi, başka gazeteci-yorumcu yokmuşçasına Beograd-Galatasaray maçını tv'de yorumluyor. Görevi de çok zor aslında. Bir tarafta alt yapısından ekmek yediği Beograd, öte yanda bir zamanlar ekmek yediği takım Galatasaray… Prekazi bu arada maç yorumlarken Jovanoviç isimli bir futbolcuyu da Galatasaray'a pazarlamak için laflar ediyor. Ne ilgisi varsa?
Sonradan dedikodular başlıyor. Adnan Polat ya da bir başka yetkili önemli değil sonuçta Galatasaray adına; ‘belki tutar' diye Prekazi'ye al oyuncuyu gel deniyor. Ortada bir bedel yok. Dikkat edin; Prekazi gelirken kimseye haber vermiyor ve saman altından su götürüyor. Ne zaman ki Galatasaray olumsuz cevap veriyor Prekazi Galatasaray başkanına ve yönetimine hakaretler yağdırmaya başlıyor! Medya da Prekazi'ye itibar ediyor, Galatasaray'a kambura yatıyor.
Kim bu Prekazi yahu! Galatasaray mecbur mu her getirilen futbolcuyu almaya!...
İki menecer 1 milyon euro istiyor Olayı aktarıyorum; bonservisi elinde olduğu söylenen Jovanoviç için toplantıya giriliyor; Toplantı'da; Adnan Polat, Murat Yalçındağ, Adnan Sezgin, Jovanoviç'in iki meneceri, Cevat Prekazi de var. Bir isim daha var hatırlayamadım. Bir süre görüşülüyor ve iki menecer Galatasaray'dan bir milyon euro istiyor. Sırf menecerlik parası olarak. Galatasaray da olmaz diyor. Bize böyle söylenmedi. Görüşme bitiyor, Jovanoviç alınmıyor.
Jovanoviç kim; Jovanoviç 25 yaşında bir Partizanlı. Son dört senede ancak 30 kez forma giymiş… Sakat mı, değil… Bir ara Güney Kıbrıs 2. Ligi'nde bile forma giymiş… Menecerlik parası sadece bir milyon euro. Siz olsanız alır mısınız?
Boş verin bir bardak suda fırtına koparanların laflarına…
|
|
Üst
|
|
|
|
|
|
0 kayıtlı (),
10
Guests and
24
Spiders online. |
|
Key:
Admin,
Global Mod,
Mod
|
|
|