Feldkamp geldi, bezdirildi gitti.. Skibbe getirildi, defedildi.. E simdi? Simdi de Büyük Kaptan´i getirdiler. Hem de ok yaydan coktan cikmis olmasina ragmen.. Derenin ortasindayiz, ati degistirdik, ama kizmak kimin haddine; önceki bindigimiz atin esekten üstün tarafi yoktu (mecaz olarak anlasilsin lütfen).
---
Bu kulübün, futbolu adam gibi kavramis bir kolu yok mudur? Yahu Skibbe kimdir Yaradan askina? Ille stajyer alacaksiniz, e kulübün icinden bulunsaniza bir aday? Ya da en azindan ülke icinden, ülke futbolunu, senin takimini az cok bilen bir stajyer.. Skibbe kim yahu?
Böyle tercihler ve secimler yapan bir yönetim anlayisina ben bugünden sonra nasil güvenebilirim ki?
Bülent Korkmaz gelmis.. An itibariyle göz boyamaktan baska birsey degil. Allah onu Hagi gibi, Ümit Davala gibi harcanmasindan korusun artik, ne diyelim..
Neticede kimseden sezonun su evresinde bir Lippi´yi veyahut Scolari´yi (imkansiz da degildi gerci) getirmesini beklemezdim bir iki gün icinde, dolayisiyla bu evredeki yapilmis B. Korkmaz transferine pek itiraz edecek lüksümüz olmadiginin bilincindeyim. Ama söyle su son 24 saat icerisinde yasadigimiz olaylar hasebiyle icimizde olusmus adrenalin sarhoslugundan biraz arinirsak; B. Korkmaz kimdir peki? Teknik/taktik dehasi nereye kadardir? Simdiye dek teknik direktörlük babinda ne gösterebilmistir? Skibbe´den teknik/taktik olarak ne derece üstündür?
Ha, Skibbe´den kötü olmayacagini ben bile garanti edebilirim. En az onun kadar teknik/taktigi vardir Kaptanin, arti olarak ülke futbolu hakkindaki kusursuz bilgisi ve Galatasaray´a olan sevgisi. Ama bunlar nereye kadar götürecek? Teknik/taktik bilgisi ne derece yeterli olacak..??
Vesair vesair.. Zaman gösterecek.. Su asamada sadece Skibbe´den kurtuldugumuza sevindim. Ama basimizda hala Skibbe gibi adamlari bu takima emanet edebilecek kafalar oldugunu hatirlatmaktan da - üzüntüyle de olsa - kendimi alamam..
Bülent Korkmaz hayirli ugurlu olsun. Insallah görevini layigiyla yerine getirir. Umarim dengeli bir kisilik görüntüsü sergiler; ne oyuncularin oyuncak babasi olur (Skibbe), ne de öcü üvey babasi olur (Feldkamp).. Disiplinse disiplin, sevgiyse sevgi, hersey dogal olsun, "sert olacagim" diye general edebiyati yapilmasin, veyahut "oyuncularimla samimi ve arkadas olacagim" diye yagcilik, sahte yakinlik olmasin, en önemlisi futbol üst düzeyde anlatilabilsin ve ögretilebilsin. Galatasaray gibi üst düzey, Avrupa hedefleri olan bir takimin teknik direktöründen de en azindan bekleyebilecegimiz sartlar bunlar.. Su ana dek bu sartlari bile yerine getiremeyen iki teknik direktör sundu bizlere mecvut yönetim.. Bakalim ücüncüsü üstesinden gelebilecek mi...
---
Su hale bak, gülsek mi aglasak mi

Söyle ki; ligin tartismasiz en büyük iki kulübü Galatasaray ile Fenerbahce tam sefil sefalet bir durum icerisinde.. Birisi maliyla, digeri ise parasiyla rezil olmakta.. Bolluk icinde yokluk yasayan iki gariban kulüp konumundalar.. Ligi götüren ise yarinina temiz üst yetistirecegi dahi mechul olan bir orta Anadolu kulübü, üstelik 8 puan farkla..
Haydi hayirlisi...