Terim; "eleştiriyi kesin" diyor ama…
21.05.2008
Slovakya maçından aklımda kalan sahneler çok az;
Sabri’nin sıfıra inip zor pozisyonda ortası, rakibin kafa pası ve Hakan Balta’nın mükemmel vuruşu… Ne goldü ama!...
Sol bek Hakan’ın sokulup gol pozisyonu yakalaması da bana Real Madrid’in oyununu ve Roberto Carlos’un gençlik yıllarını hatırlattı…
Gerisi hazırlık maçı… Ama bu kez kazanılmış bir maç; 1-0
Aklımda kalan öteki noktalar;
İlk 11’in seçimi, aslar kenarda yedekler sahada?
Ya da kadronun hepsi as Fatih Hocam takım seçiminde bunalıyor.
Kalemize yediğimiz üç kafa darbesi var ki birer karış kenarlara gitse, Rüştü’nün üzerine gelmese kafadan üç gol var!
Hadi Rüştü kurtardı diyelim…
Lakin, rakibe de o kafalar vurdurulmaz!
Defansımızdan çıkan bütün toplar Gökhan’ın ‘son çare’ darbeleri gibi cansiperane hamleler sonucu ileri vurulan toplar…
Şuursuz…
Defansımızın kafa vuruşları tömbeki fokurdaması…
Sahada futbolun ruhuna en uygun isim Memet Aurelio… O da kiralık milli…
Bir de Ka-Kazım’ı beğendim… Soğukkanlı hamleler yaptı, ortaları güzeldi, alan değiştirdi ama sivrisinek saz!
Mehmet Topal biraz,
Tuncay yine hamarat kız rolünde, etkisi köfte-piyaz!...
Rakip kale önünde haylaz mı haylaz…
Hala anlamış değilim ki neden hazırlık maçı yapılır?
Neden altışar oyuncu değişir.
Neden?
Esas takım nerede?
Üç gün sonra EURO 2008 başlayacak ve sen Christiano Ronaldo’lu Portekiz’e karşı oynayacaksın! Artık esas takım belli olmuş olmalı. Dünkü takım hala alaturka bir zihniyeti yansıtıyor. Bunlar bizim çocuklarımız, ayrı gayrı olmaz… Hepsine şans vereceğiz ki son durumu görelim.
Ne son durumu, ne görmesi…
Bunlar bizim çocuklarımızsa kapasitelerini bilmemek ayıp!
Hele ki, İmparator Terim nasıl bilmez? Nesini görecek Semih’in, Emre Aşık’ın, Gökdeniz’in , Emre Belözoğlu’nun…
Kim nerede oynayacaksa koy oynasın!
Doksan dakika oynasın. Ne demek on dakka oyna çık, öteki de oynasın… Okul müsamere takımı mı bu!
Herkes sahne alacak, kimsenin gönlü kalmayacak diye bir türlü Milli Takımımızın gerçeğini göremiyoruz.
Galibiyete rağmen tatmin olmadım!
Son üç hazırlık maçında esas takım oynayacak ki bunların beraberlik anlayışı, takım olma ruhu, huyu suyu bir olsun…
90 dakika beraber olacaklar ki tempo ayarlansın…
Entegre bir oyun sergilensin.
Böyle kopuk kopuk şampiyonaya gidilir mi?
Nerede Nihat?
Nerede kaleci Volkan?
Nerede gezen, ileri doğru patlayarak giden, süratle adam geçen, kaleye vuran ileri ucun!
Bıdı bıdıyla olmaz bu iş!
Halla taşra zihniyeti hakim…
Maçı anlatanlar da Slovakya ekolünden bahsediyorlar… Rakibe cila veriyorlar ki zor bir takıma karşı Milli Takımın iyi olduğu fark edilsin!
Ne ekolü yahu! Slovakya çerez. Kayda değer bir adamı yok. Ama TRT’li, kardeşim ve de Ömer yırtınıyor Slovakya da Slovakya diye… Oysa esas rakip Çek Cumhuriyeti, Portekiz…
Ne sistemi? Kandırmayın bizi…
Maçı dikkatle izledim; bu futbol bizi başarıya ***ürmez! Oyun konseptimiz yok!
Zaman zaman bir şeyler yaptık ama bu oyunun futbol olduğunu aklım kesmiyor.
Sonra bir de olmayanlara bakıyorum, onlar biraz daha ‘esas çocuk’ gibime geliyor.
Mehmet Topuz, Mehmet Yıldız, Fatih Tekke, Ümit Karan…
Fatih Terim; ‘onlar benim sistemime uymaz’ diyorsa ona da şaşarım!
Bu oyunun sisteme bağlı bir yanı yok ki onlar uymasın!
Saldır, saldır, saldır,
Dengeli saldır…
Aman defans emniyetini bırakma…
Aurelio ve Mehmet Topal dönüşümlü ileri çık…
Üçüncü bölgede top kaybedebilirsin ama bir ve ikide asla!...
Çok koşun, yardımlaşın…
Kanatları kullan, orta yap;
Semih vursun!
Hepsi bu!
Maçta tek şut Mehmet Topal’dan, dağlara taşlara…
Dağınık bir futbol, temposuz…
Takım oyunu yok!
Bireysel zenginlik hiç yok!
Nihat da yok!
Servet sakat, Hamit sakat, hele hele Gökhan Gönül sakat, Uğur Boral sakat…
N’apıcaz İsviçre’de?
Uyarıyorum bu futbolda iş yok!
Yine kendimizi kandırıyoruz.
Çağdaş futbol bu değil!
Osman Tanburacı
www.sporx.com