Mehmet Demirkol'un Lincoln hakkındaki yazısı:
CANAYDIN'I KURTARDI AMA...
Galatasaray, imkansız gözüken bir transferi bitirdi. Çoğunun söylediği gibi Hagi'den sonra ilk kez bir 10 numaraya imza attırdı.
Gerçi ikinci Terim döneminde Felipe sol bekten bozma bir 10 numara olarak takıma kazandırılmış ve ayrılana kadar taraftarın gönlünü çelmişti, ama bugün imza attırılan oyuncu bu mevkide, 5 büyük ligden birinde ve Şampiyonlar Ligi'nde kendini ispatlamış olan Lincoln.
Bu transferin, takımın futboluna yapacağı katkıdan çok, iç barışın sağlanmasındaki rolü önemli. Şunu kabul edelim ki taraftar içten içe Canaydın yönetiminin bu ya da benzer bir transferi yapmasını olanaksız görüyordu. Fenerbahçe - Schalke maçlarıyla Türkiye'de tanınan, daha sonra Alman Ligi'nin canlı yayınlarında hayran toplayan 28 yaşındaki Brezilyalı'nın Türkiye'de belli bir ünü var.
Bu değere imza attırılabilmiş olması taraftar ve Canaydın arasındaki buzların belli oranda erimesine yol açacak. Geçen yıl sonunda tamamen kopan ilişkiler, bir iki benzer transferin daha yapılmasıyla yeniden çok sağlam bir şekilde kurulabilir.
Zidane seviyesinde
Artık Galatasaray'ın çok iyi bir frikikçisi, oyunun her anında takıma destek veren bir beyni var. Lincoln zaman zaman başına iş açabilecek kadar da sert. Topla ya da topsuz hızlı bir oyuncu ve karşısındaki, rakip kim olursa olsun birebirde geçmeye cüret ediyor. Durup yardım beklemiyor. Savunmacı için zor bir oyuncu çünkü karşısına aldığında çok şey deneyebilir. 30 metreden şut bile atabilir.
Ancak bana kalırsa en önemli özelliği sürekli oyunda olmasına rağmen hızla yer değiştirerek kendisini kaybettirebilmesi. Bir anda savunmanın hiç düşünmediği bir yerde ortaya çıkıyor. Bu hücumcu orta sahalarda olduğunda rakip için çok can sıkıcı bir silah. Abartmıyorum bu özelliği Zidane seviyesinde.
Arkasında Linderoth'la kağıt üzerine sağlam bir hat oldu. Tabii onlara destek verecek Linderoth'tan daha iyi ileri oynamayı bilen, Lincoln'den daha sert bir 3. orta sahayla mükemmel bir ekip olabilirler.
Tabii ki soru işeretleri var. Her şeyden çok disipliniyle (hem saha hem saha dışı) tanınan Kalli'yle nasıl anlaşacakları kafa kurcalıyor. Büyük oyunu bir yana, problemli, sık ceza alan, anlaşması zor, keyfine düşkün ve yenilgiyi asla kabul etmeyen, işler kötü gittiğinde önce kendisini kurtarmayı seçen bir Lincoln izledik bugüne kadar. Şimdi Kalli'yle nasıl anlaşacaklar?
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
fb odaklı bir yazar olmasına rağmen Mehmet Demirkol'un futbol bilgisine hep saygı duymuşumdur. Ancak bir kırmızı kart ve ardından gelen 5 maçlık cezayı bu kadar dramatize etmenin ne anlamı var anlayamadım? Bu cezaları bütün futbol kimliğine mal etmek doğru mudur? Her insan sinirine yenilip hata yapar ve bundan kendine bir ders çıkartır.
Ayrıca disiplin bireysel değildir, atmosfer meselesidir, takımın bütünleşmesidir. Kalli o atmosferin mimarı olacaktır. Hatta inanıyorum ki Kalli sayesinde Hasan Şaş (bile!) küllerinden yeniden doğacak. Feldkamp'ın geçen sene Zaman gazetesinde kendi yazdığı şu yazıyı da okumanızı tavsiye ederim. [color:"red"] [/color]
Web Sayfası: Karda yürümek Galatasaray'ı kaynaştırmıştı